Kütüb-i Sitte Hadis-i Şerif ( 1551-1560 )

1551 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) dort umre yapti: 1- Hudeybiye umresi, 2-Muteakip sene Zilkade ayinda yaptigi umretu'1-kada, 3-Ciirrane'den yapti-gi umre, 4- (Veda hacci sirasinda) hacc ederken yaptigi umre."
Tirmizi, Hacc 7, (816); Ebu Davud, Menasik 80, (1993); Ibnu Mace, Menasik 50, (3003).

1552 - Hz.Urve (rahimehullah) demistir ki:
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) uc umre yapti: Biri Sevval ayinda, ikisi de Zilkade ayindadir."
Muvatta, Hacc 56, (1, 342).

1553 - Imam Malik'e ulastigina gore: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) uc sefer umre yapmistir:1- Hudeybiye senesinde, 2- (Hudeybiye yilini takip eden) kaza senesinde, 3-C'urrane senesinde"
Muvatta, Hacc 5, (1, 342).

1554 - Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) anlatiyor:
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) aramizda oldugii halde biz Veda haccindan bahsederdik ve Veda haccinin ne oldugunu bilmezdik. (Veda haccinda Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Allah'a hamd ve sena edip sonra da Mesih Deccal'i mevzubahis etmisti, sozu onun hakkinda epeyce uzatip sunlari da soylemisti:
"Allah'in gonderdigi her peygamber, ummetini onunla korkuttu. Hz.Nuh (aleyhisselam) ve ondan sonra gelen butun peygamberler onunla korkuttular. Bilesiniz o, aranizdan cikacaktir. Onun se'ninden (yapacgi icraatler) hic bir sey size gizli kalmayacak. Cunku sizlere gizlemez. Rabbinizin gozu kor degildir. Halbuki onun sag gozu kordur. Onun gozu pertlek bir uzum gibidir.
Haberiniz olsun! Allah sizlere birbirinizin kanini, malini haram kildi, bunlar,su gunlerinizin, su beldenizdeki haramligi gibi haramdir.
Acaba teblig ettim mi?" (Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in bu sorusuna cemaat hep bir agizdan:
"Evet" diye cevap verdi. Bunun uzerine uc sefer:
"Ya Rab sahid ol! Ya Rab sahid ol! Ya Rab sahid ol!" dedi ve tekrar cemaate yonelerek:
"Vah size! -veya eyvah size!- Benden sonda donup birbirlerinizin boyunlarini vuran kafirler olmayin!" dedi."
Buhari, Hacc 132, Edeb 43, 95, Hud 9, Diyat 2, Fiten 8; Muslim, Iman 119, (66).

1555 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor:
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam), saclarini tarayip yagladiktan, rida ve izarini giydikten sonra Medine'den ashabiyla birlikte ayrildi. Rida ve izar cesitlerinden, vucudun cildine boyasi gecen za'feranla boyanmis olanlar disinda hic bir seyi yasaklamadi. Boylece Zulhuleyfe'ye geldi. Orada devesine bindi. Devesi onu Beyda sirtina cikarinca O (aleyhissalatu vesselam) da, Ashab'i (radiyallahu anhum) da telbiye getirdiler. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) kurbanligina takisini takip nisanladi. Bu is, Zilkade ayinin sondan besinci gununde cereyan etmisti. Mekke'ye Zilhicce'nin dordunde indi. (Ilk is) Beytullah'i tavaf etti, Safa ve Merve arasinda sa'yde bulundu. Kurbanligi sebebiyle ihramdan cikmadi. Cunku ona (kurbanlik alameti olan takiyi) takmisti. Sonra Mekke'nin Hacun yanindaki en yuksek yerine indi. Artik hacc icin telbiye getiriyordu. Kabe'ye onu tavaf ettikten sonra, Arafat'tandonunceye kadar hicyaklasmadi.Asabina ise, Kabe'yi tavaf etmelerini, Safa ile Merve arasindasa'yetmelerini emretti, sonra saclarini kisaltarak ihramdan cikmalarini emretti. Butun bu emirler, beraberinde kurbanlik olaraktakilanmis devesi olmayanlar icindi. Beraberinde hanimi bulunanlara, hanimlarida helaldi. Keza koku ve elbisede helaldi."
Buhari, Hacc,21,70,128

1556 - Hz. Ali (radiyallahu anh) anlatiyor:
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Arafat'ta vakfe yapti ve: "Burasi Arafat'tir, vakfe yeridir, Arafat'in her yeri vakfe yeridir" dedi.
Sonra gunes batar batmaz ifaza yapti. (Arafat'i terketti). Devesinin terkisine Usame Ibnu Zeyd (radiyallahu anhuma)'i bindirdi. Efendimiz (aleyhissalatu vesselam), -halk saginda ve solunda (develere telasla vururlarken) onlara donup bakmadan her zamanki sukun ve rifk halini koruyarak eliyle isaret edip: "Ey insanlar! Sakin olun" diyordu.
Sonra Cem'e (Muzdelife'ye) geldi. Orada iki namazi da (aksam ve yatsi) beraberce kildirdi. Sabah olunca Kuzah tepesine gelip uzerinde vakfe yapti.
"Burasi Kuzeh'dir, vakfe yeridir. Cem'in tamami vakfe yeridir!"dedi. Sonra oradan ayrildi, Muhassir vadisine geldi. Devesine vurdu. Deve dort nala kosarak vadiyi gecti. Orada durup, amcasi Abbas (radiyallahu anh)'in oglu Fazl'i devesinin terkisine aldi.
Oradan Cemretu'l-Akabe'ye geldi ve taslama yapti. Sonra menhara (kesim yerine) geldi:
"Burasi menhardir (kurbanlarimizi kesecegimiz yer), Mina'nin her tarafi menhardir" buyurdu. Has'am kabilesinden genc bir kadin gelerek:
"Ey Allah'in Resulu! Babam yaslanmis bir ihtiyardir, Allah'in hacc farizasi kendisine terettup etmektedir. Ben ona bedel hacc yapabilir miyim?" diye bir sual sordu. Resulullah (aleyhissalatu vesselàm):
"Babana bedel hacc yap!"cevabini verdi. Bu sirada eliyle, devenin terkisinde bulunan Fazl'in basini buktu. Amcasi Abbas (radiyallahu anh):
"Ey Allah'in Resulu! Amcanin oglu Fazl'in basini niye buktun?" diye sordu.
"Ikisini de birer genc goruyorum. Onlar hakkinda seytanin serrinden emin degilim!" dedi. Derken bir adam daha gelip:
"Ey Allah'in Resulu, ben tras olmazdan once ifaza tavafini yaptim!" dedi.
"Tras da ol, bunda mahzur yok!" cevabini aldi. Derken bir baskasi daha gelip:
"Ey Allah'in Resulu, ben taslama yapmazdan once kurbanimi kesmis bulundum!" dedi.
"Taslarini da at, bunda bir mahzur yok!" cevabini aldi. Sonra Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Beytullah'a geldi, onu tavaf etti, sonra zemzem'e geldi ve:
"Ey Abdulmuttalibogullari, eger halk size bunun uzerine galebe etmeyecek olsa mutlaka cekerdim" dedi."
Tirmizi, Hacc 54, (885).

IRTIDAD VE YOL KESME HADDI

1557 - Zeyd Ibnu Eslem (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Dinini degistirenin boynunu vurun."
Imam Malik, bu hadisi Muvaffa'da Akdiye 15, (2, 736)kaydeder ve hadis hakkinda su aciklamayi sunar: "Bu hadisin manasi sudur: "Her kim Islam'dan cikarak zindiklik ve benzeri bir dine girecek olursa, kendisine galebe calindigi takdirde oldurulur. Oyle birine tevbe teklif edilmez. Zira gercekten tevbe edip etmedigi bilinemez. Cunku bunlar (galebeden once) kufurlerini gizleyip, Musluman olduklarini ilan ediyorlardi. Ben, boylelerinin kufru, delille subut buldugu takdirde tevbe etmeye cagirilmalarini uygun bulmam, (tevbe etse de kabul edilmemeli)." Devamla der ki: "Bizim nezdimizde, esas olan sudur: "Bir kimse irtidad ederse tevbeye cagirilir, (kendisine galebe calinmazdan once) tevbe ederse (hayati bagislanir), aksi takdirde oldurulur."
Imam Malik devamla der ki: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in:"Dinini terkedeni oldurun" hadisinin manasi: "Kim Islam'dan cikip bir baska dine gecerse" demektir. "Islam'dan baska bir dinden cikarak bir diger dine gecerse..." demek degildir. Sozgelimi Yahudiligi terkederek Hiristiyanliga veya Mecusilige gecen kastedilmemistir. Binaenaleyh ehl-i zimmeden herhangi biri boyle bir din degistirmesi yapacak olsa ne tevbeye cagirilir, ne de oldurulur."

1558 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Abdullah Ibnu Sa'd Ibni Ebi s-Sarh Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e katiplik yapiyordu. Seytan ayagini kaydirdi; adam irtidad ederek kafirlere sigindi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Fetih gunu, onun oldurulmesini emretti. Ancak, Hz. Osman (radiyallahu anh) onu himayesi altina aldi. Resulullah da bu himayeyi tanidi."
Ebu Davud, Hudud 1, (4358); Nesai, Tahrimu'd-Dem 15, (7,107).
Bu hadis Tefsir bolumunde, Nahl suresinin tefsiri sirasinda Nesai rivayeti olarak daha uzun bir hadiste gecmistir.

1559 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Ukl ve Ureyne kabilelerinden bir grup insan Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in yanina gelip:
Ey Allah'in Resulu! Biz hayvancilikla ugrasip sutle beslenen (col) insanlariyiz, (cift-cubukla ugrasan) koyluler degiliz" dediler. Bu sozleriyle, Medine'nin havasinin kendilerine iyi gelmedigini ifàde ettiler. Resulullah, onlara (hazineye ait) develerin ve cobanin (bulundugu yeri) tavsiye etti. Kendilerine oraya gitmelerini, develerin sutlerinden ve bevillerinden icmelerini soyledi. Gittiler, Harra bolgesine varinca, Islam'dan irtidad ettiler. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in cobanini da oldurup develeri surduler. Haber, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e ulasti.
Resulullah, derhal arkadaslarindan takipci cikardi (yakalanip getirildiler). Gozlerinin oyulmasini, ellerinin kesilmesini ve Harra'nin bir kenarina atilmalarini ve o sekilde olume terkedilmelerini emretti. "
Buhari, Muharibin 16,17,18, Diyat 22, Vudu 66, Zekat 68, Cihad 152, Megazi 36, Tefsir, Maide 5, Tibb 5, 6, 29; Muslim, Kasame 9, (1671); Tirmizi, Taharet 55, (72), Et'ime 38, (1846); Ebu Davud, Hudud 3, (4364-4371); Nesai, Tahrimu'd-Dem 7, (7, 93-98); Ibnu Mace, Hudud 20, (2578).

1560 - Ebu'z-Zinad (merhum) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) develerini calanlarin (el ve ayaklarini) kestigi, gozlerini de atesle oydugu zaman, Allah zulcelal hazretleri, Hz. Peygamber'i itab etti ve mesele uzerine su ayeti inzal buyurdu: "Allah ve Resulu'ne harp acanlarin cezasi..:" (Maide 33).

Ebu Davud, Hudud 3, (4370); Nesai, Tahrimu'd-Dem 7, (7,100).



Kütüb-i Sitte, İslam dininin en önemli iki kaynağından biri niteliğindeki sünnet malzemesini meydana getiren ve en sahih (güvenilir) hadislerden oluşan altı hadis kitabına verilen genel isimdir. Söz konusu bu altı kitap Kur’ân-ı Kerim’den sonra en sahih kitaplar olarak kabul edilen Buharî ile Müslim’in Câmiu’s-Sahîh adlı eserleri ile Ebû Davud, Tirmizî, Nesai ve İbn Mace’nin sünen türündeki eserlerinden ibarettir.Kütüb-i Sitte, Arapça “kitaplar” manasına gelen “kütüb” kelimesiyle “altı” manasına gelen “sitte” kelimesinden meydana gelmiş bir tabir olup, “altı kitap” anlamındadır.
.

----

Kütüb-i Sitte Hadis-i Şerif ( 1551-1560 ) - Kuran Hatim sayfasını izlemektesiniz.



Kur’an’ı Kerim

Allah tarafından gönderilen ilahi kitapların sonuncusu olan Kur’an’ı Kerim, son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.v.) indirilmiştir. Sözlükte toplamak, okumak, bir araya getirmek anlamına gelen Kur’an, terim olarak şöyle tarif edilir:

“Hz. Peygamber’e indirilen, mushaflarda yazılı olup, peygamberimizden bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş olan; okunmasıyla ibadet edilen ve insanlığın benzerini getirmekten aciz kaldığı “ilahi kelâm”dır.

İlahi Kitapların Özelliği


İlahi kitapların en büyük özelliği ve değeri şüphesiz onların Allah’ın sözlerinden ibaret olmalarıdır. Ancak bugün bu özellik sadece Kur’ân-ı Kerîm’e mahsustur. Zira diğer ilâhî kitaplar peygamberlerinden sonra insanlarca tahrifat ile karşı karşıya kalmış ve sonunda bir insanın kaleme aldığı kitaplar haline gelmişlerdir. Zâten Kur’ân-ı Kerîm’in gönderilmesinin bir sebebi de budur. Son vahyedilen ilahi kelam olan Kur’ân-ı Kerîm, kendisinden önce gönderilen ilâhî kitapların bilgi ve hikmetlerini de içeren en mükemmel ilahi kitaptır. Kur’an Son ilahi kitap olması itibarıyla da bizzat Allah’ın muhafazası altındadır. O, hiç değişmeden kıyamete kadar insanlığa kurtuluş ve huzur reçetesi olmaya devam edecektir.

KUR’AN’IN NÜZÛLÜ (İNDİRİLMESİ)


Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’tan Hz.Peygamber’e Cebrail aracılığıyla, vahiy yoluyla indirilmiştir. Kolayca ezberlenmesi, kısa zamanda insanlara ulaşması, manasının kolaylıkla anlaşılması, inançların ve hükümlerin müminlerin kalbinde yavaş yavaş kuvvetlenip kökleşmesi için Kur’an bir defada toptan indirilmemiş, yaklaşık yirmi üç senede, peyderpey indirilmiştir.

KURAN-I KERİM NASIL OKUNMALI? KURAN-I KERİM EN GÜZEL NASIL OKUNUR?

Kuran okurken dikkat edilmesi gerekenler

Kuran-ı Kerim'i doğru bir şekilde okumak için harflerin üzerilerindeki uzatmalarına ve mahreç yerlerine dikkat etmek oldukça önemlidir. Harflerin okunuşunu değiştiren medler yani uzatmalar kişinin Kuran-ı Kerim'i nağmeli okumasını sağlamaz. Nağmeli bir şekilde okumak demek, kişinin Kuran-ı Kerim'i okurken oluşturduğu güzel sesiyle dinleyicilerin gönlüne hitap etmesidir.

Nağmeli okunan bir ayet ise insanlara karşı Kuran-ı Kerimin daha fazla okunup, daha fazla dinlenmesini teşvik eder.