Kütüb-i Sitte Hadis-i Şerif ( 4621-4630 )

4621 - Ebu Umame radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
"Kim evinden temizlenmis olarak farz namaz icin cikarsa, onun ecri, tipki ihrama girmis hacinin ecri gibidir. Kim de kusluk namazi icin cikar ve sirf bu maksadla yorulursa onun ucreti de umre yapanin ucreti gibidir. Namaz kildiktan sonra araya lagv (dunyevi kelam) sokmadan kilinan iknici namaz, Illiyyin (denen cennetin yuce makamin)da yazilidir."
Ebu Davud, Salat 49, (558).

4622 - Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: "Beni Selime yurtlarini birakarak Mescid-i Nebeviye yakin bir yere gelip yerlesmek istediler. (Durumdan haberdar olan) Resulullah aleyhissalatu vesselam:
"(Yurudugunuz zamanki) adimlarin sevabini hesaba katmiyor musunuz?" dedi. Bunun uzerine yerlerinde kaldilar."
Buhari, Fezailu'l-Medine 11, Ezan 33.

4623 - Hz. Bureyde radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
"Karanlikta mescide gidenlere Kiyamet gunu tam bir nura kavusacaklarini mujdele!"
Ebu Davud, Salat 50, (561); Tirmizi, Salat 165, (223).

HASTA ZIYARETININ FAZILETI

4624 - Hz. Ali radiyallahu anh diyor ki: "Bir hastayi aksamleyin ziyaret eden hicbir kimse yok ki beraberinde kendisine sabaha kadar istigfar edecek yetmisbin melekle cikmis olmasin. Ayrica onun cennette bir bacesi de vardir. Kim de hasta ziyaretine sabahleyin gelirse onunla birlikte yetmisbin melek cikar, aksam oluncaya kadar ona istigfar ederler. Onun da cennette bir bagi vardir."
Ebu Davud, Cenaiz 7, (3098, 3099, 3100).

4625 - Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
"Kim guzel bir sekilde abdest alir, musluman kardesine, sevap dusuncesiyle hasta ziyaretindebulunursa, cehennemden yetmis yilllik yurume mesafesi uzaklastirilir."
Sabit dedi ki: "Ey Ebu Hamza, harif nedir? diye Enes'ten sordum. Bana: "Yil!" diye cevap verdi."
Ebu Davud, Cenaiz 7, (3098).

4626 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor. "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
"Kim bir hastaya veya bir din kardesine Allah rizasi icin ziyarette bulunursa, bir munadi ona nida eder: "(Dunyada da ahirette de) iyi olasin (ahiret yolculugun da) iyi olsun. (Bu davranisinla) cennette bir ev hazirladin!" der."
Tirmizi, Birr 64, (2009); Ibnu Mace, (Cenaiz 2, (1443).

BAZI MUSTEREK VE MUTEFERRIK HADISLERLE FAZILETI BELIRTILEN AMEL VE SOZLER

4627 - Muaz Ibnu Cebel radiyallahu anh anlatiyor: "Bir seferde Resulullah'la beraberdik. Bir gun yakinina tesaduf ettim ve beraber yuruduk.
"Ey Allah'in Resulu, dedim. Beni cehennemden uzaklastirip cennete sokacak bir amel soyle!"
"Muhim bir sey sordun. Bu, Allah'in kolaylik nasib ettigi kimseye kolaydir; Allah'a ibadet eder, Ona hicbir seyi ortak kosmazsin, namaz kilarsin, zekat verirsin, ramazan orucunu tutarsin, Beytullah'a hacc yaparsin!" buyurdular ve devamla: "Sana hayir kapilarini gostereyim mi?" dediler.
"Evet ey Allah'in Resulu" dedim.
"Oruc (cehenneme) perdedir; sadaka hatalari yok eder, tipki suyun atesi yoketmesi gibi. Kisinin geceleyin kildigi namaz salihlerin siaridir" buyurdular ve su ayeti okudular. (Mealen): "Onlar ibadet etmek icin gece vakti yataklarindan kalkar, Rablerinin azabindan korkarak ve rahmetini umid ederek O'na dua ederler. Kendilerine rizik olarak verdigimiz seyden de bagista bulunurlar" (Secde 16)
Sonra sordu: "Bu (din) isinin basini, diregini ve zirvesini sana haber vereyim mi?"
"Evet, ey Allah'in Resulu!" dedim. "Dinle oyleyse" buyurdu ve acikladi:
"Bu dinin basi Islam'dir, diregi namazdir, zirvesi cihaddir!"
Sonra soyle devam buyurdu: "Sana butun bunlari (tamamlayan) bas amili haber vereyim mi?"
"Evet ey Allah'in Resulu!" dedim.
"Suna sahip ol!" dedi ve eliyle diline isaret etti. Ben tekrar sordum: "Ey Allah'in Resulu! Biz konustuklarimizdan sorumlu mu olacagiz?"
"Anasiz kalasica Muaz! Insanlari yuzlerinin ustune -veya burunlarinin ustune dedi- atese atan, dilleriyle kazandiklarindan baska bir sey midir?" buyurdular."
Tirmizi, Iman 8, (2619).

4628 - Ebu'd-Derda radiyallahu anh anlatiyor. "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
"Kim namazi kilar, zekati verir ve Allah'a hicbir seyi sirk kosmadan olurse, ona magfiret etmek Allah uzerine bir hak olur. Hicret etse veya dogdugu yerde olse de!"
Dedik ki: "Ey Allah'in Resulu! Biz bunu halka anlatsak da sevinseler olmaz mi?"
"Cennette yuz derece var. Her iki derece arasinda arzla sema arasindaki kadar mesafe var. Allah onu kendi yolunda cihad edenlere hazirladi. Ben mu'minleri bindirebilecegim bir sey bulamamam sebebiyle onlar da (bu yuzden cihada istirak edemedikleri icin) benden geri kalmalarina uzulmeleri suretiyle mu'minlere mesakkat vermemis olsaydim, hicbir seriyyeden geri kalmaz, (her birine) istirak ederdim. Ben (cihad esnasinda) oldurulup, sonra tekrar diriltilmeyi, tekrar oldurulmeyi isterim" buyurdular."
Nesai, Cihad 18, (6, 20).

4629 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
"Allah Teala hazretleri soyle ferman buyurdu: "Kim benim veli kuluma dusmanlik ederse ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklastiran seyler arasinda en cok hosuma gideni, ona farz kildigim (ayni veya kifaye) seyleri eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklasmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artik ben onun isittigi kulagi, gordugu guzu, tuttugu eli, yurudugu ayagi (aklettigi kalbi, konustugu dili) olurum. Benden birsey isteyince onu veririm, benden siginma talep etti mi onu himayeme alir, korurum. Ben yapacagim bir seyde, mu'min kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddudum kadar hic tereddute dusmedim: O olumu sevmez, ben de onun sevmedigi seyi sevmem."
Buhari, Rikak 38.

4630 - Hz. Ebu Umame radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
"Uc sey vardir; her birine Allah garanti vermistir: "Allah yolunda cihad etmek uzere yola cikan kimse: Bu oldugu takdirde cennete koyma hususunda, olmeyip dondugu takdirde ganimet ve sevapla gelme hususunda garantilidir. Mescide giden kimseye, oldugu takdirde, Allah cennete koyma hususunda garanti vermistir. Kisi (fitne zamaninda bulasmayip) evine cekildigi takdirde Allah ona da garanti vermistir."

Ebu Davud, Cihad 10, (2494).


Kütüb-i Sitte, İslam dininin en önemli iki kaynağından biri niteliğindeki sünnet malzemesini meydana getiren ve en sahih (güvenilir) hadislerden oluşan altı hadis kitabına verilen genel isimdir. Söz konusu bu altı kitap Kur’ân-ı Kerim’den sonra en sahih kitaplar olarak kabul edilen Buharî ile Müslim’in Câmiu’s-Sahîh adlı eserleri ile Ebû Davud, Tirmizî, Nesai ve İbn Mace’nin sünen türündeki eserlerinden ibarettir.Kütüb-i Sitte, Arapça “kitaplar” manasına gelen “kütüb” kelimesiyle “altı” manasına gelen “sitte” kelimesinden meydana gelmiş bir tabir olup, “altı kitap” anlamındadır.
.

----

Kütüb-i Sitte Hadis-i Şerif ( 4621-4630 ) - Kuran Hatim sayfasını izlemektesiniz.



Kur’an’ı Kerim

Allah tarafından gönderilen ilahi kitapların sonuncusu olan Kur’an’ı Kerim, son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.v.) indirilmiştir. Sözlükte toplamak, okumak, bir araya getirmek anlamına gelen Kur’an, terim olarak şöyle tarif edilir:

“Hz. Peygamber’e indirilen, mushaflarda yazılı olup, peygamberimizden bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş olan; okunmasıyla ibadet edilen ve insanlığın benzerini getirmekten aciz kaldığı “ilahi kelâm”dır.

İlahi Kitapların Özelliği


İlahi kitapların en büyük özelliği ve değeri şüphesiz onların Allah’ın sözlerinden ibaret olmalarıdır. Ancak bugün bu özellik sadece Kur’ân-ı Kerîm’e mahsustur. Zira diğer ilâhî kitaplar peygamberlerinden sonra insanlarca tahrifat ile karşı karşıya kalmış ve sonunda bir insanın kaleme aldığı kitaplar haline gelmişlerdir. Zâten Kur’ân-ı Kerîm’in gönderilmesinin bir sebebi de budur. Son vahyedilen ilahi kelam olan Kur’ân-ı Kerîm, kendisinden önce gönderilen ilâhî kitapların bilgi ve hikmetlerini de içeren en mükemmel ilahi kitaptır. Kur’an Son ilahi kitap olması itibarıyla da bizzat Allah’ın muhafazası altındadır. O, hiç değişmeden kıyamete kadar insanlığa kurtuluş ve huzur reçetesi olmaya devam edecektir.

KUR’AN’IN NÜZÛLÜ (İNDİRİLMESİ)


Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’tan Hz.Peygamber’e Cebrail aracılığıyla, vahiy yoluyla indirilmiştir. Kolayca ezberlenmesi, kısa zamanda insanlara ulaşması, manasının kolaylıkla anlaşılması, inançların ve hükümlerin müminlerin kalbinde yavaş yavaş kuvvetlenip kökleşmesi için Kur’an bir defada toptan indirilmemiş, yaklaşık yirmi üç senede, peyderpey indirilmiştir.

KURAN-I KERİM NASIL OKUNMALI? KURAN-I KERİM EN GÜZEL NASIL OKUNUR?

Kuran okurken dikkat edilmesi gerekenler

Kuran-ı Kerim'i doğru bir şekilde okumak için harflerin üzerilerindeki uzatmalarına ve mahreç yerlerine dikkat etmek oldukça önemlidir. Harflerin okunuşunu değiştiren medler yani uzatmalar kişinin Kuran-ı Kerim'i nağmeli okumasını sağlamaz. Nağmeli bir şekilde okumak demek, kişinin Kuran-ı Kerim'i okurken oluşturduğu güzel sesiyle dinleyicilerin gönlüne hitap etmesidir.

Nağmeli okunan bir ayet ise insanlara karşı Kuran-ı Kerimin daha fazla okunup, daha fazla dinlenmesini teşvik eder.