1471 - Nafi' (rahimehullah) anlatiyor:
"Kim bir bedene kesmeye nezrederse, artik devesine alamet olarak iki nalin
takar, (horgucunu kanatarak) nisan vurur, sonra da onu Beytullah'in yaninda
veya Mina'da yevm-i nahrde (bayramin birinci gunu) keser. Kurban icin bir baska
kesim yeri yoktur. Kim de deve veya sigirdan cezur adamis ise onu diledigi
yerde keser."
Muvatta, Hacc 182, (1, 394).
1472 - Yine Nafi'nin anlattigina gore Ibnu
Omer (radiyallahu anhuma) su aciklamayi yapmistir: "Kurban gunleri, yevm-i
nahr'den sonra iki gundur."
Imam Malik der ki: "Bana, bunun aynisi
Ali Ibnu Ebi Talib (radiyallahu anh)'den de ulasti."
Muvatta, Dahƒya 12, (2, 487).
KESMENIN ADABI
1473 - Hz. Cabir (radiyallahu anh) anlatiyor:
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) yevm-i nahr'de alacali, boynuzlu ve
igdis edilmis iki koc kesti. Koclari kesmek uzere (yatirip kibleye) yoneltince:
"Suphesiz ki ben, bir muvahhid (Allah'i bir taniyici) olarak yuzumu o
gokleri ve yeri yaratmis olan Allah'a yonelttim. Ben musriklerden degilim"
ve "Suphesiz benim namazim da, menasikim de, hayatim da, olumum de hicbir
ortagi olmayan, alemlerin Rabbi Allah'indir. Ben boylece emrolundum. Ben (bu
ummette) Musluman olanlarin ilkiyim" (En'am 162) (ayetlerini okudu ve:)
"Ey Rabbim (bu kurban bize) sendendir,
senin rizan icin (kesiyoruz) ve sana (ulasacak)tir. Ey Rabbim, Muhammed ve
ummetinden bunu kabul buyur. Bismillahi vallahu ekber!" deyip, sonra kocu
kesti."
Ebu Davud, Dahaya 4, (2795); Tirmizi, Edahi
21, (1520); Ibnu Mace, Edahi 1, (3121).
1474 - Yine Hz. Cabir (radiyallahu anh)
anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'le musallada hazir
bulundum. Hutbesini tamamlayinca minberinden indi. Kurbanlik kocuna gelip kendi
eliyle kesti. Keserken: "Bismillahi vallahu ekber. Bu benim adima ve
ummetimden kurban kesmeyenlerin adinadir!" dedi."
Tirmizi, Edahi 22, (1522).
1475 - Garafe Ibnu'l-Haris el-Kindi
(radiyallahu anh) anlatiyor: "Veda haccinda Resulullah (aleyhissalatu
vesselam)'a sahid oldum. Kendisine (kesmesi icin) bir deve getirilmisti.
"Bana Ebu'l-Hasan'i cagirin !" dedi.
Hz. Ali (radiyallahu anh) cagirildi.
"Harbenin asagisindan tut!" dedi.
Hz. Ali tuttu. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) da yukarisindan yakaladi.
Ikisi birden deveye durttuler. Deve sol on ayagindan bagliydi. Diger
ayaklarinin ustunde ayakta duruyordu. Deveyi kesip yere yikinca:
"Isteyen parca alsin!" dedi. Bu
musahedem Mina'da yevm-i nahrde idi. Kesim isinden bosalinca, katirina bindi.
Hz. Ali (radiyallahu anh)'yi de terkisine aldi."
Ebu Dƒvud, Menƒsik 19,1766.)
1476 - Yine Tirmizi'nin Abdullah Ibnu Gurt'tan
kaydettigi rivayette soyle denir: ". . . Hayvan yere yikilinca:
"Dileyen parca alsin!"
buyurdu."
Ebu Davud, Menasik 19, (1765).
1477 - Hz. Ali (radiyallahu anh) anlatiyor:
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) elleriyle otuz deve kesti. Geri
kalani da bana soyledi, ben kestim. Bunlar yetmis taneydi."
Muvatta, Hacc 181, (1, 394); Ebu Davud Menasik
19, (1764).
1478 - Hz. Ebu Musa (radiyallahu anh)'dan
rivayet edildig ne gore: Kizlarina, kurbanlarini kendi elleriyle kesmelerini,
ayagini kurbanin boynuna basmayi, keserken tekbir getirip besmele cekmeyi
tenbih etmistir. "
Rezin, ilavesidir. Buhari, senetsiz olarak bab
basliginda kaydetmistir. (Edahi 10).
KURBANDAN YEMEYE DAIR
1479 - Hz. Cabir (radiyallahu anh) anlatiyor:
"Biz kurbanlarimizin etinden uc gunden fazla yemezdik. Resulullah
(aleyhissalatu vesselam) bize ruhsat tanidi ve:
"Yiyin ve aziklanin da!"
buyrdu."
Buhari, Hacc 124, Cihad 123, Et'ime 27 Edahi
16; Muslim, Edahi 29, (1972); Nesai, Edahi 36, (7, 233).
1480 - Abis Ibnu Rebia anlatiyor:
"Hz.Aise'ye: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) kurbanlarin
etlerinden uc gunden fazla yenilmesini yasakladi mi?" diye sordum.
"Evet, fakat bunu insanlarin (kitlik
cekip) aciktigi yilda yapti. Boylece zenginlerin fakirleri doyurmasini arzu
etmisti. Biz koyunun pacasini kaldirip, on bes gece sonra yiyorduk" dedi.
Ben:
"Sizi buna mecbur eden sey ne idi!"
deyince guldu ve:
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam)
Allah'a kavusuncaya kadar, Muhammed ailesi uc gun ust uste doyuncaya kadar
katikla ekmek yememistir" dedi."
Buhari, Et'ime 27, Edahi 16; Muslim,Edahi 28,
(1971); Muvatta, Edahi 5; Tirmizi, Edahi 14, (1511); Ebu Davud, Edahi 10,
(2812); Nesai, Edahi 37, (7, 235, 236).
Kütüb-i Sitte, İslam dininin en önemli iki kaynağından biri niteliğindeki sünnet
malzemesini meydana getiren ve en sahih (güvenilir) hadislerden oluşan altı
hadis kitabına verilen genel isimdir. Söz konusu bu altı kitap Kur’ân-ı
Kerim’den sonra en sahih kitaplar olarak kabul edilen Buharî ile Müslim’in
Câmiu’s-Sahîh adlı eserleri ile Ebû Davud, Tirmizî, Nesai ve İbn
Mace’nin sünen türündeki eserlerinden ibarettir.Kütüb-i Sitte, Arapça
“kitaplar” manasına gelen “kütüb” kelimesiyle “altı” manasına gelen “sitte”
kelimesinden meydana gelmiş bir tabir olup, “altı kitap” anlamındadır.
.
