Kütüb-i Sitte Hadis-i Şerif ( 3221-3230 )


3224 - Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Temiz seylerinden kim ne tasadduk ederse -ki Allah sadece temizi kabul eder- Rahman onu sag eliyle alir -ki O'nun her iki eli de sagdir- bu sadaka bir tek hurma bile olsa, O, Rahman'in avucunda dagdan daha iri oluncaya kadar buyur, tipki sizin bir tayi veya bir bodugu buyutmeniz gibi (O da sadakanizi buyutur)."
Buhari, Zekat 8; Muslim, Zekat 63, (1014); Muvatta, Sadakat 1, (2, 995); Tirmizi, Zekat 28, (661); Nesai, Zekat 48, (5, 57); Ibnu Mace, 28, (1842).

3225 - Yine Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Bir adam bos bir arazide giderken bulut icinden gelen bir ses isitti: "Falancanin bahcesini sula!" diyordu. O bulut uzaklasarak suyunu bir ketire (kayaliga) bosaltti. Derken oradaki sel yollarindan biri bu sularin tamamini akitmaya basladi. Adam da suyun istikametini takiben yurudu. Bir muddet sonra, suyu bahcesine cevirmek uzere elinde bir kurek, calisan bir adam gordu. Ona:
"Ey Allah'in kulu ismin ne?" diye sordu.
"Falan!" dedi. Bu isim, adamin buluttan isittigi isimdi. Bu sefer o sordu:
"Ey Allah'in kulu, peki sen benim adimi niye sordun?"
"Ben sana su suyu getiren buluttan bir ses isitmistim, senin ismini soyleyerek "Falanin bahcesini sula!" diyordu. Sen bahcede ne yapiyorsun?"
"Madem ki sordun soyleyeyim. Ben bu bahceden cikan mahsule nezaret ederim. Ondan cikan mahsulun ucte birini tasadduk ederim. Ucte birini ben ve ailem yeriz, ucte birini de bahceye iade ederim" dedi."
Muslim, Zuhd 45, (2984).

3226 - Yine Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
"Bir dirhem, yuzbin dirhemi gecmistir."
"Bu nasil olur, ey Allah'in Resulu?" diye sordular. Su cevabi verdi.
"Bir adamin iki dirhemi vardi. Bunlardan daha iyisini tasadduk etti. Digeri ise, malinin yanina varip, malindan yuzbin dirhem cikardi ve onu tasadduk etti."
Nesai, Zekat 49, (5, 59).

3227 - Ibnu Abbas radiyallahu anhuma'nin anlattigina gore, kendisine bir dilenci gelmis o da dilenciye sormustur:
"Allah'tan baska ilah olmadigina ve Muhammed aleyhissalatu vesselam'in O'nun elcisi olduguna sehadet ediyor musun?" Adam, "Evet!" deyince tekrar sormustur: "Oruc tutuyor musun?" Adam tekrar "Evet!" demistir. Bunun uzerine Ibnu Abbas:
"Sen istedin. Isteyenin bir hakki vardir. Bizim de isteyene vermek, uzerimize vazifedir" der ve ona bir elbise verir. Sonra ilaveten der ki:
"Resulullah aleyhissalatu vesselam'i isittim soyle demisti: "Bir muslumana elbise giydiren her musluman mutlaka Allah'in hifzi altindadir, ta o giydirdiginden bir parca onun uzerinde bulundukca."
Tirmizi, Kiyamet 42, (2485).

3228 - Ebu Sa'id radiyallahu anh anlatiyor: "Bir bedevi gelerek: "Ey Allah'in Resulu! Bana hicretten haber ver!" dedi. Aleyhissalatu vesselam:
"Vah sana! O agir bir istir. Senin develerin var mi?" dedi. adam, "Evet!" deyince:
"Zekatlarini veriyor musun?" diye sordu. Adam yine "Evet!" deyince:
"oyleyse sen o uzaklarda kal ve calis, zira Allah senin amelinden hicbir seyi eksiltmeyecektir" buyurdu."
Buhari, Zekat 36, Edeb 95; Muslim, Imaret 87, (1865); Ebu Davud, Cihad 1, (2477); Nesai, Bey'a 11, (7, 144).

3229 - Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor:c "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Sadaka Rabbin ofkesini sondurur ve kotu olumu bertaraf eder."
Tirmizi, Zekat 28, (664).

NAFAKA

3230 - Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kullarin sabaha erdigi her gunde iki melek semadan iner ve bunlardan biri soyle dua eder: "Ey Ilahimiz! Infak edene halef (devam) ver." Digeri de soyle dua eder:
"Ey Ilahimiz! Cimriye de telef ver."
Buhari, Zekat 28; Muslim, Zekat 57, (1010).

Bir baska rivayette: "Allah Teala Hazretleri soyle der: "Ey Ademoglu! Sen infak et, ben de sana infak edeyim" seklinde gelmistir.



Kütüb-i Sitte, İslam dininin en önemli iki kaynağından biri niteliğindeki sünnet malzemesini meydana getiren ve en sahih (güvenilir) hadislerden oluşan altı hadis kitabına verilen genel isimdir. Söz konusu bu altı kitap Kur’ân-ı Kerim’den sonra en sahih kitaplar olarak kabul edilen Buharî ile Müslim’in Câmiu’s-Sahîh adlı eserleri ile Ebû Davud, Tirmizî, Nesai ve İbn Mace’nin sünen türündeki eserlerinden ibarettir.Kütüb-i Sitte, Arapça “kitaplar” manasına gelen “kütüb” kelimesiyle “altı” manasına gelen “sitte” kelimesinden meydana gelmiş bir tabir olup, “altı kitap” anlamındadır.
.



----

Kütüb-i Sitte Hadis-i Şerif ( 3221-3230 ) - Kuran Hatim sayfasını izlemektesiniz.



Kur’an’ı Kerim

Allah tarafından gönderilen ilahi kitapların sonuncusu olan Kur’an’ı Kerim, son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.v.) indirilmiştir. Sözlükte toplamak, okumak, bir araya getirmek anlamına gelen Kur’an, terim olarak şöyle tarif edilir:

“Hz. Peygamber’e indirilen, mushaflarda yazılı olup, peygamberimizden bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş olan; okunmasıyla ibadet edilen ve insanlığın benzerini getirmekten aciz kaldığı “ilahi kelâm”dır.

İlahi Kitapların Özelliği


İlahi kitapların en büyük özelliği ve değeri şüphesiz onların Allah’ın sözlerinden ibaret olmalarıdır. Ancak bugün bu özellik sadece Kur’ân-ı Kerîm’e mahsustur. Zira diğer ilâhî kitaplar peygamberlerinden sonra insanlarca tahrifat ile karşı karşıya kalmış ve sonunda bir insanın kaleme aldığı kitaplar haline gelmişlerdir. Zâten Kur’ân-ı Kerîm’in gönderilmesinin bir sebebi de budur. Son vahyedilen ilahi kelam olan Kur’ân-ı Kerîm, kendisinden önce gönderilen ilâhî kitapların bilgi ve hikmetlerini de içeren en mükemmel ilahi kitaptır. Kur’an Son ilahi kitap olması itibarıyla da bizzat Allah’ın muhafazası altındadır. O, hiç değişmeden kıyamete kadar insanlığa kurtuluş ve huzur reçetesi olmaya devam edecektir.

KUR’AN’IN NÜZÛLÜ (İNDİRİLMESİ)


Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’tan Hz.Peygamber’e Cebrail aracılığıyla, vahiy yoluyla indirilmiştir. Kolayca ezberlenmesi, kısa zamanda insanlara ulaşması, manasının kolaylıkla anlaşılması, inançların ve hükümlerin müminlerin kalbinde yavaş yavaş kuvvetlenip kökleşmesi için Kur’an bir defada toptan indirilmemiş, yaklaşık yirmi üç senede, peyderpey indirilmiştir.

KURAN-I KERİM NASIL OKUNMALI? KURAN-I KERİM EN GÜZEL NASIL OKUNUR?

Kuran okurken dikkat edilmesi gerekenler

Kuran-ı Kerim'i doğru bir şekilde okumak için harflerin üzerilerindeki uzatmalarına ve mahreç yerlerine dikkat etmek oldukça önemlidir. Harflerin okunuşunu değiştiren medler yani uzatmalar kişinin Kuran-ı Kerim'i nağmeli okumasını sağlamaz. Nağmeli bir şekilde okumak demek, kişinin Kuran-ı Kerim'i okurken oluşturduğu güzel sesiyle dinleyicilerin gönlüne hitap etmesidir.

Nağmeli okunan bir ayet ise insanlara karşı Kuran-ı Kerimin daha fazla okunup, daha fazla dinlenmesini teşvik eder.