Kütüb-i Sitte Hadis-i Şerif ( 2881-2890 )

2881 - Hz. Osman (radiyallahu anh) 'dan anlatildigana gore, Taif'de emval edinip orada ikamet etmeyi arzu ettigi zaman.Mina 'da dort rek'at kildi. Sonra imamlar bununla amel ettiler. ''
Ebu Davud, Menasik 76, (1961- 1964).

2882 - Bir rivayette de soyle denmistir: "Hz. Osman (sonradan) bedeviler sebebiyledort kilmistir. Cunku o sene pek cok bedevi hacc 'a gelmisti. Namazin dort rek'at oldugunu ogretmek icin halka dort rek'at kildirdi.''
Ebu Davud, Menasik 76, (1962).
Bir rivayette de soyle denmistir: " (Hz. Osman Mina 'da dort kildi.) Cunku o, Hacc 'tan sonra ikamete azmetmisti.''

2883 - Yine Ebu Davud 'un kaydina gore Ibnu Mes 'ud (radiyallahu anh) (Mina' da)namazi dort kilmsti. Kendisine:
"Sen, (daha once dort kildigi icin) Osman 'i ayiplamistin, simdi ise dort kiliyorsun! denilmisti. (Ozur beyan ederek) su cevabi verdi:
"Muhalefet zararlidir. ''
Ebu Davud, Menasik 76, (1960).

2884 - Hz. Omer (radiyallahu anh)'den anlatildigina gore, Mekke'de namazi halka iki rek'at kildirdi. Selami verince:
"Ey Mekkeliler!"dedi, namazlarinizi dorde tamamlayin.Biz yolcuyuz(bu sebeple iki kildik)!."
Muvatta, Kasru's-Salat 19, (1, 149).

SEFERDE IKI NAMAZIN CEM EDILMESI

2885 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam), gunes batiya meyletmeden yola cikinca, ogle namazini ikindi vaktine te'hir eder, ikindi olunca mola verir, ikisini cemederdi (beraber kilardi). Yola cikmazdan once gunes batiya meyletti (ogle vakti girdi) ise, hareketten once her ikisini de (ogle ve ikindi) kilar sonra yola cikardi.''

2886 - Bir rivayette de soyle gelmistir: "...Acele yurumek gerekirse ogleyi ikindiye te 'hir eder, ikisini birlestirirdi, keza ufuktaki aydinlik kaybolunca da aksamla yatsiyi birlestirirdi. "
Buhari, Taksiru's-Salat 16, l5; Muslim, Musafirin 46, (704); Ebu Davud, Salat 274, (1218, 1219) ; Nesai, Mevakit 42, (1, 284-285).

2887 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) yol halinde iken ogle ile ikindiyi birlestirirdi, aksam ile yatsiyi da birlestirirdi. "
Buhari, Taksiru's-Salat 13.

2888 - Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) aksam ve yatsiyi Muzdelife 'de beraberce kildi. Bunlardan her biri icin ayri bir ikamet okudu. Iki namaz arasinda nafile kilmadi, bunlardan birinden sonra da nafile kilmadi."
Buhari, Hacc 93, 96; Muslim, Hacc 286 (703); 987, (1288); Muvatta, Hacc 196, (1, 400); Ebu Davud, Menasik 65, (1926-1933); Tirmizi, Hacc 56, (887, 888); Nesai, Mevakit 49, (1, 291).

2889 - Ibnu Mes 'ud (radiyallahu anh) anlatiyor: "Ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'i su ikisi haric, vakti disida tek bir namazi kildigini gormedim: Muzdelife'de aksamla yatsiyi birlestirdi. O gun sabahi da vaktinden once kildi. "
Buhari, Hacc 99, 97; Muslim, Hacc 292, (1289); Ebu Davud, Menasik 65, (1934) ; Nesai, 49, (1, 291-292).

2890 - Ca'fer Ibnu Muhammed Ibni Mesleme (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ogle ve ikindi namazlarini; Arafat'ta tek bir ezan ve iki ayri ikametle kildi. Iki namaz arasinda nafile kilmadi. Muzdelife 'de de aksamla yatsiyi bir ezan ve iki ikametle kildi ve aralarinda nafile kilmadi."

Ebu Davud, Menasik 57, (1906).




Kütüb-i Sitte, İslam dininin en önemli iki kaynağından biri niteliğindeki sünnet malzemesini meydana getiren ve en sahih (güvenilir) hadislerden oluşan altı hadis kitabına verilen genel isimdir. Söz konusu bu altı kitap Kur’ân-ı Kerim’den sonra en sahih kitaplar olarak kabul edilen Buharî ile Müslim’in Câmiu’s-Sahîh adlı eserleri ile Ebû Davud, Tirmizî, Nesai ve İbn Mace’nin sünen türündeki eserlerinden ibarettir.Kütüb-i Sitte, Arapça “kitaplar” manasına gelen “kütüb” kelimesiyle “altı” manasına gelen “sitte” kelimesinden meydana gelmiş bir tabir olup, “altı kitap” anlamındadır.
.



----

Kütüb-i Sitte Hadis-i Şerif ( 2881-2890 ) - Kuran Hatim sayfasını izlemektesiniz.



Kur’an’ı Kerim

Allah tarafından gönderilen ilahi kitapların sonuncusu olan Kur’an’ı Kerim, son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.v.) indirilmiştir. Sözlükte toplamak, okumak, bir araya getirmek anlamına gelen Kur’an, terim olarak şöyle tarif edilir:

“Hz. Peygamber’e indirilen, mushaflarda yazılı olup, peygamberimizden bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş olan; okunmasıyla ibadet edilen ve insanlığın benzerini getirmekten aciz kaldığı “ilahi kelâm”dır.

İlahi Kitapların Özelliği


İlahi kitapların en büyük özelliği ve değeri şüphesiz onların Allah’ın sözlerinden ibaret olmalarıdır. Ancak bugün bu özellik sadece Kur’ân-ı Kerîm’e mahsustur. Zira diğer ilâhî kitaplar peygamberlerinden sonra insanlarca tahrifat ile karşı karşıya kalmış ve sonunda bir insanın kaleme aldığı kitaplar haline gelmişlerdir. Zâten Kur’ân-ı Kerîm’in gönderilmesinin bir sebebi de budur. Son vahyedilen ilahi kelam olan Kur’ân-ı Kerîm, kendisinden önce gönderilen ilâhî kitapların bilgi ve hikmetlerini de içeren en mükemmel ilahi kitaptır. Kur’an Son ilahi kitap olması itibarıyla da bizzat Allah’ın muhafazası altındadır. O, hiç değişmeden kıyamete kadar insanlığa kurtuluş ve huzur reçetesi olmaya devam edecektir.

KUR’AN’IN NÜZÛLÜ (İNDİRİLMESİ)


Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’tan Hz.Peygamber’e Cebrail aracılığıyla, vahiy yoluyla indirilmiştir. Kolayca ezberlenmesi, kısa zamanda insanlara ulaşması, manasının kolaylıkla anlaşılması, inançların ve hükümlerin müminlerin kalbinde yavaş yavaş kuvvetlenip kökleşmesi için Kur’an bir defada toptan indirilmemiş, yaklaşık yirmi üç senede, peyderpey indirilmiştir.

KURAN-I KERİM NASIL OKUNMALI? KURAN-I KERİM EN GÜZEL NASIL OKUNUR?

Kuran okurken dikkat edilmesi gerekenler

Kuran-ı Kerim'i doğru bir şekilde okumak için harflerin üzerilerindeki uzatmalarına ve mahreç yerlerine dikkat etmek oldukça önemlidir. Harflerin okunuşunu değiştiren medler yani uzatmalar kişinin Kuran-ı Kerim'i nağmeli okumasını sağlamaz. Nağmeli bir şekilde okumak demek, kişinin Kuran-ı Kerim'i okurken oluşturduğu güzel sesiyle dinleyicilerin gönlüne hitap etmesidir.

Nağmeli okunan bir ayet ise insanlara karşı Kuran-ı Kerimin daha fazla okunup, daha fazla dinlenmesini teşvik eder.