Vakı'a Suresi - Seyyid Kutub Meali

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Kıyamet koptuğu zaman,

2. Onu hiç kimse yalanlayamayacaktır.

3. O kimini alçaltır, kimini de yükseltir.

4. Yeryüzü şiddetle sarsıldığı zaman.

5. Dağlar paramparça olup,

6. Toz halinde boşluğa dağıldığı zaman.

7. Sizler üç gruba ayrıldığınız zaman.

8. Defterleri sağdan verilenler. Ne mutlu onlara!

9. Defterleri soldan verilenler. Vay gele başlarına!

10. Ve öncüler, hep önden gidenler.

11. Onlar Allah’a yakındırlar.

12. Bol nimetli cennetlerdedirler.

13. Çoğu öncü ümmetlerden,

14. Birazı da sonrakilerdendir.

15. Altın işlemeli tahtlarda otururlar.

16. Karşılıklı olarak bu tahtlara kurulurlar.

17. Hiç ölmeyecek genç hizmetçiler aralarında dolaşır,

18. Gürül gürül akan bir çeşmeden doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle.

19. Bu içki ne başlarını ağrıtır, ne de sarhoş eder.

20. Hoşlarına giden meyvalarla,

21. İştahla yiyecekleri kuş etleri ile,

22. Onlara iri gözlü huriler sunulur,

23. Tıpkı sedefteki inciler gibi.

24. Yaptıkları iyiliklerin karşılığı olarak,

25. Orada ne boş ve ne günah içerikli bir söz işitirler.

26. İşittikleri tek söz «selâm, selâm» dır.

27. Defterleri sağdan verilenler. Ne mutlu onlara!

28. Onlar dikensiz sedir ağaçları,

29. Meyva yüklü muz ağaçları arasında,

30. Kesintisiz gölgeler altında,

31. Çağlayan akarsu boylarında,

32. Bol meyvalar yanında,

33. Sürekli ve yasaksız,

34. Yüksek döşekler üzerindedirler.

35. Biz oradaki hurileri yeniden yarattık.

36. Onları bakire yaptık.

37. Eşlerine aşık ve onlarla aynı yaşta,

38. Defterleri sağdan verilenler için,

39. Bunların bazıları eski ümmetlerden,

40. Bazıları da sonrakilerdendir.

41. Defterleri soldan verilenler. Vay gele başlarına!

42. Onlar gözeneklerine işleyen kavurucu bir rüzgar önünde ve kaynar su içinde,

43. Kara ve boğucu bir dumanın gölgesi altındadırlar.

44. Ne serinliği ve ne de okşayıcılığı var.

45. Çünkü onlar vaktiyle varlık içinde azıtmışlardı.

46. Büyük günahı (Allah’a ortak koşmayı) işlemekte ısrar ediyorlardı.

47. «Ölüp toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz yeniden mi diriltileceğiz?

48. Eski atalarımız da mı?» diyorlardı.

49. «Öncekiler de, sonrakiler de.»

50. Belirlenmiş bir günün randevusunda bir araya getirileceklerdir.

51. Sonra siz, ey sapık yalanlayıcılar,

52. Size kesinlikle Zakkum ağacının meyvası yedirilecektir.

53. Onunla karınlarınız doldurulacaktır.

54. Üzerine de kaynar su içeceksiniz.

55. Onu, içtikçe susayan develer gibi içeceksiniz.

56. Onlar hesap günü işte böyle ağırlanacaklardır.

57. Sizleri yaratan biziz, bunu onaylasanıza.

58. Fışkırttığınız meniyi görüyor musunuz?

59. Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa onu yaratan biz miyiz?

60. Ölümü aranızda plânlayan biziz. Hiç kimse bizim önümüze geçemez.

61. Amacımız benzerlerinizi yerinize geçirmek ve hepinizi bilmediğiniz bir alemde yeniden diriltmektir.

62. İlk yaratılmayı bildiniz. Bunu düşünüp ders alsanıza!

63. Ektiğiniz tohumu görüyor musunuz?

64. Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa onu bitiren biz miyiz?

65. Eğer isteseydik o ekinlerinizi ot kırıntılarına dönüştürürdük de şaşakalırdınız.

66. Derdiniz ki; «Biz borca battık.»

67. Daha doğrusu her şeyimizi kaybettik.

68. İçtiğiniz suyu görüyor musunuz?

69. Onu siz mi buluttan yere indiriyorsunuz, yoksa onu indiren biz miyiz?

70. Eğer isteseydik onu acı yapardık. Şükretsenize!

71. Tutuşturduğunuz ateşi görüyor musunuz?

72. Onun ağacını siz mi yaratıyorsunuz, yoksa onu yaratan biz miyiz?

73. Biz onu hem düşündürücü, ibret verici bir uyarıcı, hem de ihtiyacı olanlar için bir yararlanma kaynağı olarak yarattık.

74. Öyleyse yüce Rabbinin adını noksanlıklardan tenzih et.

75. Yıldızların yörüngeleri üzerine yemin ederim ki;

76. Keşke bilseniz bu ne büyük bir yemindir

77. Bu kitap, yüce Kur’an’dır.

78. Aslı (Allah katındaki) bir kitapta saklıdır.

79. Ona sadece tertemiz kimseler el sürebilir.

80. O, Allah tarafından indirilmiştir.

81. Şimdi siz bu sözü bu mesajı hafife mi alıyorsunuz?

82. Yalanlamayı kendinize rızık ve ileriye dönük birikim mi yapıyorsunuz?

83. Canın boğaza dayandığı an var ya,

84. O sırada sizler gözlerinizi o can çekişen adama dikersiniz.

85. Biz ona sizden daha yakınız, ama siz göremezsiniz.

86. Eğer yeniden diriltilip hesaba çekilmeyecekseniz,

87. Eğer söylediğiniz doğru ise o çıkmak üzere olan canı geriye döndürsenize!

88. Eğer ölmek üzere olan kişi Allah’a yakın olanlardan ise;

89. Esenlik, hoş kokulu çiçekler ve bol nimetli cennet onu bekliyor

90. Eğer adam defteri sağdan verileceklerden ise,

91. Defterlerini sağdan alacak olan arkadaşlarının selâmı var sana.

92. Eğer adam sapık bir inkarcı ise,

93. O kaynar su sunularak ağırlanır.

94. Ve cehenneme atılır.

95. Bu kesin gerçektir.

96. Öyleyse yüce Rabbinin adını noksanlıklardan tenzih et.

----

Kategoriler

Kuran Kaynakları

Vakı'a Suresi - Seyyid Kutub Meali - Kuran Hatim sayfasını izlemektesiniz.



Kur’an’ı Kerim

Allah tarafından gönderilen ilahi kitapların sonuncusu olan Kur’an’ı Kerim, son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.v.) indirilmiştir. Sözlükte toplamak, okumak, bir araya getirmek anlamına gelen Kur’an, terim olarak şöyle tarif edilir:

“Hz. Peygamber’e indirilen, mushaflarda yazılı olup, peygamberimizden bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş olan; okunmasıyla ibadet edilen ve insanlığın benzerini getirmekten aciz kaldığı “ilahi kelâm”dır.

İlahi Kitapların Özelliği


İlahi kitapların en büyük özelliği ve değeri şüphesiz onların Allah’ın sözlerinden ibaret olmalarıdır. Ancak bugün bu özellik sadece Kur’ân-ı Kerîm’e mahsustur. Zira diğer ilâhî kitaplar peygamberlerinden sonra insanlarca tahrifat ile karşı karşıya kalmış ve sonunda bir insanın kaleme aldığı kitaplar haline gelmişlerdir. Zâten Kur’ân-ı Kerîm’in gönderilmesinin bir sebebi de budur. Son vahyedilen ilahi kelam olan Kur’ân-ı Kerîm, kendisinden önce gönderilen ilâhî kitapların bilgi ve hikmetlerini de içeren en mükemmel ilahi kitaptır. Kur’an Son ilahi kitap olması itibarıyla da bizzat Allah’ın muhafazası altındadır. O, hiç değişmeden kıyamete kadar insanlığa kurtuluş ve huzur reçetesi olmaya devam edecektir.

KUR’AN’IN NÜZÛLÜ (İNDİRİLMESİ)


Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’tan Hz.Peygamber’e Cebrail aracılığıyla, vahiy yoluyla indirilmiştir. Kolayca ezberlenmesi, kısa zamanda insanlara ulaşması, manasının kolaylıkla anlaşılması, inançların ve hükümlerin müminlerin kalbinde yavaş yavaş kuvvetlenip kökleşmesi için Kur’an bir defada toptan indirilmemiş, yaklaşık yirmi üç senede, peyderpey indirilmiştir.

KURAN-I KERİM NASIL OKUNMALI? KURAN-I KERİM EN GÜZEL NASIL OKUNUR?

Kuran okurken dikkat edilmesi gerekenler

Kuran-ı Kerim'i doğru bir şekilde okumak için harflerin üzerilerindeki uzatmalarına ve mahreç yerlerine dikkat etmek oldukça önemlidir. Harflerin okunuşunu değiştiren medler yani uzatmalar kişinin Kuran-ı Kerim'i nağmeli okumasını sağlamaz. Nağmeli bir şekilde okumak demek, kişinin Kuran-ı Kerim'i okurken oluşturduğu güzel sesiyle dinleyicilerin gönlüne hitap etmesidir.

Nağmeli okunan bir ayet ise insanlara karşı Kuran-ı Kerimin daha fazla okunup, daha fazla dinlenmesini teşvik eder.