Kütüb-i Sitte Hadis-i Şerif ( 1351-1360 )

VEDA TAVAFI

1351 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Halk (haccin bitmesiyle) her tarafa dagiliyordu. Resulullah (aleyhissalatu vesselam):
"Sakin kimse, son vardigi yer Beytullah olmadikca bir yere gitmesin" buyurdu."
Muslim, Hacc 379, (1327); Ebu Davud, Menasik 84, (2002); Ibnu Mace, Menasik 82, (3070).

1352 - Muvatta'da geldigine gore, Hz. Omer (radiyallahu anh) soyle buyurmustur: "Hacc menasikinin en sonuncusu Beytullah'i tavaftir."
Muvatta'da kaydedilir ki, Hz. Omer (radiyallahu anh) veda tavafi yapmadan ayrilan birisini Merru'z-Zahran denen yerden veda tavafi yapmak uzere geri cevirdi."
Muvatta, Hacc 1, 369).

1353 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma): "Kadin hayizli oldugu takdirde (veda tavafi yapmadan) yola cikmasina ruhsat verildi" demistir.
Buhari, Hayz 27, Hacc 144; Muslim, Hacc 380, (1328).

1354 - Bir rivayette soyle gelmistir: "Halka, son varacaklari yerin Beytullah olmasi emir buyuruldu. Ancak hayizli kadina ruhsat verildi."
Mualim, Hacc 380, (1328).

1355 - Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in zevcelerinden Safiyye Bintu Huyey (radiyallahu anha) hayiz oldu. Durum Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a haber verilmisti.
"O bizi burada hapis mi edecek!" dedi. Kendisine, Safiyye'nin tavaf-i ifazayi yapmis oldugu soylenince:
"Oyleyse hayir, (beklemenize gerek yok, yola cikiniz)" aciklamsinda bulundu."
Buhari, Hacc 129,145, Hayz 27, Megazi 77; Muslim, Hacc, 382, (1211); Muvatta, Hacc 225-228, (1, 412-413); Nesai, Hayz 23, (1, 194); Tirmizi, Hacc 99, (943); Ebu Davud, Menasik 85, (2003); Nesai, Hayz 23 (1,194); Ibnu Mace, Menasik 83, (3072). Bu metin Seyheyn (Buhari ve Muslim) metnidir.)

1356 - Amre merhum anlatiyor: "Hz. Aise (radiyallahu anha) beraberinde kadinlar oldugu halde haccetse, kadinlarin hayiz oluvermelerinden korkardi: Bu sebeple yevm-i nahirde (kurbanin birinci giunu) hemen onlara oncelik tanir ve derhal ifaza tavaflarini yaptirirdi. Ifaza tavaflarini yaptilar mi, artik onlari (temizlensinler de veda tavafi da yapsinlar diye) beklemez, kadinlar hayizli iken hemen (Medine'ye donmek uzere) yola cikardi."
Muvatta, Hacc 227, (1, 413).

ERKEKLERIN KADINLARLARLA KARISIK TAVAFLARI

1357 - Ibnu Cureyc anlatiyor: "Ata, bana Ibnu Hisam'in kadinlari erkeklerle karisik olarak tavaftan yasakladigi zaman dedi ki: "O bunu nasil yasaklar, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in zevceleri bile erkeklerle birlikte haccettiler!" Ben Ata'ya sordum:
"Onlarin beraber hacclari ortunme emrinden once miydi, sonra miydi?"
"(Evet, kasem olsun) buna, ben ortunme emrinden sonra sahid oldum!" diye cevap verdi. Ben tekrar sordum:
"Pekala erkeklere nasil karisirlardi?" Su cevabi verdi:
"Erkeklere karismazlardi, Hz. Aise (radiyallahu anha) erkeklerden ayri olarak tavaf ederdi, onlara karismazdi." Hatta bir kadin kendisine: "Ey mu'minlerin annesi, yuru (Haceru'l-Esved'e elimizi degerek) istilam edelim!" demisti de Hz. Aise ona:
"Sen diledigin sekilde git" deyip kendisi gitmekten imtina etmisti.Onlar geceleyin kim olduklari bilinmez halde cikarlar, (erkeklerle beraber tavaf yaparlardi. )
Beytullah'a girmek istedikleri zaman da, erkeklerin tamamen cikarilmis olmalarina kadar durup beklerler, sonra girerlerdi.
(Ata devamla): "Ben (Mekke kadisi) Ubeyd Ibnu Umeyr'le birlikte,Muzdelife'deki Sebir daginda mucavir (yani ikamet eder) olan Hz. Aise (radiyallahu anha)'nin yanina giderdim" dedi. Ben hemen sordum:
"Pekala Hz. Aise'nin ortusu ne idi`?"
"Keceden yapilmis kucuk bir Turk cadirinin icindeydi. Cadirin bir perdesi vardi. Aise (radiyallahu anha) ile bizim aramizda bu perdeden baska bir sey yoktu. Ben Hz. Aise'nin uzerinde gul renginde bir zibin gordum."
Buhari, Hacc 64.)

HICR'IN GERISINDE TAVAF

1358 - Ebu's-Sefer Said Ibnu Muhammed anlatiyor: "Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma)'i isittim, diyordu ki: "Ey insanlar, size soyleyecegimi benden dinleyin, (bilahare) soyleyeceklerinizi de bana dinletin." "Ibnu Abbas soyle dedi, Ibnu Abbas boyle dedi" diye kafadan atmayin. Beytullah'i kim tavaf edecekse Hicr'in gerisinden tavaf etsin. Oraya"Hatim" demeyin. Zira cahiliye devrinde kisi yemin edip kamcisini veya ayakkabisinin tekini yahut yayini atardi."
Buhari, Menakibu'l-Ensar 26.

SAFA VE MARVE ARASINDA SA'Y

1359 - Hz. Cabir (radiyallahu anh) anlatiyor: "Ne Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ne de Ashab-i Kiram (radiyallahu anhum)'i Safa ile Merve arasinda birden fazla tavafda bulunmadi, bu da ilk defa yaptiklari tavaf idi."
Ebu Davud, Menasik 54, (1895); Nesai, Hacc 182, (5, 244); Muslim, Hacc 140, (1215) Ibnu Mace, Menasik (2972).

1360 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalàtu vesselam), Kabe'yi basina yular veya baska bir sey takilmis halde tavaf eden bir adam gormustu. Hemen yulari koparip atti."
Buhari, Hacc, 65, 66, Eyman ve'n-Nuzur 31; Ebu Davud, Eyman ve 'n-Nuzur 23,(3302); Nesai, Hacc 186, (5, 221-222), Eyman ve'n-Nuzur 30, (7,18).

Bir baska rivayette soyle denmistir ". . .burnuna gecirilmis bir halka ile birisini yeden bir adam gormustu, derhal halkayi kopardi ve adama: "elinden tutarak yed!" diye emretti.



Kütüb-i Sitte, İslam dininin en önemli iki kaynağından biri niteliğindeki sünnet malzemesini meydana getiren ve en sahih (güvenilir) hadislerden oluşan altı hadis kitabına verilen genel isimdir. Söz konusu bu altı kitap Kur’ân-ı Kerim’den sonra en sahih kitaplar olarak kabul edilen Buharî ile Müslim’in Câmiu’s-Sahîh adlı eserleri ile Ebû Davud, Tirmizî, Nesai ve İbn Mace’nin sünen türündeki eserlerinden ibarettir.Kütüb-i Sitte, Arapça “kitaplar” manasına gelen “kütüb” kelimesiyle “altı” manasına gelen “sitte” kelimesinden meydana gelmiş bir tabir olup, “altı kitap” anlamındadır.
.

----

Kütüb-i Sitte Hadis-i Şerif ( 1351-1360 ) - Kuran Hatim sayfasını izlemektesiniz.



Kur’an’ı Kerim

Allah tarafından gönderilen ilahi kitapların sonuncusu olan Kur’an’ı Kerim, son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.v.) indirilmiştir. Sözlükte toplamak, okumak, bir araya getirmek anlamına gelen Kur’an, terim olarak şöyle tarif edilir:

“Hz. Peygamber’e indirilen, mushaflarda yazılı olup, peygamberimizden bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş olan; okunmasıyla ibadet edilen ve insanlığın benzerini getirmekten aciz kaldığı “ilahi kelâm”dır.

İlahi Kitapların Özelliği


İlahi kitapların en büyük özelliği ve değeri şüphesiz onların Allah’ın sözlerinden ibaret olmalarıdır. Ancak bugün bu özellik sadece Kur’ân-ı Kerîm’e mahsustur. Zira diğer ilâhî kitaplar peygamberlerinden sonra insanlarca tahrifat ile karşı karşıya kalmış ve sonunda bir insanın kaleme aldığı kitaplar haline gelmişlerdir. Zâten Kur’ân-ı Kerîm’in gönderilmesinin bir sebebi de budur. Son vahyedilen ilahi kelam olan Kur’ân-ı Kerîm, kendisinden önce gönderilen ilâhî kitapların bilgi ve hikmetlerini de içeren en mükemmel ilahi kitaptır. Kur’an Son ilahi kitap olması itibarıyla da bizzat Allah’ın muhafazası altındadır. O, hiç değişmeden kıyamete kadar insanlığa kurtuluş ve huzur reçetesi olmaya devam edecektir.

KUR’AN’IN NÜZÛLÜ (İNDİRİLMESİ)


Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’tan Hz.Peygamber’e Cebrail aracılığıyla, vahiy yoluyla indirilmiştir. Kolayca ezberlenmesi, kısa zamanda insanlara ulaşması, manasının kolaylıkla anlaşılması, inançların ve hükümlerin müminlerin kalbinde yavaş yavaş kuvvetlenip kökleşmesi için Kur’an bir defada toptan indirilmemiş, yaklaşık yirmi üç senede, peyderpey indirilmiştir.

KURAN-I KERİM NASIL OKUNMALI? KURAN-I KERİM EN GÜZEL NASIL OKUNUR?

Kuran okurken dikkat edilmesi gerekenler

Kuran-ı Kerim'i doğru bir şekilde okumak için harflerin üzerilerindeki uzatmalarına ve mahreç yerlerine dikkat etmek oldukça önemlidir. Harflerin okunuşunu değiştiren medler yani uzatmalar kişinin Kuran-ı Kerim'i nağmeli okumasını sağlamaz. Nağmeli bir şekilde okumak demek, kişinin Kuran-ı Kerim'i okurken oluşturduğu güzel sesiyle dinleyicilerin gönlüne hitap etmesidir.

Nağmeli okunan bir ayet ise insanlara karşı Kuran-ı Kerimin daha fazla okunup, daha fazla dinlenmesini teşvik eder.