Duhan Suresi - Mustafa İslamoğlu Meali

Rahman rahim Allah`ın adıyla

1. Ha-Mim!

2. Özünde açık ve hakikati açıklayıcı olan bu kitabın değerini bilin!

3. Evet, onu mübarek bir gecede Biz indir(meye başla)dık; zaten, baştan beri (vahiyle) uyaran da Bizdik.

4. O gece, (iyi ve kötü) her iş ayrıştırılarak hikmetli bir hükme bağlanır,

5. tarafımızdan verilmiş bir emirle: elbet Biz, evet peygamberleri gönderen de Bizdik,

6. Rabbinin rahmeti sayesinde. Şüphesiz yalnızca O`dur her şeyi işiten, her şeyi bilen O`dur.

7. Eğer inandığınız değerlerden mutmain olsaydınız, (yakinen bilirdiniz) ki O göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin yegane Rabbidir.

8. O`ndan başka ilah yoktur; hayatı ve ölümü yaratan (Allah) sizin de Rabbinizdir, önden giden atalarınızın da Rabbidir.

9. Ama nerde! Onlar, şüphe bataklığında oyalanıp duruyorlar.

10. Şu halde, göğün (felaket) taşıyan bir dumanla kaplanacağı günü bekle!

11. (O duman) bütün insanları bürüyecek (ve inkarcılar haykıracak): "Acıklı azap işte bu!

12. Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanmış bulunuyoruz!"

13. Şimdi bu hatırlama, onlara nasıl bir yarar sağlar ki? Zira kendilerine hakikati apaçık ortaya koyan bir elçi gelmişti de,

14. Sonra onlar yüz çevirmiş ve demişlerdi ki: "O (başkalarınca) doldurulmuş delinin teki."

15. Elbet Biz cezayı bir süreliğine askıya alacağız, fakat siz yine (eski halinize) döneceksiniz.

16. Kapana kıstırıp enselediğimiz büyük gün gelip çatınca da, her halükarda yaptıklarınızın acısını size tattıracağız.

17. Doğrusu Biz, onlardan önce de Firavun kavmini sınamıştık. Onlara seçkin bir elçi gelmiş

18. ve (demişti) ki: "Bana gelin ey Allah`ın kulları! Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

19. Allah`a karşı küstahlaşmayın! Benim size hakikatin açık delilleriyle geldiğimi aklınızdan çıkarmayın!

20. İyi bilin ki ben, sizin bana yönelik saldırınızdan benim de sizin de Rabbiniz olan (Allah`a) sığınıyorum.

21. Ama eğer bana inanmıyorsanız, bari yolumdan çekilin!"

22. Olan oldu, o (da) Rabbine şöyle şikayet etti: "İşte bunların günaha batmış bir toplum olduğu kesinleşmiştir."

23. (Rabbi ona) "Kullarımla birlikte geceleyin yola düş!" (dedi), "Ama unutmayın ki, takip edileceksiniz.

24. Ziyanı yok, sen denizi rahat bir biçimde terk et! Onlar hakkındaki karar kesin: o ordu mutlaka boğulacak!"

25. Geriye nice nice has bahçeler ve su kaynakları bıraktılar;

26. ve bir nice ekili alan ve görkemli eyvan...

27. Dahası, orada mevcut keyif ve sürur verici daha bir nice nimet

28. işte böylece (geride kalmış) oldu. Sonuçta Biz, onların bıraktıklarına başka toplulukları mirasçı kıldık.

29. Ne gök ağladı onlara, ne de yer; ve ne de cezaları ertelendi.

30. Böylece Biz İsrailoğullarını aşağılayıcı bir beladan kurtarmış olduk;

31. Firavun`dan... Çünkü o, haddini bilmez küstahlardan biriydi.

32. Doğrusu onları, akıl sır ermez ilahi bir bilgiye istinaden çağdaşları olan tüm toplumlar içerisinden böyle seçmiştik;

33. ve onlara sınav olduğu ayan açık belli olan mucizevi işaretler ver(miş)tik.

34. Bütün bunlara rağmen şu berikiler yine de şöyle diyecekler:

35. "(Ölüm) şu bizi bekleyen ilk (ve tek) ölümünüzdür ve biz asla bir daha hayata dönmeyeceğiz;

36. ama eğer (bu) iddianızda ısrarlıysanız, haydi (geri) getirin atalarımızı!"

37. Ne yani, onlar günaha gömülüp gittikleri için kendilerini helak ettiğimiz Tubba` kavminden ve onlardan öncekilerden daha mı değerliler?

38. Bakın Biz gökleri, yeri ve bu ikisi arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık;

39. lakin bunları, bir başka değil sadece gerçek bir amaç uğruna yarattık; ne var ki onların çoğu bunu kavramıyor.

40. Unutmayın ki, hepsinin buluşma zamanı (iyi ile kötünün) birbirinden ayrıldığı gündür.

41. O gün ne bir dostun diğer bir dosta yararı dokunacak, ne de kendilerine yardım ulaşacak;

42. Allah`ın rahmet ettiği kimseler müstesna: zira yalnızca O`dur her işinde mükemmel olan, sonsuz merhamet sahibi O`dur.

43. Şüphesiz o zakkum ağacı,

44. günahkarların besini olacaktır;

45. tıpkı yanık yağ tortusu gibi karında kaynar,

46. fokurdayarak yakıp kavuran su misali...

47. (Derken emir gelir): "Tutun onu, yaka paça sürükleyin kışkırtılmış alevlerin ortasına!

48. Sonra baştan ayağa boca edin yürek dağlayan bir (umutsuzluğu ve deyin ki):

49. Tat bakalım; çünkü sen, evet sen hatırlı, saygın biri olmalısın (!)

50. İşin gerçeği, bu, sizin baştan beri `acaba` dediğiniz şeyin ta kendisidir."

51. Öte yandan Allah`a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlar güvenli bir konumda bulunacaklar:

52. cennetlerde ve pınar başlarında...

53. Tarifsiz güzellikte sonsuz özgürlük libası ve altın sırmalı kaftanlar giyip göz göze bakışacaklar.

54. İşte böyle olacak. Ve Biz onları sıradışı güzellikte bir bakış, pırıl pırıl (bir kalp) taşıyan eşlerle birleştireceğiz.

55. Orada canlarının arzu erttiği her türlü lezzeti güven içinde isteyip tadacaklar.

56. Orada ilk ölümlerinden başka bir ölüm tatmayacaklar. Böylece Allah onları dehşet verici bir azaptan korumuş olacak.

57. Rabbinin bir lutfudur bu: Bu, işte budur muhteşem başarı!

58. İşte böylece Biz, bu (vahyi) senin dilinle kolaylaştırdık ki düşünüp de ders alabilsinler.

59. Artık sen de (yukarıda tanıtılan cennetini) bekle; çünkü ötekiler (yukarıda tanıtılan cehennemlerini) bekliyorlar!

----

Kategoriler

Kuran Kaynakları

Duhan Suresi - Mustafa İslamoğlu Meali - Kuran Hatim sayfasını izlemektesiniz.



Kur’an’ı Kerim

Allah tarafından gönderilen ilahi kitapların sonuncusu olan Kur’an’ı Kerim, son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.v.) indirilmiştir. Sözlükte toplamak, okumak, bir araya getirmek anlamına gelen Kur’an, terim olarak şöyle tarif edilir:

“Hz. Peygamber’e indirilen, mushaflarda yazılı olup, peygamberimizden bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş olan; okunmasıyla ibadet edilen ve insanlığın benzerini getirmekten aciz kaldığı “ilahi kelâm”dır.

İlahi Kitapların Özelliği


İlahi kitapların en büyük özelliği ve değeri şüphesiz onların Allah’ın sözlerinden ibaret olmalarıdır. Ancak bugün bu özellik sadece Kur’ân-ı Kerîm’e mahsustur. Zira diğer ilâhî kitaplar peygamberlerinden sonra insanlarca tahrifat ile karşı karşıya kalmış ve sonunda bir insanın kaleme aldığı kitaplar haline gelmişlerdir. Zâten Kur’ân-ı Kerîm’in gönderilmesinin bir sebebi de budur. Son vahyedilen ilahi kelam olan Kur’ân-ı Kerîm, kendisinden önce gönderilen ilâhî kitapların bilgi ve hikmetlerini de içeren en mükemmel ilahi kitaptır. Kur’an Son ilahi kitap olması itibarıyla da bizzat Allah’ın muhafazası altındadır. O, hiç değişmeden kıyamete kadar insanlığa kurtuluş ve huzur reçetesi olmaya devam edecektir.

KUR’AN’IN NÜZÛLÜ (İNDİRİLMESİ)


Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’tan Hz.Peygamber’e Cebrail aracılığıyla, vahiy yoluyla indirilmiştir. Kolayca ezberlenmesi, kısa zamanda insanlara ulaşması, manasının kolaylıkla anlaşılması, inançların ve hükümlerin müminlerin kalbinde yavaş yavaş kuvvetlenip kökleşmesi için Kur’an bir defada toptan indirilmemiş, yaklaşık yirmi üç senede, peyderpey indirilmiştir.

KURAN-I KERİM NASIL OKUNMALI? KURAN-I KERİM EN GÜZEL NASIL OKUNUR?

Kuran okurken dikkat edilmesi gerekenler

Kuran-ı Kerim'i doğru bir şekilde okumak için harflerin üzerilerindeki uzatmalarına ve mahreç yerlerine dikkat etmek oldukça önemlidir. Harflerin okunuşunu değiştiren medler yani uzatmalar kişinin Kuran-ı Kerim'i nağmeli okumasını sağlamaz. Nağmeli bir şekilde okumak demek, kişinin Kuran-ı Kerim'i okurken oluşturduğu güzel sesiyle dinleyicilerin gönlüne hitap etmesidir.

Nağmeli okunan bir ayet ise insanlara karşı Kuran-ı Kerimin daha fazla okunup, daha fazla dinlenmesini teşvik eder.