Duhan Suresi - Molla Ramazan Şimşek

Molla Ramazan Şimşek Duhan Suresi video tilaveti dinleyin ve izleyin.

Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz .

Duhan Suresi - Mehmet Emin Sarı

Mehmet Emin Sarı Duhan Suresi ok takipli Kur'an-ı Kerim video tilavetini dinleyin ve izleyin.

Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz.

Duhan Suresi - Harun Yıldırım Meali

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla…

1. Ha, Mim.

2. Apaçık Kitaba andolsun;

3. Gerçekten biz onu mübarek bir gecede indirdik, şüphesiz biz uyaranlarız.

4. Ki onda her hikmetli iş ayrılır.

5. Katımızdan bir emir ile; doğrusu biz gönderenleriz.

6. Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz Semi’, Alîm olan O’dur, O!

7. Eğer kesin bir bilgiyle inanıyorsanız, göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabbidir.

8. O’ndan başka ilah yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir, geçmiş atalarınızın da Rabbidir.

9. Aksine, onlar şüphe içinde oynayıp duruyorlar!

10. Öyleyse sen, göğün açıkça bir duman getireceği günü gözle;

11. İnsanları sarıpkuşatıverir; işte bu, acı bir azabtır.

12. "Rabbimiz, azabı üstümüzden açıpgider; çünkü biz iman edicileriz."

13. Onlar için öğüt alıpdüşünmek nerede? Onlara açıklayan bir rasul gelmişti.

14. Sonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: "Öğretilmiştir, bir delidir."

15. Biz sizden bu azabı biraz açıpgidereceğiz; fakat şüphesiz siz, yine geri dönenlersiniz.

16. Büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün; elbette biz intikam alacağız.

17. Andolsun biz kendilerinden önce, Firavun’un kavmini de denedik. Onlara çok yüce ve şerefli bir rasul gelmişti.

18. "Allah’ın kullarını bana geri verin. Şüphesiz ki ben size çok güvenilir bir rasulüm."

19. "Allah’a karşı büyüklenmeyin; şüphesiz size apaçık bir delil getiriyorum."

20. "Ve doğrusu ben, sizin taşa tutmanızdan benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olana sığındım."

21. "Eğer bana inanmıyorsanız, bu durumda benden kopupayrılın."

22. Sonunda Rabbine: "Gerçekten bunlar, suçlugünahkar bir kavimdirler." diye dua etti.

23. "Öyleyse, kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir, muhakkak takip edileceksiniz."

24. "Denizi durgun ve açık bırak. Çünkü onlar suda boğulacak bir ordudur."

25. Onlar nice bahçeler ve pınarlar terk etmişlerdi;

26. Ekinler, güzel konaklar,

27. Ve içlerinde sevinç ve mutluluk içinde yaşadıkları nimetler,

28. İşte böyle; biz bunları başka bir kavime miras olarak verdik.

29. Onlar için ne gök, ne yer ağlamadı ve onlar ertelenmedi.

30. Andolsun, biz İsrailoğullarını o alçaltıcı azabtan kurtardık.

31. Firavun’dan. Çünkü o, ölçüyü taşıran bir mütekebbirdi.

32. Andolsun, biz onları bir ilim üzere alemlere üstün kıldık.

33. Ve onlara, her birinde açık birer imtihan bulunan ayetler verdik.

34. Muhakkak, bunlar da diyorlar ki:

35. "Bizim yalnızca ilk ölümümüzdür; biz yeniden diriltilipkaldırılacak değiliz."

36. "Eğer doğru sözlüyseniz, şu halde atalarımızı getirin bakalım."

37. Onlar mı hayırlı, yoksa Tubba’ kavmi ve onlardan öncekiler mi? Biz onları helak ettik. Çünkü onlar suçlugünahkârdı.

38. Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları bir oyun ve oyalanma konusu olsun diye yaratmadık.

39. Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler.

40. Şüphesiz o ayırma günü, hepsinin vakitleridir.

41. O gün bir dost dosttan yana herhangi bir şeyle yarar sağlayamaz. Ve onlara yardım edilmez.

42. Ancak Allah’ın rahmet ettiği başka. Şüphesiz Azîz, Rahîm olan O’dur, O!

43. Doğrusu, o zakkum ağacı;

44. Günahkar olanın yiyeceğidir.

45. Pota gibi karınlarda kaynardurur;

46. Kaynarsuyun kaynaması gibi.

47. "Onu tutun da cehennemin orta yerine sürükleyin."

48. "Sonra kaynar suyun azabından başının üstüne dökün;"

49. "Tad; çünkü sen, üstün, onurluydun."

50. "Gerçekten bu, sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir."

51. Muttakilere gelince; muhakkak onlar, güvenli bir makamdadırlar.

52. Cennetlerde ve pınarlarda.

53. Hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan giyinirler, karşılıklı otururlar.

54. İşte böyle; ve biz onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

55. Orda, güvenlik içinde her türlü meyveyi istiyorlar.

56. Orda, ilk ölümün dışında başka ölüm tatmazlar. Ve onları cehennem azabından korumuştur.

57. Senin Rabbinden bir lütuf olarak. İşte büyük mutluluk ve kurtuluş budur.

58. Belki onlar öğüt alıpdüşünürler diye, biz onu senin dilinle kolaylaştırdık.

59. Öyleyse sen gözleyipbekle; elbette onlar da gözleyipbekliyorlar.

Duhan Suresi - Erhan Mete

Erhan Mete Duhan Suresi video tilaveti dinleyin ve izleyin.

Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz .

Duhan Suresi - Yusuf Ali Meali

In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.

1. Ha-Mim.

2. By the Book that makes things clear;-

3. We sent it down during a Blessed Night: for We (ever) wish to warn (against Evil).

4. In the (Night) is made distinct every affair of wisdom,

5. By command, from Our Presence. For We (ever) send (revelations),

6. As Mercy from thy Lord: for He hears and knows (all things);

7. The Lord of the heavens and the earth and all between them, if ye (but) have an assured faith.

8. There is no god but He: It is He Who gives life and gives death,- The Lord and Cherisher to you and your earliest ancestors.

9. Yet they play about in doubt.

10. Then watch thou for the Day that the sky will bring forth a kind of smoke (or mist) plainly visible,

11. Enveloping the people: this will be a Penalty Grievous.

12. (They will say:) "Our Lord! remove the Penalty from us, for we do really believe!"

13. How shall the message be (effectual) for them, seeing that an Messenger explaining things clearly has (already) come to them,-

14. Yet they turn away from him and say: "Tutored (by others), a man possessed!"

15. We shall indeed remove the Penalty for a while, (but) truly ye will revert (to your ways).

16. One day We shall seize you with a mighty onslaught: We will indeed (then) exact Retribution!

17. We did, before them, try the people of Pharaoh: there came to them a messenger most honourable,

18. Saying: "Restore to me the Servants of Allah: I am to you an messenger worthy of all trust;

19. "And be not arrogant as against Allah: for I come to you with authority manifest.

20. "For me, I have sought safety with my Lord and your Lord, against your injuring me.

21. "If ye believe me not, at least keep yourselves away from me."

22. (But they were aggressive:) then he cried to his Lord: "These are indeed a people given to sin."

23. (The reply came:) "March forth with My Servants by night: for ye are sure to be pursued.

24. "And leave the sea as a furrow (divided): for they are a host (destined) to be drowned."

25. How many were the gardens and springs they left behind,

26. And corn-fields and noble buildings,

27. And wealth (and conveniences of life), wherein they had taken such delight!

28. Thus (was their end)! And We made other people inherit (those things)!

29. And neither heaven nor earth shed a tear over them: nor were they given a respite (again).

30. We did deliver aforetime the Children of Israel from humiliating Punishment,

31. Inflicted by Pharaoh, for he was arrogant (even) among inordinate transgressors.

32. And We chose them aforetime above the nations, knowingly,

33. And granted them Signs in which there was a manifest trial

34. As to these (Quraish), they say forsooth:

35. "There is nothing beyond our first death, and we shall not be raised again.

36. "Then bring (back) our forefathers, if what ye say is true!"

37. What! Are they better than the people of Tubba and those who were before them? We destroyed them because they were guilty of sin.

38. We created not the heavens, the earth, and all between them, merely in (idle) sport:

39. We created them not except for just ends: but most of them do not understand.

40. Verily the Day of sorting out is the time appointed for all of them,-

41. The Day when no protector can avail his client in aught, and no help can they receive,

42. Except such as receive Allah´s Mercy: for He is Exalted in Might, Most Merciful.

43. Verily the tree of Zaqqum

44. Will be the food of the Sinful,-

45. Like molten brass; it will boil in their insides.

46. Like the boiling of scalding water.

47. (A voice will cry: "Seize ye him and drag him into the midst of the Blazing Fire!

48. "Then pour over his head the Penalty of Boiling Water,

49. "Taste thou (this)! Truly wast thou mighty, full of honour!

50. "Truly this is what ye used to doubt!"

51. As to the Righteous (they will be) in a position of Security,

52. Among Gardens and Springs;

53. Dressed in fine silk and in rich brocade, they will face each other;

54. So; and We shall join them to fair women with beautiful, big, and lustrous eyes.

55. There can they call for every kind of fruit in peace and security;

56. Nor will they there taste Death, except the first death; and He will preserve them from the Penalty of the Blazing Fire,-

57. As a Bounty from thy Lord! that will be the supreme achievement!

58. Verily, We have made this (Qur´an) easy, in thy tongue, in order that they may give heed.

59. So wait thou and watch; for they (too) are waiting.

Duhan Suresi - Mustafa İslamoğlu Meali

Rahman rahim Allah`ın adıyla

1. Ha-Mim!

2. Özünde açık ve hakikati açıklayıcı olan bu kitabın değerini bilin!

3. Evet, onu mübarek bir gecede Biz indir(meye başla)dık; zaten, baştan beri (vahiyle) uyaran da Bizdik.

4. O gece, (iyi ve kötü) her iş ayrıştırılarak hikmetli bir hükme bağlanır,

5. tarafımızdan verilmiş bir emirle: elbet Biz, evet peygamberleri gönderen de Bizdik,

6. Rabbinin rahmeti sayesinde. Şüphesiz yalnızca O`dur her şeyi işiten, her şeyi bilen O`dur.

7. Eğer inandığınız değerlerden mutmain olsaydınız, (yakinen bilirdiniz) ki O göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin yegane Rabbidir.

8. O`ndan başka ilah yoktur; hayatı ve ölümü yaratan (Allah) sizin de Rabbinizdir, önden giden atalarınızın da Rabbidir.

9. Ama nerde! Onlar, şüphe bataklığında oyalanıp duruyorlar.

10. Şu halde, göğün (felaket) taşıyan bir dumanla kaplanacağı günü bekle!

11. (O duman) bütün insanları bürüyecek (ve inkarcılar haykıracak): "Acıklı azap işte bu!

12. Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanmış bulunuyoruz!"

13. Şimdi bu hatırlama, onlara nasıl bir yarar sağlar ki? Zira kendilerine hakikati apaçık ortaya koyan bir elçi gelmişti de,

14. Sonra onlar yüz çevirmiş ve demişlerdi ki: "O (başkalarınca) doldurulmuş delinin teki."

15. Elbet Biz cezayı bir süreliğine askıya alacağız, fakat siz yine (eski halinize) döneceksiniz.

16. Kapana kıstırıp enselediğimiz büyük gün gelip çatınca da, her halükarda yaptıklarınızın acısını size tattıracağız.

17. Doğrusu Biz, onlardan önce de Firavun kavmini sınamıştık. Onlara seçkin bir elçi gelmiş

18. ve (demişti) ki: "Bana gelin ey Allah`ın kulları! Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

19. Allah`a karşı küstahlaşmayın! Benim size hakikatin açık delilleriyle geldiğimi aklınızdan çıkarmayın!

20. İyi bilin ki ben, sizin bana yönelik saldırınızdan benim de sizin de Rabbiniz olan (Allah`a) sığınıyorum.

21. Ama eğer bana inanmıyorsanız, bari yolumdan çekilin!"

22. Olan oldu, o (da) Rabbine şöyle şikayet etti: "İşte bunların günaha batmış bir toplum olduğu kesinleşmiştir."

23. (Rabbi ona) "Kullarımla birlikte geceleyin yola düş!" (dedi), "Ama unutmayın ki, takip edileceksiniz.

24. Ziyanı yok, sen denizi rahat bir biçimde terk et! Onlar hakkındaki karar kesin: o ordu mutlaka boğulacak!"

25. Geriye nice nice has bahçeler ve su kaynakları bıraktılar;

26. ve bir nice ekili alan ve görkemli eyvan...

27. Dahası, orada mevcut keyif ve sürur verici daha bir nice nimet

28. işte böylece (geride kalmış) oldu. Sonuçta Biz, onların bıraktıklarına başka toplulukları mirasçı kıldık.

29. Ne gök ağladı onlara, ne de yer; ve ne de cezaları ertelendi.

30. Böylece Biz İsrailoğullarını aşağılayıcı bir beladan kurtarmış olduk;

31. Firavun`dan... Çünkü o, haddini bilmez küstahlardan biriydi.

32. Doğrusu onları, akıl sır ermez ilahi bir bilgiye istinaden çağdaşları olan tüm toplumlar içerisinden böyle seçmiştik;

33. ve onlara sınav olduğu ayan açık belli olan mucizevi işaretler ver(miş)tik.

34. Bütün bunlara rağmen şu berikiler yine de şöyle diyecekler:

35. "(Ölüm) şu bizi bekleyen ilk (ve tek) ölümünüzdür ve biz asla bir daha hayata dönmeyeceğiz;

36. ama eğer (bu) iddianızda ısrarlıysanız, haydi (geri) getirin atalarımızı!"

37. Ne yani, onlar günaha gömülüp gittikleri için kendilerini helak ettiğimiz Tubba` kavminden ve onlardan öncekilerden daha mı değerliler?

38. Bakın Biz gökleri, yeri ve bu ikisi arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık;

39. lakin bunları, bir başka değil sadece gerçek bir amaç uğruna yarattık; ne var ki onların çoğu bunu kavramıyor.

40. Unutmayın ki, hepsinin buluşma zamanı (iyi ile kötünün) birbirinden ayrıldığı gündür.

41. O gün ne bir dostun diğer bir dosta yararı dokunacak, ne de kendilerine yardım ulaşacak;

42. Allah`ın rahmet ettiği kimseler müstesna: zira yalnızca O`dur her işinde mükemmel olan, sonsuz merhamet sahibi O`dur.

43. Şüphesiz o zakkum ağacı,

44. günahkarların besini olacaktır;

45. tıpkı yanık yağ tortusu gibi karında kaynar,

46. fokurdayarak yakıp kavuran su misali...

47. (Derken emir gelir): "Tutun onu, yaka paça sürükleyin kışkırtılmış alevlerin ortasına!

48. Sonra baştan ayağa boca edin yürek dağlayan bir (umutsuzluğu ve deyin ki):

49. Tat bakalım; çünkü sen, evet sen hatırlı, saygın biri olmalısın (!)

50. İşin gerçeği, bu, sizin baştan beri `acaba` dediğiniz şeyin ta kendisidir."

51. Öte yandan Allah`a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlar güvenli bir konumda bulunacaklar:

52. cennetlerde ve pınar başlarında...

53. Tarifsiz güzellikte sonsuz özgürlük libası ve altın sırmalı kaftanlar giyip göz göze bakışacaklar.

54. İşte böyle olacak. Ve Biz onları sıradışı güzellikte bir bakış, pırıl pırıl (bir kalp) taşıyan eşlerle birleştireceğiz.

55. Orada canlarının arzu erttiği her türlü lezzeti güven içinde isteyip tadacaklar.

56. Orada ilk ölümlerinden başka bir ölüm tatmayacaklar. Böylece Allah onları dehşet verici bir azaptan korumuş olacak.

57. Rabbinin bir lutfudur bu: Bu, işte budur muhteşem başarı!

58. İşte böylece Biz, bu (vahyi) senin dilinle kolaylaştırdık ki düşünüp de ders alabilsinler.

59. Artık sen de (yukarıda tanıtılan cennetini) bekle; çünkü ötekiler (yukarıda tanıtılan cehennemlerini) bekliyorlar!

Duhan Suresi - Ali Bulaç Meali

Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Ha, Mim.

2. Apaçık Kitab’a andolsun;

3. Gerçekten Biz onu mübarek bir gecede indirdik, gerçekten Biz uyaranlarız.

4. Ki onda (o gecede) her hikmetli iş ayrılır.

5. Katımız’dan bir emir ile; doğrusu Biz, (insanlara elçi) gönderenleriz.

6. Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O, işitendir, bilendir.

7. Eğer kesin bir bilgiyle inanıyorsanız (Allah), göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabbidir.

8. O’ndan başka İlah yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir, geçmiş atalarınızın da Rabbidir.

9. Hayır, onlar şüphe içindedirler; oynayıp-oyalanıyorlar.

10. Öyleyse sen, göğün açıkça bir duman getireceği günü gözle;

11. (Bu duman) insanları sarıp-kuşatıverir. İşte bu, acı bir azaptır.

12. "Rabbimiz, azabı üstümüzden açıp-gider; çünkü biz (artık) iman edicileriz."

13. Onlar için öğüt alıp-düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir elçi gelmişti.

14. Sonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: "(Bu,) Öğretilmiştir, bir delidir."

15. Biz sizden bu azabı biraz açıp-gidereceğiz; (ama yine) dönecek olanlarsınız siz.

16. Büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, elbette Biz intikam alacağız.

17. Andolsun, Biz kendilerinden önce, Firavun’un kavmini de denedik. Onlara kerim bir elçi gelmişti;

18. "Allah’ın kullarını bana teslim edin; gerçekten ben, sizin için güvenilir bir elçiyim" (demişti).

19. "Allah’a karşı büyüklenmeyin; şüphesiz size apaçık, bir delil getiriyorum."

20. "Ve doğrusu ben, sizin taşa tutmanızdan benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan (Allah)a sığındım."

21. "Eğer bana inanmıyorsanız, bu durumda benden kopup-ayrılın."

22. Sonunda Rabbine: "Gerçekten bunlar, suçlu-günahkar bir kavimdirler" diye dua etti.

23. (Allah da:) "Öyleyse, kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir, muhakkak takip edileceksiniz." (diye duasını kabul edip cevap verdi).

24. "Denizi durgun ve açık bırak. Çünkü suda boğulacak bir ordudur."

25. Onlar nice bahçeler ve pınarlar terk etmişlerdi;

26. (Nice) Ekinler, güzel konaklar,

27. Ve içlerinde ’sevinç ve mutluluk içinde’ yaşadıkları nimetler,

28. İşte böyle; Biz bunları başka bir kavme miras olarak verdik.

29. Onlar için ne gök, ne yer ağlamadı ve onlar (ın azabı) ertelenmedi.

30. Andolsun, Biz İsrailoğulları’nı o alçaltıcı azaptan kurtardık.

31. Firavun’dan. Çünkü, o, ölçüyü taşıran bir mütekebbirdi.

32. Andolsun, Biz onları bir ilim üzere alemlere üstün kıldık.

33. Ve onlara, her birinde açık birer imtihan bulunan ayetler verdik.

34. Muhakkak, bunlar da diyorlar ki:

35. "(Bütün herşey) Bizim yalnızca ilk ölümümüzdür; biz yeniden diriltilip-kaldırılacak değiliz."

36. "Eğer doğru sözlüyseniz, şu halde atalarımızı getirin bakalım."

37. Onlar mı hayırlı, yoksa Tübba’ kavmi ve onlardan öncekiler mi? Biz onları yıkıma uğrattık. Çünkü onlar, suçlu-günahkardı.

38. Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları bir ‘oyun ve oyalanma konusu’ olsun diye yaratmadık.

39. Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler.

40. Şüphesiz o (hakkı batıldan, haklıyı haksızdan) ayırma günü, hepsinin (hesaba çekilecekleri) vakitleridir.

41. O gün, bir dost dosttan herhangi bir şeyle yarar sağlayamaz. Ve onlara yardım edilmez.

42. Ancak Allah’ın rahmet ettiği başka. Şüphesiz O, üstün ve güçlü olandır, esirgeyendir.

43. Doğrusu, o zakkum ağacı;

44. Günahkar olanın yemeğidir.

45. Pota gibi; karınlarda kaynar-durur;

46. Kaynar-suyun kaynaması gibi.

47. "Onu tutun da cehennemin orta yerine sürükleyin."

48. "Sonra kaynar suyun azabından başının üstüne dökün;"

49. "(Azabı) Tad; çünkü sen, (kendince) üstün, onurluydun."

50. "Gerçekten bu, sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir."

51. Muttakilere gelince; muhakkak onlar, güvenli bir makamdadırlar.

52. Cennetlerde ve pınarlarda,

53. Hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyinirler, karşılıklı (otururlar).

54. İşte böyle; ve Biz onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

55. Orda, güvenlik içinde her türlü meyveyi istiyorlar;

56. Orda, ilk ölümün dışında başka ölüm tadmazlar. Ve (Allah da) onları cehennem azabından korumuştur.

57. Senin Rabbinden, bir fazl ve (lütuf) olarak. İşte büyük ’mutluluk ve kurtuluş’ budur.

58. Belki onlar öğüt alıp-düşünürler diye, Biz onu (Kur’an’ı), senin dilinle kolaylaştırdık.

59. Öyleyse sen gözleyip-bekle; elbette onlar da gözleyip-bekliyorlar.

Duhan Suresi - Suat Yıldırım Meali

Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla

1. Hâ, Mîm.

2. Açık olan ve gerçeği açıklayan bu kitaba yemin ederim ki;

3. Biz onu kutlu bir gecede indirdik. Çünkü Biz haktan yüz çevirenleri uyarırız.

4. (4-6) O, öyle bir gecedir ki her hikmetli iş, tarafımızdan bir emir ile, o zaman yazılıp belirlenir. Rabbinden bir rahmet olarak hep resuller göndermekteyiz. Muhakkak ki O, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.

5. (4-6) O, öyle bir gecedir ki her hikmetli iş, tarafımızdan bir emir ile, o zaman yazılıp belirlenir. Rabbinden bir rahmet olarak hep resuller göndermekteyiz. Muhakkak ki O, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.

6. (4-6) O, öyle bir gecedir ki her hikmetli iş, tarafımızdan bir emir ile, o zaman yazılıp belirlenir. Rabbinden bir rahmet olarak hep resuller göndermekteyiz. Muhakkak ki O, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.

7. (7-8) Yakin, kesin bilgi ve itmi’nan peşinde iseniz, bilin ki O, göklerin, yerin ve ikisi arasındaki varlıkların Rabbidir. O’ndan başka tanrı yoktur. Hayatı veren ve hayatı alıp öldüren de O’dur. Sizin ve daha önce gelmiş geçmiş atalarınızın da Rabbidir.

8. (7-8) Yakin, kesin bilgi ve itmi’nan peşinde iseniz, bilin ki O, göklerin, yerin ve ikisi arasındaki varlıkların Rabbidir. O’ndan başka tanrı yoktur. Hayatı veren ve hayatı alıp öldüren de O’dur. Sizin ve daha önce gelmiş geçmiş atalarınızın da Rabbidir.

9. Fakat onlar şüphe içindedirler. Din gerçekleriyle alay edip eğlenirler.

10. (10-11) O halde sen göğün, bütün insanları saracak olan aşikâr bir duman çıkaracağı günü gözle. Bu, gayet acı bir azaptır.

11. (10-11) O halde sen göğün, bütün insanları saracak olan aşikâr bir duman çıkaracağı günü gözle. Bu, gayet acı bir azaptır.

12. İşte o zaman insanlar: "Ey ulu Rabbimiz, bizden bu azabı kaldır, çünkü artık iman ediyoruz!" derler.

13. (13-14) Onlar nerede, iman nerede! Onlar ibret alan, hisse kapan insanlar değil. Böyle olmadıkları için, gerçekleri apaçık anlatan Peygamber geldiği halde ona sırtlarını döndüler de: "Bu, başkaları tarafından bir şeyler belletilmiş delinin teki!" dediler.

14. (13-14) Onlar nerede, iman nerede! Onlar ibret alan, hisse kapan insanlar değil. Böyle olmadıkları için, gerçekleri apaçık anlatan Peygamber geldiği halde ona sırtlarını döndüler de: "Bu, başkaları tarafından bir şeyler belletilmiş delinin teki!" dediler.

15. Azabı üzerinizden biraz kaldıracağız, fakat siz yine eski halinize döneceksiniz.

16. Ama o müthiş satvetle kendilerini yakalayacağımız gün, onlardan tam intikam alırız.

17. (17-18) Biz onlardan önce Firavun’un halkını da imtihan ettik, onlara da pek değerli bir resul gelip demişti ki: "Ey Allah’ın kulları, benim hakkımı verin, yani tebliğimi dinleyin; çünkü ben size gönderilen güvenilir bir elçiyim.

18. (17-18) Biz onlardan önce Firavun’un halkını da imtihan ettik, onlara da pek değerli bir resul gelip demişti ki: "Ey Allah’ın kulları, benim hakkımı verin, yani tebliğimi dinleyin; çünkü ben size gönderilen güvenilir bir elçiyim.

19. (19-21) Sakın Allah’a baş kaldırmayın, zira ben size apaçık bir delil getiriyorum. Beni taşlayıp öldürmenizden, benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınıyorum. Bana inanmıyorsanız, bari beni kendi halime bırakın (bana kötülük etmeyin)."

20. (19-21) Sakın Allah’a baş kaldırmayın, zira ben size apaçık bir delil getiriyorum. Beni taşlayıp öldürmenizden, benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınıyorum. Bana inanmıyorsanız, bari beni kendi halime bırakın (bana kötülük etmeyin)."

21. (19-21) Sakın Allah’a baş kaldırmayın, zira ben size apaçık bir delil getiriyorum. Beni taşlayıp öldürmenizden, benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınıyorum. Bana inanmıyorsanız, bari beni kendi halime bırakın (bana kötülük etmeyin)."

22. Onlar kabul etmeyince Rabbine şöyle yalvardı: "Ya Rabbî, onlar suçlu bir güruh! (Onları sana havale ettim, Sen onların hakkından gel.)"

23. (23-24) Yüce Allah buyurdu: "Mümin kullarımla geceleyin çıkıp git. Muhakkak ki sizi takip edeceklerdir. Denizi yarıp maiyetini geçirdikten sonra, onu olduğu gibi açık bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur."

24. (23-24) Yüce Allah buyurdu: "Mümin kullarımla geceleyin çıkıp git. Muhakkak ki sizi takip edeceklerdir. Denizi yarıp maiyetini geçirdikten sonra, onu olduğu gibi açık bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur."

25. (25-27) Geride neler bırakmadılar neler!... Ne bağlar, bahçeler, ne pınarlar, ne çiftlikler... Ne güzel güzel konaklar, ne makamlar, içinde zevk-u safa sürdükleri ne nimetler!...

26. (25-27) Geride neler bırakmadılar neler!... Ne bağlar, bahçeler, ne pınarlar, ne çiftlikler... Ne güzel güzel konaklar, ne makamlar, içinde zevk-u safa sürdükleri ne nimetler!...

27. (25-27) Geride neler bırakmadılar neler!... Ne bağlar, bahçeler, ne pınarlar, ne çiftlikler... Ne güzel güzel konaklar, ne makamlar, içinde zevk-u safa sürdükleri ne nimetler!...

28. (28-29) İşte böyle oldu! Sonra bütün bunları, başka bir topluma miras bıraktık. Merhamete lâyık olma haklarını kaybettiklerinden, perişan hallerine gök de ağlamadı, yer de ağlamadı. Artık onlara yeni bir mühlet de verilmedi.

29. (28-29) İşte böyle oldu! Sonra bütün bunları, başka bir topluma miras bıraktık. Merhamete lâyık olma haklarını kaybettiklerinden, perişan hallerine gök de ağlamadı, yer de ağlamadı. Artık onlara yeni bir mühlet de verilmedi.

30. (30-31) Böylece, İsrailoğullarını gerçekten zelil eden, aşağılayan o işkenceden, Firavun’un işkencesinden kurtardık. Doğrusu, bu adam, haddini aşan, büyüklük taslayan zorbanın teki idi.

31. (30-31) Böylece, İsrailoğullarını gerçekten zelil eden, aşağılayan o işkenceden, Firavun’un işkencesinden kurtardık. Doğrusu, bu adam, haddini aşan, büyüklük taslayan zorbanın teki idi.

32. Mûsâ’ya bağlı olanları da, durumlarını bilerek, o devirdeki bütün insanlara üstün kıldık.

33. Onlara, açık ve zahir nimetleri ortaya koyan nice mûcizevî haller verdik.

34. (34-36) (Mekke müşrikleri ise), derler ki: "Biz bir kere öldük mü iş biter, artık dirilmemiz mümkün değil. Ama siz dirilme iddianızda tutarlı iseniz, daha önce gelip geçmiş atalarımızı diriltin de görelim!"

35. (34-36) (Mekke müşrikleri ise), derler ki: "Biz bir kere öldük mü iş biter, artık dirilmemiz mümkün değil. Ama siz dirilme iddianızda tutarlı iseniz, daha önce gelip geçmiş atalarımızı diriltin de görelim!"

36. (34-36) (Mekke müşrikleri ise), derler ki: "Biz bir kere öldük mü iş biter, artık dirilmemiz mümkün değil. Ama siz dirilme iddianızda tutarlı iseniz, daha önce gelip geçmiş atalarımızı diriltin de görelim!"

37. Onlar mı daha güçlü kuvvetli, yoksa Tübba’ halkı ve onlardan önceki toplumlar mı? Belli ki onlar daha güçlü idiler. Ama ağır suçlar işlediklerinden imha ettik onları!

38. Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları eğlenmek için yaratmadık!

39. Evet, onları hak ve hikmetle, ciddî maksat ve gayelerle yarattık, ama onların çoğu bunu anlamazlar.

40. Muhakkak ki bütün hesapların görüleceği o karar günü, hepsinin buluşacağı gündür.

41. (41-42) O gün dost dosta fayda veremez. Allah’ın merhametine mazhar olanlar dışında, kimseye yardım da edilmez. O, gerçekten azîzdir, rahîmdir (üstün kudret sahibidir, merhamet ve ihsanı boldur).

42. (41-42) O gün dost dosta fayda veremez. Allah’ın merhametine mazhar olanlar dışında, kimseye yardım da edilmez. O, gerçekten azîzdir, rahîmdir (üstün kudret sahibidir, merhamet ve ihsanı boldur).

43. (43-44) Muhakkak ki zakkum ağacı, günahkârların yiyeceğidir.

44. (43-44) Muhakkak ki zakkum ağacı, günahkârların yiyeceğidir.

45. (45-46) Kaynar su nasıl fokurdarsa, o da erimiş maden gibi karınlarında fokurdar.

46. (45-46) Kaynar su nasıl fokurdarsa, o da erimiş maden gibi karınlarında fokurdar.

47. (47-50) Allah Zebanîlere: "Tutun onu da" buyurur, "cehennemin ta ortasına sürükleyin. Sonra da başının üstünden kaynar su dökün!" ve deyin ki: "Tat bakalım! Hani üstündün, kudretliydin, asildin!" İşte hakkında şüphe ve mücadele ettiğiniz o gerçek budur.

48. (47-50) Allah Zebanîlere: "Tutun onu da" buyurur, "cehennemin ta ortasına sürükleyin. Sonra da başının üstünden kaynar su dökün!" ve deyin ki: "Tat bakalım! Hani üstündün, kudretliydin, asildin!" İşte hakkında şüphe ve mücadele ettiğiniz o gerçek budur.

49. (47-50) Allah Zebanîlere: "Tutun onu da" buyurur, "cehennemin ta ortasına sürükleyin. Sonra da başının üstünden kaynar su dökün!" ve deyin ki: "Tat bakalım! Hani üstündün, kudretliydin, asildin!" İşte hakkında şüphe ve mücadele ettiğiniz o gerçek budur.

50. (47-50) Allah Zebanîlere: "Tutun onu da" buyurur, "cehennemin ta ortasına sürükleyin. Sonra da başının üstünden kaynar su dökün!" ve deyin ki: "Tat bakalım! Hani üstündün, kudretliydin, asildin!" İşte hakkında şüphe ve mücadele ettiğiniz o gerçek budur.

51. (51-57) Müttakiler güvenli bir makamdadırlar: Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giymiş olarak karşılıklı otururlar. Hem Biz onları güzel gözlü hurilerle evlendiririz. Onlar canlarının çektiği her meyveden rahatlıkla isterler. İlk ölüm dışında artık orada ölüm tatmazlar. Allah kendilerini, tarafından bir lütuf eseri olarak cehennem azabından korur. İşte en büyük mutluluk, en büyük başarı budur!

52. (51-57) Müttakiler güvenli bir makamdadırlar: Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giymiş olarak karşılıklı otururlar. Hem Biz onları güzel gözlü hurilerle evlendiririz. Onlar canlarının çektiği her meyveden rahatlıkla isterler. İlk ölüm dışında artık orada ölüm tatmazlar. Allah kendilerini, tarafından bir lütuf eseri olarak cehennem azabından korur. İşte en büyük mutluluk, en büyük başarı budur!

53. (51-57) Müttakiler güvenli bir makamdadırlar: Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giymiş olarak karşılıklı otururlar. Hem Biz onları güzel gözlü hurilerle evlendiririz. Onlar canlarının çektiği her meyveden rahatlıkla isterler. İlk ölüm dışında artık orada ölüm tatmazlar. Allah kendilerini, tarafından bir lütuf eseri olarak cehennem azabından korur. İşte en büyük mutluluk, en büyük başarı budur!

54. (51-57) Müttakiler güvenli bir makamdadırlar: Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giymiş olarak karşılıklı otururlar. Hem Biz onları güzel gözlü hurilerle evlendiririz. Onlar canlarının çektiği her meyveden rahatlıkla isterler. İlk ölüm dışında artık orada ölüm tatmazlar. Allah kendilerini, tarafından bir lütuf eseri olarak cehennem azabından korur. İşte en büyük mutluluk, en büyük başarı budur!

55. (51-57) Müttakiler güvenli bir makamdadırlar: Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giymiş olarak karşılıklı otururlar. Hem Biz onları güzel gözlü hurilerle evlendiririz. Onlar canlarının çektiği her meyveden rahatlıkla isterler. İlk ölüm dışında artık orada ölüm tatmazlar. Allah kendilerini, tarafından bir lütuf eseri olarak cehennem azabından korur. İşte en büyük mutluluk, en büyük başarı budur!

56. (51-57) Müttakiler güvenli bir makamdadırlar: Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giymiş olarak karşılıklı otururlar. Hem Biz onları güzel gözlü hurilerle evlendiririz. Onlar canlarının çektiği her meyveden rahatlıkla isterler. İlk ölüm dışında artık orada ölüm tatmazlar. Allah kendilerini, tarafından bir lütuf eseri olarak cehennem azabından korur. İşte en büyük mutluluk, en büyük başarı budur!

57. (51-57) Müttakiler güvenli bir makamdadırlar: Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giymiş olarak karşılıklı otururlar. Hem Biz onları güzel gözlü hurilerle evlendiririz. Onlar canlarının çektiği her meyveden rahatlıkla isterler. İlk ölüm dışında artık orada ölüm tatmazlar. Allah kendilerini, tarafından bir lütuf eseri olarak cehennem azabından korur. İşte en büyük mutluluk, en büyük başarı budur!

58. Biz Kur’ân’ı, insanlar iyi anlayıp ibret alsınlar diye, senin dilinle indirerek anlaşılmasını kolaylaştırdık.

59. O halde neticeyi bekle! Zaten onlar da senin başına bir felaket gelmesini can atarak beklemektedirler.

Duhan Suresi - Seyyid Kutub Meali

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Ha, Mim.

2. Apaçık Kitab’a andolsun ki,

3. Biz onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü Biz, insanları uyarmaktayız.

4. Her hikmetli iş o mübarek gecede ayırd edilir.

5. Bu katımızdan verilen her emirdir. Çünkü Biz elçi göndericiyiz.

6. Bu Rabbinden bir rahmettir. Allah, işitendir, bilendir.

7. Göklerin, yerin ve bu ikisinin arasındakilerin Rabbidir. Eğer gerçeği kesin bir şekilde bilebilecek kimselerseniz!

8. O’ndan başka ilah yoktur, yaşatır, öldürür. Sizinde Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.

9. Fakat onlar şüphe içinde eğlenip duruyorlar.

10. Göğün gözle görülür bir duman getireceği günü gözetle.

11. Duman, insanları bürüyecektir. Bu, acı bir azabtır.

12. «Rabbimiz, bizden azabı kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz» derler.

13. Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar? Öğüt alma zamanı geçti. Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.

14. Ondan yüz çevirdiler «Bu, deli görünümünde eğitilmiş biridir» dediler.

15. Biz sizden azabı birazcık kaldıracağız, fakat siz yine inkara döneceksiniz.

16. O gün büyük bir şiddetle çarparız; zira Biz öç alıcıyız!

17. Andolsun, onlardan önce Firavun toplumuna da imkanlar vererek sınamıştık. Onlara saygın bir peygamber gelmişti.

18. Ey Allah’ın kulları! Bana gelin, doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

19. Allah’a karşı büyüklük taslamayın. Ben size apaçık bir delil getiriyorum.

20. Ben, beni taşlayıp öldürmenizden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığındım.

21. Eğer bana inanmadınızsa bari yolumdan çekilin.

22. «Bunlar, suç işleyen bir toplum» diye Rabbine dua etti.

23. «Kullarımı geceleyin yola çıkar; şüphesiz takip olunacaksınız.»

24. Denizi yarıp toplumunu geçirdikten sonra olduğu gibi açık bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.

25. Onlar geride nice şeyler bıraktılar; bahçeler, çeşmeler.

26. Ekinler, güzel makamlar!

27. Ve zevkü sefa sürecekleri nice nimetler!

28. İşte böyle oldu ve biz onları başka bir topluma miras verdik.

29. Onlara gök ve yer ağlamadı ve kendilerine mühlet de verilmedi.

30. Andolsun biz, İsrailoğullarını o küçültücü azaptan kurtardık

31. Yani Firavun’dan. Çünkü o haddi aşanlardan bir zorba idi.

32. Andolsun, biz bilerek İsrâiloğulları’nı çağların insanlarına tercih ettik.

33. Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan ayetler verdik.

34. Bu inkarcılar da diyorlar ki:

35. Bir kez öleceğiz ve herşey bitecek. Biz dirilecek değiliz.

36. Doğru söylüyorsanız, babalarımızı getirin.

37. Peki onlar mı hayırlı, yoksa Tubba kavmi ve onlardan önce gelen kavimler mi? Suç işledikleri için biz onların hepsini helak ettik.

38. Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları eğlenmek için yaratmadık!

39. Onları sadece hak ilkesine dayalı olarak yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

40. Hüküm günü, hepsinin buluşacağı gündür.

41. O gün, dostun dosta hiçbir faydası olmaz, yardım da görmezler.

42. Yalnız Allah’ın merhamet ettiği bunun dışındadır. Şüphesiz Allah, üstündür, esirgeyendir.

43. Zakkum ağacı.

44. Günahkarların yemeğidir.

45. Tıpkı erimiş madenler gibi karınlarında kaynar.

46. Sıcak suyun kaynaması gibi.

47. Tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin.

48. Sonra başının üzerine kaynar su azabından dökün.

49. Tad bakalım, hani şerefli olan, üstün olan yalnız sendin?

50. İşte o kuşkulanıp durduğunuz şey budur!

51. Müttakiler ise güvenli bir makamdadır.

52. Bahçelerde ve çeşme başlarında.

53. İnce ipekten ve parlak atlastan giysiler giyerek karşılıklı otururlar.

54. Ayrıca onları, iri gözlü hurilerle de evlendirmişizdir.

55. Orada, güven içinde, her meyveyi isterler.

56. Orada ilk ölümden başka ölüm tatmazlar, sürekli yaşarlar ve Allah onları cehennem azabından korumuştur.

57. Cehennemden korunmaları Rabbinden bir lütuftur. İşte büyük kurtuluş budur.

58. Biz o Kur’an’ı senin dilinde indirerek kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

59. Öyleyse bekle, onlar da beklemektedirler.

Duhan Suresi - Süleyman Ateş Meali

Rahmân ve Rahim Allâh’ın adıyla

1. Hâ mim.

2. Apaçık Kitaba andolsun ki,

3. Biz onu mübârek bir gecede indirdik. Çünkü biz, uyarıcıyız.

4. Her hikmetli emir, o gecede ayırdedilir;

5. Katımızdan (verilen her) emir. Çünkü biz elçi göndericiyiz.

6. Senin Rabbinin acıması gereği olarak (gönderdiğimiz elçilere o gece emirlerimizi açıklar, vahiylerimizi bildiririz). Doğrusu O, işitendir, bilendir.

7. Eğer kesin olarak inanıyorsanız (bilin ki Allâh), göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.

8. O’ndan başka tanrı yoktur, yaşatır, öldürür. Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.

9. Ama onlar, şüphe içinde oynuyorlar.

10. Göğün, açık bir duman getireceği günü gözetle.

11. (Duman) İnsanları sarar. Bu, acı bir azâbdır.

12. "Rabbimiz, bizden azâbı kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz" derler.

13. Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar (öğüt alma zamanı geçti)? Oysa kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.

14. Ondan yüz çevirdiler: "Bu, öğretilmiştir, cinlenmiştir" dediler.

15. Biz sizden azâbı birazcık kaldırırız ama siz yine (inkârınıza) dönersiniz.

16. O gün büyük vuruşla vururuz; zira biz öç alıcıyız!

17. Andolsun, onlardan önce Fir’avn toplumunu da (imkânlar vererek) sınadık. Onlara değerli bir elçi geldi, (şöyle diyerek):

18. "Allâh’ın kullarını bana teslim edin; çünkü ben sizin için güvenilir bir elçiyim."

19. "Allah’a karşı ululanmayın. Ben size apaçık bir delil getiriyorum."

20. "Ben, beni taşla(yıp öldür)menizden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan (Allâh)’a sığındım."

21. "Eğer bana inanmadınızsa bari ben(im yolum)dan çekilin."

22. Sonra (Mûsâ): "Bunlar, suç işleyen bir toplumdur!" diye Rabbine du’â etti.

23. (Allâh): "O halde kullarımı geceleyin yürüt. Çünkü takibedileceksiniz" (dedi).

24. "Denizi (yarıp toplumunu geçirdikten sonra olduğu gibi) açık bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur."

25. Onlar geride nice şeyler bıraktılar: Bahçeler, çeşmeler.

26. Ekinler, güzel makamlar!

27. Ve zevkü sefa sürdükleri nice ni’metler!

28. İşte böyle oldu ve biz onları başka bir topluma mirâs verdik.

29. Onlara gök ve yer ağlamadı. Ve kendilerine fırsat da verilmedi.

30. Andolsun biz, İsrâil oğullarını o küçültücü azâbdan kurtardık:

31. Fir’avn’dan. Çünkü o, (insanları ezip) ululanan, sınırı aşanlardan biri idi.

32. Andolsun biz, onları bir bilgiye göre âlemlere üstün kıldık.

33. Onlara, içinde açık bir sınav bulunan âyetler verdik.

34. Şunlar (Kureyş kâfirleri) de diyorlar ki:

35. "İlk ölümümüzden sonra bir şey yoktur. Biz diriltilecek değiliz."

36. "Doğru söylüyorsanız, babalarımızı getirin."

37. Onlar mı hayırlı, yoksa Tubba’ kavmi ve onlardan önce gelen (kavim)ler mi? Suç işledikleri için biz onların hepsini helâk ettik.

38. Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları eğlenmek için yaratmadık!

39. Onları sadece gerçek bir sebeple, (hikmetli bir gâye ile) yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

40. (Hakkın bâtıldan ayrılacağı) Hüküm günü, hepsinin varacağı gündür.

41. O gün dost, dostundan bir şey savamaz. Ve onlara yardım da edilmez.

42. Ancak Allâh’ın acıdığı kimseler (kurtulur). Şüphesiz O, üstündür esirgeyendir.

43. Zakkum ağacı,

44. Günâhkârların yemeğidir.

45. Pota gibi karınlarda kaynar.

46. Sıcak suyun kaynaması gibi.

47. (Allâh, zebânilere emreder): "Tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin."

48. "Sonra başının üstüne kaynar su azâbından dökün!"

49. "Tad, zira sen kendince üstündün, şerefliydin."

50. İşte o kuşkulanıp durduğunuz şey budur!"

51. Korunanlar ise güvenli bir makamdadır.

52. Bahçelerde ve çeşme başlarında.

53. İnce ipekten ve parlak atlastan giysiler giyerek karşılıklı otururlar.

54. Ayrıca onları, iri gözlü hûrilerle de evlendirmişizdir.

55. Orada, güven içinde, her meyveyi isterler.

56. Orada ilk ölümden başka ölüm tadmazlar (sürekli yaşarlar). Ve (Allâh) onları cehennem azâbından korumuştur.

57. Rabbinden bir lutuf olarak (bu ni’metler kendilerine verilmiştir). İşte, o büyük başarı budur.

58. Biz o (Kur’â)n’ı senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

59. Biraz bekle, onlar da beklemektedirler (yakında başlarına neler geleceğini göreceklerdir).

Hafız İlhan Tok - Duhan Suresi

Duhan Suresi, Hafız İlhan Tok tarafından okunan Ok Takipli Kur'an-ı Kerim Hatmi Şerifi serisinin 044. suresidir.

Türkçe açıklamalı hatim dersi ve sure metni için: Duhan Suresi - Türkçe Açıklamalı Hatim Dersi

Duhan Suresi - Ebubekir Şatıri

Ebubekir Şatıri Duhân Suresi video tilavetini dinleyin ve izleyin.

Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz .

Duhan Suresi - Nasser Al Qatami






Nasser Al Qatami

Kategoriler

Kuran Kaynakları

duhan suresi - Kuran Hatim sayfasını izlemektesiniz.



Kur’an’ı Kerim

Allah tarafından gönderilen ilahi kitapların sonuncusu olan Kur’an’ı Kerim, son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.v.) indirilmiştir. Sözlükte toplamak, okumak, bir araya getirmek anlamına gelen Kur’an, terim olarak şöyle tarif edilir:

“Hz. Peygamber’e indirilen, mushaflarda yazılı olup, peygamberimizden bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş olan; okunmasıyla ibadet edilen ve insanlığın benzerini getirmekten aciz kaldığı “ilahi kelâm”dır.

İlahi Kitapların Özelliği


İlahi kitapların en büyük özelliği ve değeri şüphesiz onların Allah’ın sözlerinden ibaret olmalarıdır. Ancak bugün bu özellik sadece Kur’ân-ı Kerîm’e mahsustur. Zira diğer ilâhî kitaplar peygamberlerinden sonra insanlarca tahrifat ile karşı karşıya kalmış ve sonunda bir insanın kaleme aldığı kitaplar haline gelmişlerdir. Zâten Kur’ân-ı Kerîm’in gönderilmesinin bir sebebi de budur. Son vahyedilen ilahi kelam olan Kur’ân-ı Kerîm, kendisinden önce gönderilen ilâhî kitapların bilgi ve hikmetlerini de içeren en mükemmel ilahi kitaptır. Kur’an Son ilahi kitap olması itibarıyla da bizzat Allah’ın muhafazası altındadır. O, hiç değişmeden kıyamete kadar insanlığa kurtuluş ve huzur reçetesi olmaya devam edecektir.

KUR’AN’IN NÜZÛLÜ (İNDİRİLMESİ)


Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’tan Hz.Peygamber’e Cebrail aracılığıyla, vahiy yoluyla indirilmiştir. Kolayca ezberlenmesi, kısa zamanda insanlara ulaşması, manasının kolaylıkla anlaşılması, inançların ve hükümlerin müminlerin kalbinde yavaş yavaş kuvvetlenip kökleşmesi için Kur’an bir defada toptan indirilmemiş, yaklaşık yirmi üç senede, peyderpey indirilmiştir.

KURAN-I KERİM NASIL OKUNMALI? KURAN-I KERİM EN GÜZEL NASIL OKUNUR?

Kuran okurken dikkat edilmesi gerekenler

Kuran-ı Kerim'i doğru bir şekilde okumak için harflerin üzerilerindeki uzatmalarına ve mahreç yerlerine dikkat etmek oldukça önemlidir. Harflerin okunuşunu değiştiren medler yani uzatmalar kişinin Kuran-ı Kerim'i nağmeli okumasını sağlamaz. Nağmeli bir şekilde okumak demek, kişinin Kuran-ı Kerim'i okurken oluşturduğu güzel sesiyle dinleyicilerin gönlüne hitap etmesidir.

Nağmeli okunan bir ayet ise insanlara karşı Kuran-ı Kerimin daha fazla okunup, daha fazla dinlenmesini teşvik eder.