Kalem Suresi - Mustafa İslamoğlu Meali

Rahman rahim Allah`ın adıyla

1. Nun... Kaleme ve (onun) yazdıklarına yemin olsun!

2. Rabbinin nimeti sayesinde, cin musallat olmuş biri, olman söz konusu değildir.

3. Ve senin için kesintisiz bir ödül vardır;

4. çünkü sen, muhteşem bir ahlaka sahipsin;

5. ve bir gün gelecek, sen de göreceksin onlar da görecekler;

6. hanginizin aklından zoru olduğunu.

7. Kuşku yok ki senin Rabbin, evet O, kimin kendi yolundan saptığını çok iyi bilir; yine O, kimin hidayete erdiğini de çok iyi bilir.

8. Artık hakkı yalanlayanlara boyun eğme!

9. Onlar isterler ki, sen onlara taviz veresin, buna karşılık kendileri de sana...

10. Ve sen, (çiğneyeceğini bile bile) ağız dolusu söz veren hiçbir alçağa da boyun eğme!

11. Arkadan çekiştirmek için mekik dokuyan arabozucuya (da)!

12. İyiliğe ölümüne engel olan günaha gömülmüş zorbaya (da)!

13. Kaba ve duygusuz, üstüne üstlük fırıldak ve hayırsız.

14. Bütün bunların nedeni, onun mal ve çocuklara sahip olması idi.

15. ki ayetlerimiz kendisine okununca, "Eskilerin masalları" diyebildi.

16. Onun burnuna (zillet) damgasını çıkmaz bir biçimde vuracağız.

17. Şüphesiz şu (yukarıdakileri) sınamıştık, tıpkı malum bahçe sahiplerini sınadığımız gibi: Hani onlar, ertesi sabah kesinlikle hasat yapacaklarına dair sözleşmiştiler.

18. Ancak Allah`ın hayata müdahil olduğu gerçeğine dair istisnai bir kayıt da düşmemiştiler.

19. Ve onlar uykudayken Rabbinden gelen bir (bela) o (bahçeyi) bir bir yokladı.

20. Derken, ertesi sabah o (bahçe) sırım gibi geçmiş küle dönmüştü.

21. Derken, sabahın köründe birbirlerine seslendiler.

22. "Hasat yapmak istiyorsanız, erkenden arazinize gidin!"

23. Derken yola koyuldular... Aralarında şöyle fısıldaşıyorlardı:

24. "Bugün hiçbir yoksulun yanınıza sokulmaması gerekiyor!"

25. Sabah erkenden, güçleri her şeye yetermiş havasıyla yola koyuldular.

26. Ama bahçeyi o perişan haliyle görünce: “Herhalde biz yanlış yere gelmişiz, bizim bahçe burası değildir veya biz sapık insanlarız fakir ve yoksulları haklarından mahrum etmeye çalışıyoruz” dediler.

27. (Akılları başlarına gelince), "Hayır, biz mahrum edilmişiz" dediler.

28. İçlerinden en dengeli olanı "Ben size "Allah yokmuş gibi hareket etmeyelim" dememişmiydim?" diye çıkıştı.

29. Onlar "Varlığın kendisi adına hareket ettiği Rabbimizin şanı ne yücedir" dediler; "Meğer biz zalimlerden olup çıkmışız."

30. Ardından birbirlerine yönelerek, karşılıklı özeleştiri yaptılar.

31. "Yazıklar olsun bize! Gerçekten de biz, haddimizi aşmışız.

32. Belki Rabbimiz, onun yerine bize daha iyisini verir: Artık bizim rağbetimiz Rabbimizedir."

33. İşte (dünyevi) mahrumiyet böyle bir şeydir; ve ahiret mahrumiyeti, hiç kuşkusuz daha beterdir: keşke bilmiş olsalardı.

34. Şu bir gerçek ki, takva sahipleri için Rableri katında sonsuz nimetlerle dolu cennetler vardır.

35. Ne yani, kayıtsız şartsız Bize teslim olanları suçlularla bir mi tutsaydık?

36. Neyiniz var sizin? Nasıl (bu kadar önyargılı) bir hüküm verebiliyorsunuz?

37. Yoksa bu konuda ders aldığınız size ait bir kitap mı var;

38. yani, siz neyi beğenirseniz o sizindir (diyen bir kitap)?

39. Yoksa elinizde, kiyamete kadar geçerli olup Bizi bağlayan bir yemin var da, onun için mi bu hükme varıyorsunuz?

40. Sor onlara; buna hangisi kefil olacak?

41. Yoksa (Allah katında) onları destekleyen ortaklar mı var? Haydi, eğer doğru sözlülerse o ortakları bulup getirsinler!

42. O ezici gücün kendini gösterip dizde dermanın kalmadığı ve secdeye davet edilecekleri gün, asla ona güçleri yetmeyecektir.

43. Bakışları gerçeğin dehşetinden yere düşmüş, kendilerini bir zillet kuşatmıştır; zira onlar, becerebilecekleri bir haldeyken secdeye çağrılmışlardı (da reddetmişlerdi).

44. Artık bana bırak bu sözü yalanlayanları; hiç bilmedikleri bir yerden azar azar bitireceğiz onları.

45. Ama onlara imkan ve zaman tanırım; çünkü onların entrikalarını başlarına geçiren düzenim pek sağlamdır.

46. Yoksa sen onlardan bir ücret istedin de, onlar altında ezilecekleri ağır bir borç yükünden mi kaçıyorlar?

47. Yoksa idrakı aşan hakikatler onlara ayan oldu da, (gayba dair) kayıt kuyudatı kendileri mi tutuyorlar?

48. Rabbinin hükümüne sabır göster; sakın Balık Sahibi gibi yapma! Hani o kendi kendini kahrederek yalvarıyordu.

49. Eğer Rabbinin akıl sır ermez nimeti onun imdadına yetişmemiş olsaydı, andolsun ki aşağılanmış bir halde ıssız bir sahile atılırdı.

50. Fakat Rabbi onu (yeniden) seçti ve iyiler arasına kattı.

51. İmdi, inkarda ısrar edenler bu ilahi öğüdü duydukları zaman sanki seni gözleriyle devireceklermiş gibi (baksalar) ve "O, kesinkes cin musallat olmuş biridir" deseler de (sabret)!

52. Zira bu, bütün bir insanlığa yönelik ilahi bir öğütten ibarettir.

----

Kategoriler

Kuran Kaynakları

Kalem Suresi - Mustafa İslamoğlu Meali - Kuran Hatim sayfasını izlemektesiniz.



Kur’an’ı Kerim

Allah tarafından gönderilen ilahi kitapların sonuncusu olan Kur’an’ı Kerim, son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.v.) indirilmiştir. Sözlükte toplamak, okumak, bir araya getirmek anlamına gelen Kur’an, terim olarak şöyle tarif edilir:

“Hz. Peygamber’e indirilen, mushaflarda yazılı olup, peygamberimizden bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş olan; okunmasıyla ibadet edilen ve insanlığın benzerini getirmekten aciz kaldığı “ilahi kelâm”dır.

İlahi Kitapların Özelliği


İlahi kitapların en büyük özelliği ve değeri şüphesiz onların Allah’ın sözlerinden ibaret olmalarıdır. Ancak bugün bu özellik sadece Kur’ân-ı Kerîm’e mahsustur. Zira diğer ilâhî kitaplar peygamberlerinden sonra insanlarca tahrifat ile karşı karşıya kalmış ve sonunda bir insanın kaleme aldığı kitaplar haline gelmişlerdir. Zâten Kur’ân-ı Kerîm’in gönderilmesinin bir sebebi de budur. Son vahyedilen ilahi kelam olan Kur’ân-ı Kerîm, kendisinden önce gönderilen ilâhî kitapların bilgi ve hikmetlerini de içeren en mükemmel ilahi kitaptır. Kur’an Son ilahi kitap olması itibarıyla da bizzat Allah’ın muhafazası altındadır. O, hiç değişmeden kıyamete kadar insanlığa kurtuluş ve huzur reçetesi olmaya devam edecektir.

KUR’AN’IN NÜZÛLÜ (İNDİRİLMESİ)


Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’tan Hz.Peygamber’e Cebrail aracılığıyla, vahiy yoluyla indirilmiştir. Kolayca ezberlenmesi, kısa zamanda insanlara ulaşması, manasının kolaylıkla anlaşılması, inançların ve hükümlerin müminlerin kalbinde yavaş yavaş kuvvetlenip kökleşmesi için Kur’an bir defada toptan indirilmemiş, yaklaşık yirmi üç senede, peyderpey indirilmiştir.

KURAN-I KERİM NASIL OKUNMALI? KURAN-I KERİM EN GÜZEL NASIL OKUNUR?

Kuran okurken dikkat edilmesi gerekenler

Kuran-ı Kerim'i doğru bir şekilde okumak için harflerin üzerilerindeki uzatmalarına ve mahreç yerlerine dikkat etmek oldukça önemlidir. Harflerin okunuşunu değiştiren medler yani uzatmalar kişinin Kuran-ı Kerim'i nağmeli okumasını sağlamaz. Nağmeli bir şekilde okumak demek, kişinin Kuran-ı Kerim'i okurken oluşturduğu güzel sesiyle dinleyicilerin gönlüne hitap etmesidir.

Nağmeli okunan bir ayet ise insanlara karşı Kuran-ı Kerimin daha fazla okunup, daha fazla dinlenmesini teşvik eder.