Cin Suresi - Harun Yıldırım Meali

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla…

1. (12) (Ey Resulüm!) De ki: "Cinlerden bir topluluğun (Kur’an’ı) dinleyip şöyle dedikleri bana vahyedildi: ‘Şüphesiz biz doğru yola ileten hayranlık verici bir Kur’an dinledik de ona inandık. Artık, Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız.’"

2. "Doğruya götürüyor. Bu yüzden ona iman ettik. Bundan böyle Rabbimize hiçbir kimseyi şirk koşmayacağız."

3. "Doğrusu Rabbimizin şanı çok yücedir. O, ne bir eş edinmiştir, ne de evlat."

4. "Doğrusu bizim beyinsizimiz Allah’a karşı asılsız şeyler söylüyormuş."

5. "Oysa biz, insanların ve cinlerin Allah’a karşı asla yalan söylemeyeceklerini düşünmüştük."

6. "Bir gerçek de şu ki: İnsanlardan bazı kimseler cinlerden bazı kimselere sığınırlardı da onların azgınlıklarını artırırlardı."

7. "Ve onlar, sizin de düşündüğünüz gibi Allah’ın hiç kimseyi kesin olarak diriltmeyeceğini düşünmüşlerdi."

8. "Doğrusu biz göğü yokladık; fakat onu güçlü koruyucular ve alevli ateşlerle kaplı bulduk."

9. "Oysa gerçekte biz, dinlemek için onun oturma yerlerinde otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olsa, gözetleyen alevli bir ateş bulur."

10. "Doğrusu bilmiyoruz; yeryüzünde olanlara bir kötülük mü istendi, yoksa Rableri kendileri için onlarla bir hayır mı diledi?"

11. "Gerçek şu ki, bizden salih olanlar vardı, başkaları da. Biz türlü türlü yollarda olmuştuk."

12. "Şimdi düşünüyoruz ki, Allah’ı yeryüzünde asla aciz bırakamayacağız, kaçmak suretiyle de O’nu hiç bir şekilde aciz bırakamayacağız."

13. "Gerçekten biz hidayeti işittiğimizde ona iman ettik. Artık kim Rabbine iman ederse o, eksiltilmesinden de kendisine zulmedilmesinden de korkmaz."

14. "Ve elbette bizden müslüman da vardır, zulmedenler de. Müslümanlar, onlar doğruyu arayanlardır."

15. "Zulmedenler de cehenneme odun olmuşlardır."

16. Eğer o yol üzere dosdoğru gitselerdi elbette onlara bol bol su içirirdik,

17. Onları bu konuda deneyelim diye... Kim Rabbinin öğütünden yüz çevirirse onu zorlu bir azaba sokar.

18. Şüphesiz mescidler Allah’a aittir. Öyleyse Allah ile beraber kimseye dua etmeyin.

19. Şu da bir gerçek ki, Allah’ın kulu O’na ibadet etmek için kalktığı zaman neredeyse ona karşı birleşeceklerdi.

20. De ki: "Ben ancak Rabbime dua ederim. Hiç kimseyi O’na şirk koşmam."

21. De ki: "Şüphesiz ben, size ne bir zarar ne de bir iyilik imkanına sahip değilim."

22. De ki: "Gerçek şu ki beni Allah’tan hiç kimse asla kurtaramaz ve O’nun dışında asla bir sığınak da bulamam."

23. "Allah’tan bir tebliğ ve O’nun mesajları hariç... Kim Allah’a ve Rasul’üne isyan ederse; hiç şüphesiz onun için cehennem ateşi vardır, orada ebediyyen kalacaklardır."

24. Nihayet tehdit olundukları şeyi gördükleri zaman, kimin yardımcılarının daha zayıf ve sayıca daha az olduğunu bileceklerdir.

25. De ki: "Tehdit olunduğunuz şey yakın mıdır, yoksa Rabbim ona uzun bir zaman mı tayin etmiştir, bilmiyorum."

26. O, gaybı bilendir. Gaybını kimseye açmaz.

27. Rasulleri içinde razı olduğu müstesna. Çünkü O, bunun önüne ve arkasına izleyiciler dizer.

28. Öyle ki onların, Rablerinden gelen risaleti tebliğ ettiklerini bilsin. O, onların yanında olan herşeyi kuşatmıştır ve herşeyi sayı olarak da tesbit etmiştir.

Cin Suresi - Erhan Mete

Erhan Mete Cin Suresi video tilaveti dinleyin ve izleyin.

Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz .

Cin Suresi - Yusuf Ali Meali

In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.

1. Say: It has been revealed to me that a company of Jinns listened (to the Qur´an). They said, ´We have really heard a wonderful Recital!

2. ´It gives guidance to the Right, and we have believed therein: we shall not join (in worship) any (gods) with our Lord.

3. ´And Exalted is the Majesty of our Lord: He has taken neither a wife nor a son.

4. ´There were some foolish ones among us, who used to utter extravagant lies against Allah;

5. ´But we do think that no man or spirit should say aught that untrue against Allah.

6. ´True, there were persons among mankind who took shelter with persons among the Jinns, but they increased them in folly.

7. ´And they (came to) think as ye thought, that Allah would not raise up any one (to Judgment).

8. ´And we pried into the secrets of heaven; but we found it filled with stern guards and flaming fires.

9. ´We used, indeed, to sit there in (hidden) stations, to (steal) a hearing; but any who listen now will find a flaming fire watching him in ambush.

10. ´And we understand not whether ill is intended to those on earth, or whether their Lord (really) intends to guide them to right conduct.

11. ´There are among us some that are righteous, and some the contrary: we follow divergent paths.

12. ´But we think that we can by no means frustrate Allah throughout the earth, nor can we frustrate Him by flight.

13. ´And as for us, since we have listened to the Guidance, we have accepted it: and any who believes in his Lord has no fear, either of a short (account) or of any injustice.

14. ´Amongst us are some that submit their wills (to Allah), and some that swerve from justice. Now those who submit their wills - they have sought out (the path) of right conduct:

15. ´But those who swerve,- they are (but) fuel for Hell-fire´-

16. (And Allah´s Message is): "If they (the Pagans) had (only) remained on the (right) Way, We should certainly have bestowed on them Rain in abundance.

17. "That We might try them by that (means). But if any turns away from the remembrance of his Lord, He will cause him to undergo a severe Penalty.

18. "And the places of worship are for Allah (alone): So invoke not any one along with Allah;

19. "Yet when the Devotee of Allah stands forth to invoke Him, they just make round him a dense crowd."

20. Say: "I do no more than invoke my Lord, and I join not with Him any (false god)."

21. Say: "It is not in my power to cause you harm, or to bring you to right conduct."

22. Say: "No one can deliver me from Allah (If I were to disobey Him), nor should I find refuge except in Him,

23. "Unless I proclaim what I receive from Allah and His Messages: for any that disobey Allah and His Messenger,- for them is Hell: they shall dwell therein for ever."

24. At length, when they see (with their own eyes) that which they are promised,- then will they know who it is that is weakest in (his) helper and least important in point of numbers.

25. Say: "I know not whether the (Punishment) which ye are promised is near, or whether my Lord will appoint for it a distant term.

26. "He (alone) knows the Unseen, nor does He make any one acquainted with His Mysteries,-

27. "Except a messenger whom He has chosen: and then He makes a band of watchers march before him and behind him,

28. "That He may know that they have (truly) brought and delivered the Messages of their Lord: and He surrounds (all the mysteries) that are with them, and takes account of every single thing."

Cin Suresi - Mustafa İslamoğlu Meali

Rahman rahim Allah`ın adıyla

1. De ki: "Bana vahyedildi ki, cinlerden bir kısmı (bu mesaja) kulak vererek, (dostlarına) şöyle dediler: "Gerçekten de biz olağanüstü güzellikte bir hitap dinledik;

2. doğru bir bilinç inşa eden (bir hitab)... Böylece ona iman ettik: artık asla Rabbimizden başkasına ilahlık yakıştırmayacağız;

3. ve şu bir hakikat ki, Rabbimizin şanı pek yücedir: O kendisine ne bir eş ne de çocuk edinmiştir.

4. Bir başka gerçek de, içimizdeki beyinsiz (kişilerin) Allah`a karşı sorumsuzca konuşması olmuştu.

5. Halbuki biz, ne insanların ne de cinlerin Allah`a iftira edeceğine asla ihtimal vermezdik."

6. Hiç kuşku yok ki insanlardan bazıları cinlerden bazılarına sığınırlar, bu da onların (cinler karşısındaki) zillet verici edilgenliğini artırır.

7. Öyle ki o sapık insanlar, tıpkı sizin sandığınız gibi Allah`ın hiç kimseyi elçi göndermeyeceğini sanmışlardı.

8. (Yine cinler şöyle dediler): "Gerçek şu ki biz göğü yokladık, ama onu tam donanımlı bir koruma ordusu ve tarifsiz bir göktaşı sağanağıyla dopdolu bulduk;

9. halbuki vaktiyle biz onun uygun yerlerinde (haber) dinlemek için otururduk; ne var ki şimdi (bizden) her kim dinlemeye kalksa, derhal karşısında hedefe kilitli bir ateş topu buluyor.

10. Ve anladık ki, gerçekte biz (gaybı) bilmiyormuşuz; (mesela) şu yerdekilere şer mi murad edilmiş, yoksa Rableri onları doğru bir bilince ulaştırmayı mı murad etmiş?

11. Nitekim bizden iyi olanlar var, ama bizden öyle olmayanlar da var: zaten öteden beri biz hep birbirine aykırı yollar izlemişiz.

12. Ve nihayet aklımız kesti ki, yeryüzünde asla Allah`a üstün gelemeyiz ve O`ndan asla kaçıp kurtulamayız.

13. İşte tam da bu yüzden biz, ilahi rehberliği işitir işitmez ona inandık; artık kim Rabbine inanırsa, o ne bir ziyana uğrar, ne de gazaba.

14. Bununla beraber, içimizden Allah`a tam teslim olanlar da var, kendisine kötülük edenler de; ama her kim Allah`a teslim olursa, işte onlar doğru bir bilinç inşa etmenin hakkını verenlerdir.

15. Kendisine kötülük edenlere gelince: sonunda onlar cehenneme odun olacaklar."

16. İmdi, eğer onlar yolda doğru dürüst giderlerse, elbet Biz de onları bitimsiz bir suyla sularız;

17. (bunu, nimet) içinde yüzdürerek sınamak için (yaparız); ama Rabbinin vahyinden yüz çeviren kimseyi de pek zorlu bir mahrumiyete mahkum ederiz.

18. Yine (bana vahyedildi ki), kesinlikle ibadethaneler Allah`a mahsustur; öyleyse Allah`ın yanı sıra başka hiç kimseye yalvarıp yakarmayın!

19. Ne var ki Allah`ın kulu O`na davete kalkmaya görsün; hemen yek vücut olup üzerine çullanıverirlerdi.

20. Dediği (sadece) şuydu: "Ben yalnızca Rabbime yalvarıp yakarırım ve O`ndan başka hiç kimseye ilahlık yakıştırmam."

21. De ki: "Ne zarar (ve yarar) verebilirim, ne de hidayet (ve dalalete) götürebilirim.

22. De ki: "Şu bir gerçek ki, ne beni Allah`a karşı kimse koruyabilirdi, ne de ben O`nun dışında bir sığınak bulabilirdim;

23. tabi ki eğer, Allah`tan gelen görevi ve O`nun mesajlarını iletmemiş olsaydım... Artık kim Allah`a ve Elçi`sine karşı gelirse, iyi bilsin ki onun payına içinde ebedi kalacağı Cehennem düşecektir.

24. Tehdit edildikleri azabı görünceye kadar yolları var; işte o zaman, kimin yardıma daha muhtaç ve sayıca az olduğunu anlayacaklar.

25. De ki: "Keşke bilseydim tehdit edildiğiniz azap yakın mı, yoksa Rabbim onu bir müddet daha erteledi mi?

26. Gaybı (sadece) O bilir ve O gaybına kimseyi bütünüyle asla muttali kılmaz;

27. razı olduğu elçi müstesna... Böylesi bir durumda O (elçisini), gerek bildiği gerekse bilmediği hususlarda ilahi gözetim altına alarak hedefine ulaştırır

28. ki, (peygamberler) bu sayede tebliğ ettiklerinin Rablerinin risaleti olduğunu; dahası (Allah`ın) ellerindeki (vahyi) çepeçevre kuşattığını ve her şeyi tek tek sayarak muhafaza altına aldığını bilsin.

Cin Suresi - Ali Bulaç Meali

Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla

1. De ki: "Bana gerçekten şu vahyolundu: Cinlerden bir grup dinleyip de şöyle demişler: -Doğrusu biz, (büyük) hayranlık uyandıran bir Kur’an dinledik"

2. "O (Kur’an), ’gerçeğe ve doğruya’ yöneltip-iletiyor. Bu yüzden ona iman ettik. Bundan böyle Rabbimiz’e hiç kimseyi ortak koşmayacağız."

3. Elbette, Rabbimiz’in şanı Yücedir. O, ne bir eş edinmiştir, ne de bir çocuk."

4. "Doğrusu şu: Bizim beyinsizlerimiz, Allah’a karşı ’bir sürü saçma şeyler’ söylemişler."

5. "Oysa biz, insanların ve cinlerin Allah’a karşı asla yalan söylemeyeceklerini sanmıştık."

6. "Bir de şu gerçek var: İnsanlardan bazı adamlar, cinlerden bazı adamlara sığınırlardı. Öyle ki, onların azgınlıklarını arttırırlardı."

7. "Ve onlar, sizin de sandığınız gibi Allah’ın hiç kimseyi kesin olarak diriltmeyeceğini sanmışlardı."

8. "Doğrusu biz göğü yokladık; fakat onu güçlü koruyucular ve şihablarla kaplı (doldurulmuş) bulduk."

9. "Oysa gerçekte biz, dinlemek için onun oturma yerlerinde otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olsa, (hemen) kendisini izleyen bir şihab bulur."

10. "Doğrusu bilmiyoruz; yeryüzünde olanlara bir kötülük mü istendi, yoksa Rableri kendileri için (doğruya iletici) bir hayır mı diledi?"

11. "Gerçek şu ki, bizden salih olanlar vardır ve bunun dışında (ya da aşağısında) olanlar da. Biz türlü türlü yolların fırkaları olmuşuz."

12. "Biz şüphesiz, Allah’ı yeryüzünde asla aciz bırakamıyacağımızı, kaçmak suretiyle de O’nu hiçbir şekilde aciz bırakamıyacağımızı anladık."

13. "Elbette biz, o yol gösterici (Kur’an’ı) işitince, ona iman ettik. Artık kim Rabbine iman ederse, o ne (ecrinin) eksileceğinden korkar ve ne de haksızlığa uğrayacağından."

14. "Ve elbette bizden Müslüman olanlar da var, zulmedenler de. İşte (Allah’a) teslim olanlar, artık onlar ’gerçeği ve doğruyu’ araştırıp-bulanlardır."

15. Zulmedenler ise, onlar da cehennem için odun olmuşlardır.

16. Eğer onlar (insanlar ve cinler), yol üzerinde ’dosdoğru bir istikamet tuttursalardı’, mutlaka Biz onlara bol miktarda su içirir (tükenmez bir rızık ve nimet verir)dik.

17. Ki, kendilerini bununla denemek için. Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, (Allah), onu ’gittikçe şiddeti artan’ bir azaba sürükler.

18. Şüphesiz mescidler, (yalnızca) Allah’a aittir. Öyleyse, Allah ile beraber başka hiçbir şeye (ve kimseye) kulluk etmeyin (dua etmeyin, tapmayın).

19. Şu bir gerçek ki, Allah’ın kulu (olan Muhammed,) O’na dua (ibadet ve kulluk) için kalktığında, onlar (müşrikler,) neredeyse çevresinde keçeleşeceklerdi.

20. De ki: "Ben gerçekten, yalnızca Rabbime dua ediyorum ve O’na hiç kimseyi (ve hiçbir şeyi) ortak koşmuyorum."

21. De ki: "Doğrusu ben, sizin için ne bir zarar, ne de bir yarar (irşad) sağlayabilirim."

22. De ki: "Muhakkak beni Allah’tan (gelebilecek bir azaba karşı) hiç kimse asla kurtaramaz ve O’nun dışında asla bir sığınak da bulamam."

23. "(Benim görevim,) Yalnızca Allah’tan olanı ve O’nun gönderdiklerini tebliğ etmektir. Kim Allah’a ve O’nun elçisine isyan ederse, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere onun için cehennem ateşi vardır."

24. Sonunda onlar, kendilerine vadedileni gördükleri zaman, yardımcı olmak bakımından kim daha zayıfmış ve sayı bakımından kim daha azmış artık öğrenmiş olacaklardır."

25. De ki: "Bilmiyorum, size vadedilen (kıyamet ve azap) yakın mı, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koymuştur?"

26. O, gaybı bilendir. Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz (ona muttali kılmaz.)

27. Ancak elçileri (peygamberleri) içinde razı olduğu (seçtikleri kimseler) başka. Çünkü O, bunun önüne ve arkasına izleyici (gözetleyici)ler dizer.

28. Öyle ki onların, Rablerinden gelen risaleti (insanlara gönderilenleri) tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah,) onların nezdinde olanları sarıp-kuşatmış ve herşeyi sayı olarak da sayıp-tespit etmiştir.

Cin Suresi - Suat Yıldırım Meali

Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla

1. (1-7) De ki: Bana vahyolunduğuna göre bir cin cemaati Kur’ân’ı dinledikten sonra şöyle dediler: "Biz gerçekten, doğru yolu gösteren harikulade bir Kur’ân dinledik. Bundan böyle Rabbimize asla bir şerik tanımayacağız. Rabbimizin şanı çok yücedir, O ne eş, ne de çocuk edinmiştir. Meğer içimizden birtakım cahiller, Allah hakkında gerçek olmayan sözler söylüyormuş! Biz de saf saf, insanları ve cinleri, Allah hakkında yalan söylemez sanmışız! Meğer bir kısım insanlar cinlerden bazılarına sığınıp, böylece onları daha da azgın hale getirmişler! Onlar da, sizin zannettiğiniz gibi, Allah’ın ölen hiçbir kimseyi diriltmeyeceğini zannetmişler.

2. (1-7) De ki: Bana vahyolunduğuna göre bir cin cemaati Kur’ân’ı dinledikten sonra şöyle dediler: "Biz gerçekten, doğru yolu gösteren harikulade bir Kur’ân dinledik. Bundan böyle Rabbimize asla bir şerik tanımayacağız. Rabbimizin şanı çok yücedir, O ne eş, ne de çocuk edinmiştir. Meğer içimizden birtakım cahiller, Allah hakkında gerçek olmayan sözler söylüyormuş! Biz de saf saf, insanları ve cinleri, Allah hakkında yalan söylemez sanmışız! Meğer bir kısım insanlar cinlerden bazılarına sığınıp, böylece onları daha da azgın hale getirmişler! Onlar da, sizin zannettiğiniz gibi, Allah’ın ölen hiçbir kimseyi diriltmeyeceğini zannetmişler.

3. (1-7) De ki: Bana vahyolunduğuna göre bir cin cemaati Kur’ân’ı dinledikten sonra şöyle dediler: "Biz gerçekten, doğru yolu gösteren harikulade bir Kur’ân dinledik. Bundan böyle Rabbimize asla bir şerik tanımayacağız. Rabbimizin şanı çok yücedir, O ne eş, ne de çocuk edinmiştir. Meğer içimizden birtakım cahiller, Allah hakkında gerçek olmayan sözler söylüyormuş! Biz de saf saf, insanları ve cinleri, Allah hakkında yalan söylemez sanmışız! Meğer bir kısım insanlar cinlerden bazılarına sığınıp, böylece onları daha da azgın hale getirmişler! Onlar da, sizin zannettiğiniz gibi, Allah’ın ölen hiçbir kimseyi diriltmeyeceğini zannetmişler.

4. (1-7) De ki: Bana vahyolunduğuna göre bir cin cemaati Kur’ân’ı dinledikten sonra şöyle dediler: "Biz gerçekten, doğru yolu gösteren harikulade bir Kur’ân dinledik. Bundan böyle Rabbimize asla bir şerik tanımayacağız. Rabbimizin şanı çok yücedir, O ne eş, ne de çocuk edinmiştir. Meğer içimizden birtakım cahiller, Allah hakkında gerçek olmayan sözler söylüyormuş! Biz de saf saf, insanları ve cinleri, Allah hakkında yalan söylemez sanmışız! Meğer bir kısım insanlar cinlerden bazılarına sığınıp, böylece onları daha da azgın hale getirmişler! Onlar da, sizin zannettiğiniz gibi, Allah’ın ölen hiçbir kimseyi diriltmeyeceğini zannetmişler.

5. (1-7) De ki: Bana vahyolunduğuna göre bir cin cemaati Kur’ân’ı dinledikten sonra şöyle dediler: "Biz gerçekten, doğru yolu gösteren harikulade bir Kur’ân dinledik. Bundan böyle Rabbimize asla bir şerik tanımayacağız. Rabbimizin şanı çok yücedir, O ne eş, ne de çocuk edinmiştir. Meğer içimizden birtakım cahiller, Allah hakkında gerçek olmayan sözler söylüyormuş! Biz de saf saf, insanları ve cinleri, Allah hakkında yalan söylemez sanmışız! Meğer bir kısım insanlar cinlerden bazılarına sığınıp, böylece onları daha da azgın hale getirmişler! Onlar da, sizin zannettiğiniz gibi, Allah’ın ölen hiçbir kimseyi diriltmeyeceğini zannetmişler.

6. (1-7) De ki: Bana vahyolunduğuna göre bir cin cemaati Kur’ân’ı dinledikten sonra şöyle dediler: "Biz gerçekten, doğru yolu gösteren harikulade bir Kur’ân dinledik. Bundan böyle Rabbimize asla bir şerik tanımayacağız. Rabbimizin şanı çok yücedir, O ne eş, ne de çocuk edinmiştir. Meğer içimizden birtakım cahiller, Allah hakkında gerçek olmayan sözler söylüyormuş! Biz de saf saf, insanları ve cinleri, Allah hakkında yalan söylemez sanmışız! Meğer bir kısım insanlar cinlerden bazılarına sığınıp, böylece onları daha da azgın hale getirmişler! Onlar da, sizin zannettiğiniz gibi, Allah’ın ölen hiçbir kimseyi diriltmeyeceğini zannetmişler.

7. (1-7) De ki: Bana vahyolunduğuna göre bir cin cemaati Kur’ân’ı dinledikten sonra şöyle dediler: "Biz gerçekten, doğru yolu gösteren harikulade bir Kur’ân dinledik. Bundan böyle Rabbimize asla bir şerik tanımayacağız. Rabbimizin şanı çok yücedir, O ne eş, ne de çocuk edinmiştir. Meğer içimizden birtakım cahiller, Allah hakkında gerçek olmayan sözler söylüyormuş! Biz de saf saf, insanları ve cinleri, Allah hakkında yalan söylemez sanmışız! Meğer bir kısım insanlar cinlerden bazılarına sığınıp, böylece onları daha da azgın hale getirmişler! Onlar da, sizin zannettiğiniz gibi, Allah’ın ölen hiçbir kimseyi diriltmeyeceğini zannetmişler.

8. -"Biz göğe çıkmak istedik: Bir de ne görelim: orası sert ve kuvvetli bekçiler, şihablar, alevler, (roket gibi mermiler)le dolu!

9. "Önceleri biz göğün bazı yerlerinde oturup dinleme merkezleri edinirdik. Ama şimdi kim dinlemeye kalkışırsa, derhal kendini gözetleyip izleyen bir alevle karşılaşıyor.

10. "Doğrusu, iyi anlayamadık: Yerde oturanlara fenalık mı irade edildi, yoksa Rab’leri onlar hakkında hayır ve hidâyet mi diledi, bilemiyoruz."

11. "Bizden iyi kimseler olduğu gibi, iyi olmayanlar da var. Biz türlü türlü yollar tutmuşuz.

12. Şunu da anladık ki, biz yerde Allah’ın iradesine karşı koyamayacağımız gibi, kaçmaya teşebbüs etmekle de O’nun elinden yakamızı kurtaramayız.

13. Biz hidâyet Rehberini dinleyince onu tasdik ettik. Kim Rabbine iman ederse, ne hakkının eksik verilmesinden, ne de gadre uğramaktan asla endişesi kalmaz."

14. "Bizden Allah’a itaat edenlerin yanında, hak yoldan sapan kâfirler de var. Allah’a itaat ve teslimiyet gösterenler, doğru yolu arayanlardır."

15. "Hak yoldan sapanlar ise, cehennem odunu olurlar."

16. Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Eğer insanlar ve cinler, Allah’ın yolunda dosdoğru yürüselerdi, onlara bol yağmur verir, rızıklarını bollaştırırdık.

17. Bu nimetimiz onları imtihan etmek içindir. Kim Rabbini hatırlamaktan yüz çevirirse Allah onu gitgide artan çetin bir azaba sokar.

18. Şüphesiz ki mescidler Allah’ındır (secdeler O’na mahsustur). Öyleyse sakın Allah’tan başka hiçbir tanrıya dua ve ibadet etmeyin!"

19. Ne tuhaftır ki, işi tam tersine çevirip, Allah’ın has kulu, bir olan Allah’a ibadete kalkınca, başına öyle bir üşüştüler ki nerdeyse birbirlerini çiğneyeceklerdi.

20. Sen de ki: "Ben yalnız Rabbime yalvarır, O’na kulluk ederim. Hiçbir şeyi O’na ortak saymam."

21. De ki: "Benim size ne zarar vermeye ve ne de en büyük fayda olan hidâyete ulaştırmaya gücüm yeter.

22. De ki: "Allah’ın cezasından beni hiçbir kimse kurtaramaz. Benim O’nun dışında sığınacak yerim de yoktur.

23. Benim vazifem sadece Allah’ın mesajlarını tebliğ etmektir. Kim Allah’a ve Elçisine isyan ederse, ona cehennem ateşi vardır, hem de ebedî kalmak üzere oraya girecektir.

24. Kendilerine vâd olunan azabı veya kıyamet saatini gördüklerinde, kimin yardımcılarının daha zayıf, kimin askerlerinin daha az olduğunu, işte o zaman anlayacaklardır.

25. Ey Resulüm! De ki: "O sizin tehdit edildiğiniz azap yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için bir süre mi belirler, kesin bilmiyorum."

26. (26-28) O bütün gaybı bilir. Fakat gayplarını kimseye açmaz. Ancak, bildirmeyi dilediği bir elçiye bildirir. Bu durumda (mesajı korumak için) o elçisinin önüne ve arkasına gözetleyiciler yerleştirir. Böylece (Allah) elçilerinin, Rab’lerinin mesajlarını gereğince tebliğ ettiklerini bilmek (yani fiilen görmek) ister. Doğrusu Allah, kullarının nezdinde ne var, ne yoksa her şeyi ilmiyle ihata etmiş, her şeyi bir bir kaydetmiştir.

27. (26-28) O bütün gaybı bilir. Fakat gayplarını kimseye açmaz. Ancak, bildirmeyi dilediği bir elçiye bildirir. Bu durumda (mesajı korumak için) o elçisinin önüne ve arkasına gözetleyiciler yerleştirir. Böylece (Allah) elçilerinin, Rab’lerinin mesajlarını gereğince tebliğ ettiklerini bilmek (yani fiilen görmek) ister. Doğrusu Allah, kullarının nezdinde ne var, ne yoksa her şeyi ilmiyle ihata etmiş, her şeyi bir bir kaydetmiştir.

28. (26-28) O bütün gaybı bilir. Fakat gayplarını kimseye açmaz. Ancak, bildirmeyi dilediği bir elçiye bildirir. Bu durumda (mesajı korumak için) o elçisinin önüne ve arkasına gözetleyiciler yerleştirir. Böylece (Allah) elçilerinin, Rab’lerinin mesajlarını gereğince tebliğ ettiklerini bilmek (yani fiilen görmek) ister. Doğrusu Allah, kullarının nezdinde ne var, ne yoksa her şeyi ilmiyle ihata etmiş, her şeyi bir bir kaydetmiştir.

Cin Suresi - Seyyid Kutub Meali

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Biz harikulâde bir Kur’an dinledik.

2. O doğru yola iletiyor. Hemen inandık ona. Artık Rabbimize hiçbir ortak koşmayacağız.

3. Rabbimiz yüceler yücesidir, ne eş ne evlat edinmemiştir.

4. Meğer aramızdaki aptallar Allah hakkında asılsız sözler söylüyorlarmış.

5. Oysa biz insanların ve cinlerin Allah katında yalan sözler söyleyebileceklerine ihtimal vermiyorduk.

6. Birtakım insanlar birtakım cinlere sığınırlar ve bu tutum onların sapıklıklarını arttırır.

7. O sapık insanlar, tıpkı sizler gibi, Allah’ın hiç kimseyi yeniden diriltmeyeceğini sanmışlardır.

8. Göğü yokladık, orayı sert bekçilerle ve göktaşları ile dopdolu bulduk.

9. Daha önce göğün elverişli dinleme yerlerinde pusuya yatardık. Fakat şimdi hangimiz oranın seslerini işitmeye çalışsa kendisini bekleyen göktaşları ile karşılaşır.

10. Acaba yeryüzündekiler için kötülük mü dileniyor, yoksa Rabbleri onlar hakkında iyilik mi diliyor, bunu bilmiyoruz.

11. Aramızda iyiler de var, bu düzeye erişememiş olanlar da var; farklı yollara ayrıldık.

12. Yeryüzünde Allah ile baş edemeyeceğimizi ve O’ndan kaçıp kurtulamayacağımızı kesinlikle anladık.

13. Biz doğru yola ileten Kur’ân’ı işitir işitmez ona inandık. Kim Rabbine inanırsa ne haksızlığa uğramaktan ve ne zora koşulmaktan korkar.

14. Aramızda Müslümanlar olduğu gibi gerçeğe sırt çevirenler de var. Müslüman olanlar, doğruyu arayıp bulanlardır.

15. Gerçeğe sırt çevirenler ise cehennem odunlarıdırlar.

16. Eğer onlar doğru yola girselerdi kendilerine gürül gürül su sunardık.

17. Böylece onları sınavdan geçirirdik. Kim Rabbini anmaktan vazgeçerse gittikçe artan ağır azaba çarptırılır.

18. Mescidler, camiler Allah içindirler. Öyleyse oralarda Allah’ın yanısıra başkasına yalvarmayınız.

19. Allah’ın kulu Muhammed, Rabbine yalvarmaya durunca müşrikler birbirlerine abanarak keçe gibi çevresini sararlardı.

20. «Ben sırf Rabbime yalvarırım, O’na hiç kimseyi ortak koşmam.»

21. «Ben size ne zarar verebilirim ve ne de fayda sağlayabilirim.»

22. «Hiç kimse beni Allah’ın elinden kurtaramaz; ben O’nun dışında hiçbir sığınak bulamam.»

23. Benim görevim, sadece Allah’tan gelen direktifleri, O’nun mesajını duyurmaktır. Allah’a ve Peygamber’e başkaldıranları, içinde sürekli kalacakları cehennem ateşi bekliyor.

24. Onlar kendilerine yönelik tehditlerin somut olarak gerçekleştiğini gördüklerinde hangi tarafın destek bakımından zayıf ve sayıca az olduğunu anlayacaklardır.

25. «Size yöneltilen tehdit yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir vade mi belirlemiştir, bilmiyorum.»

26. Gaybın bilgisi O’nun tekelindedir. O gaybın sırlarını hiç kimseye açmaz.

27. Bu sırları sadece seçtiği peygamberlerine açar. Onların önlerinden ve arkalarından gözcüler, korucular salar.

28. Böylece onların, Rabblerinin mesajlarını insanlara duyurduklarını belirler. O onların durumlarını ve tutumlarını bilgisi ile kuşatmış, herşeyi bir bir saymıştır.

Cin Suresi - Süleyman Ateş Meali

Rahmân ve Rahim Allâh’ın adıyla

1. De ki: Cinlerden bir topluluğun Kur’ân dinleyip şöyle dedikleri bana vahyolundu: "Biz harikulâde güzel bir Kur’ân dinledik.

2. Doğru yola iletiyor, ona inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız.

3. Doğrusu Rabbimizin şanı yücedir. O, eş ve çocuk edinmemiştir.

4. Meğer bizim beyinsiz (İblis veya cinlerin kâfirleri) Allâh hakkında saçma şeyler söylüyormuş.

5. Biz insanların ve cinlerin, Allah’a karşı yalan söylemeyeceklerini sanmıştık (onun için o beyinsizin sözüne uymuştuk),

6. Doğrusu insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklığını artırırlardı.

7. Onlar da sizin sandığınız gibi Allâh’ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı.

8. Biz göğe dokunduk, onu kuvvetli bekçilerle ve ışınlarla doldurulmuş bulduk.

9. Ve biz onun dinlemeğe mahsus olan oturma yerlerinde oturur (gayb haberlerini dinlemeğe çalışır)dık. Artık şimdi kim dinlemek istese, kendisini gözetleyen bir ışın bulur.

10. Bilmiyoruz bununla yeryüzündekilere kötülük mü (yapılmak) istendi, yoksa Rabbleri onları doğruya mı iletmek diledi.

11. Bize gelince, bizden iyiler de var ve bizden başka türlü olan da var. Biz çeşitli yollara ayrıldık.

12. Biz yeryüzünde Allâh’ı âciz bırakamayacağımızı (yerden) kaçmakla da O’nu âciz bırak(ıp O’ndan kurtul)amayacağımızı anladık.

13. Biz, yol gösteren (Kur’ân)ı işitince ona inandık. Kim Rabbine inanırsa (ne hakkının) eksik verilmesinden, ne de kendisine kötülük edilmesinden korkar.

14. Ve biz, bizden müslümanlar da var ve bizden doğru yoldan sapanlar da var. Kimler müslüman olursa işte onlar doğru yolu aramışlardır.

15. Hak yoldan sapanlar ise cehenneme odun olmuşlardır."

16. Şâyet yolda doğru gitselerdi onlara bol su verirdik (rızıklarını bollaştırırdık).

17. Ki onları, onunla sınayalım. Kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse (Rabbi) onu, alt eden bir azâba sokar.

18. Mescidler, Allâh’a mahsustur. Allâh ile beraber hiç kimseye yalvarmayın.

19. Allâh’ın kulu kalkıp O’na yalvarınca (hayretten, hepsi) onun üzerine üşüşüp nerdeyse keçe gibi birbirlerine geçeceklerdi.

20. De ki: "Ben ancak Rabbime yalvarırım ve hiç kimseyi O’na ortak koşmam."

21. De ki: "Ben size ne zarar, ne de akıl verme gücüne sâhip değilim."

22. De ki: "Beni Allâh’(ın azâbın)dan hiç kimse kurtaramaz ve ondan başka sığınacak kimse bulamam."

23. Benim yapabileceğim sadece Allah’tan (bana vahyedilenleri) size duyurmak ve O’nun elçilik görevlerini yerine getirmektir. Artık kim Allah’a ve Elçisine baş kaldırırsa, ona içinde sürekli kalacağı cehennem ateşi vardır.

24. Kendilerine va’dedilen şeyi (ya azâbı veya kıyâmet sâ’atini) gördükleri zaman, kimin yardımcı bakımından daha zayıf ve sayıca daha az olduğunu bileceklerdir.

25. De ki: "Size söylenen şey yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyacaktır, bilmem."

26. Gaybı bilen O’dur. Gizli bilgisini kimseye göstermez.

27. Ancak râzı olduğu elçiye gösterir. Çünkü O, elçisinin önüne ve arkasına gözetleyiciler (koruyucular) koyar.

28. (Böyle yapar) Ki onların, Rablerinin kendilerine verdiği mesajları duyurduklarını bilsin. Allâh, onlarda bulunan herşeyi (bilgisiyle) kuşatmıştır ve herşeyi bir bir saymış (hesab etmiş)tir.

Hafız İlhan Tok - Cin Suresi

Cin Suresi, Hafız İlhan Tok tarafından okunan Ok Takipli Kur'an-ı Kerim Hatmi Şerifi serisinin 072. suresidir.

Türkçe açıklamalı hatim dersi ve sure metni için: Cin Suresi - Türkçe Açıklamalı Hatim Dersi

Cin Suresi - Ebubekir Şatıri

Ebubekir Şatıri Cinn Suresi video tilavetini dinleyin ve izleyin.

Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz .

Cin Suresi - Nasser Al Qatami






Nasser Al Qatami

Kategoriler

Kuran Kaynakları

cin suresi - Kuran Hatim sayfasını izlemektesiniz.



Kur’an’ı Kerim

Allah tarafından gönderilen ilahi kitapların sonuncusu olan Kur’an’ı Kerim, son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.v.) indirilmiştir. Sözlükte toplamak, okumak, bir araya getirmek anlamına gelen Kur’an, terim olarak şöyle tarif edilir:

“Hz. Peygamber’e indirilen, mushaflarda yazılı olup, peygamberimizden bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş olan; okunmasıyla ibadet edilen ve insanlığın benzerini getirmekten aciz kaldığı “ilahi kelâm”dır.

İlahi Kitapların Özelliği


İlahi kitapların en büyük özelliği ve değeri şüphesiz onların Allah’ın sözlerinden ibaret olmalarıdır. Ancak bugün bu özellik sadece Kur’ân-ı Kerîm’e mahsustur. Zira diğer ilâhî kitaplar peygamberlerinden sonra insanlarca tahrifat ile karşı karşıya kalmış ve sonunda bir insanın kaleme aldığı kitaplar haline gelmişlerdir. Zâten Kur’ân-ı Kerîm’in gönderilmesinin bir sebebi de budur. Son vahyedilen ilahi kelam olan Kur’ân-ı Kerîm, kendisinden önce gönderilen ilâhî kitapların bilgi ve hikmetlerini de içeren en mükemmel ilahi kitaptır. Kur’an Son ilahi kitap olması itibarıyla da bizzat Allah’ın muhafazası altındadır. O, hiç değişmeden kıyamete kadar insanlığa kurtuluş ve huzur reçetesi olmaya devam edecektir.

KUR’AN’IN NÜZÛLÜ (İNDİRİLMESİ)


Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’tan Hz.Peygamber’e Cebrail aracılığıyla, vahiy yoluyla indirilmiştir. Kolayca ezberlenmesi, kısa zamanda insanlara ulaşması, manasının kolaylıkla anlaşılması, inançların ve hükümlerin müminlerin kalbinde yavaş yavaş kuvvetlenip kökleşmesi için Kur’an bir defada toptan indirilmemiş, yaklaşık yirmi üç senede, peyderpey indirilmiştir.

KURAN-I KERİM NASIL OKUNMALI? KURAN-I KERİM EN GÜZEL NASIL OKUNUR?

Kuran okurken dikkat edilmesi gerekenler

Kuran-ı Kerim'i doğru bir şekilde okumak için harflerin üzerilerindeki uzatmalarına ve mahreç yerlerine dikkat etmek oldukça önemlidir. Harflerin okunuşunu değiştiren medler yani uzatmalar kişinin Kuran-ı Kerim'i nağmeli okumasını sağlamaz. Nağmeli bir şekilde okumak demek, kişinin Kuran-ı Kerim'i okurken oluşturduğu güzel sesiyle dinleyicilerin gönlüne hitap etmesidir.

Nağmeli okunan bir ayet ise insanlara karşı Kuran-ı Kerimin daha fazla okunup, daha fazla dinlenmesini teşvik eder.