Kaf Suresi - Harun Yıldırım Meali

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla…

1. Kaf. Çok şerefli Kur’an’a andolsun.

2. Hayır, onlara kendilerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kafirler: "Bu, şaşılacak bir şeydir." dediler.

3. "Biz öldükten ve toprak olduktan sonra mı? Bu, uzak bir dönüştür."

4. Doğrusu biz, yerin onlardan ne eksilttiğini bilmişizdir. Katımızda saklayıpkoruyan bir kitap vardır.

5. Hayır, hak kendilerine geldiğinde yalanladılar. Şimdi onlar, derin bir sarsıntı içinde bulunuyorlar.

6. Üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Biz onu nasıl bina ettik ve onu nasıl süsledik? Onun hiçbir çatlağı yok.

7. Yeri de döşeyipyaydık. Onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda göz alıcı ve iç açıcı her çiftten bitirdik.

8. İçten yönelen her kul için hikmetle bakan bir iç göz ve bir zikirdir.

9. Ve gökten mubarek su indirdik; böylece onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik.

10. Ve tomurcukları üstüste binmiş, büyük ve yüksek hurma ağaçları da;

11. Kullara rızık olmak üzere. Ve onunla ölü bir şehri dirilttik. İşte çıkış da böyledir.

12. Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud da yalanladı.

13. Ad; Firavun ve Lut’un kardeşleri,

14. Eyke halkı ve Tubba’ kavmi de. Hepsi rasulleri yalanladı; böylece benim tehdidim hak oldu.

15. İlk yaratmakda biz acizlik mi gösterdik? Hayır, onlar karmaşık bir kuşku içindedirler.

16. Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Zira biz ona şah damarından daha yakınız.

17. Unutma ki, sağında ve solunda oturan, yaptıklarını tesbit eden ikimelek vardır.

18. O bir söz söylemeye dursun, mutlaka onun yanında görüp gözetlemeye hazır biri vardır.

19. Derken ölüm sarhoşluğu bir hak olarak gelmiş olacaktır. "Kendisinden nefret edip kaçtığın şey işte budur.!"

20. Sur’a da üfürülmüştür. İşte bu korkutulan gündür.

21. Her bir nefis, yanında bir sürücü ve şahid ile gelmiştir.

22. "Andolsun sen bundan gaflet içerisinde idin. Şimdi senden perdeni kaldırdık. Bugün gözün pek keskindir!"

23. Onun yakını olan dedi ki: "Benim yanımdaki işte hazırdır."

24. "Siz ikiniz her inatçı nankörkafiri atın cehennemin içine,"

25. "Hayra engel olan, saldırgan şüpheciyi,"

26. "Ki o, Allah ile beraber başka bir ilah edinmişti. Artık ikiniz onu en şiddetli olan azabın içine atın."

27. Onun yakını dedi ki: "Rabbimiz, ben onu kışkırtıpazdırmadım. Ancak kendisi uzakderin bir sapıklık içindeydi."

28. Buyuracak ki: "Benim huzurumda çekişipdurmayın. Çünkü ben size daha önce kesin bir uyarı göndermiştim."

29. "Huzurumda söz değişikliğe uğratılmaz ve ben kullara asla zulmedici de değilim."

30. O gün cehenneme diyeceğiz: "Doldun mu?" O da: "Daha fazlası var mı?" diyecek.

31. Cennet ise muttakilere uzakta değildir, yakınlaştırılmıştır.

32. İşte bu, içten yönelen, koruyan herkes için va’dolunageldiğinizdir.

33. Görmediği halde Rahman’a karşı içi titreyerek korku duyan ve içten yönelmiş bir kalb ile gelen içindir.

34. "Oraya selametle girin. Bu, ebedilik günüdür."

35. Orada diledikleri her şey onlarındır; katımızda daha fazlası da var.

36. Biz, bunlardan önce kendilerinden daha çetin güce sahip nice nesiller helak ettik. Yeri delik deşik etmişlerdi. Kaçıp sığınacak yer buldular mı?

37. Hiç şüphesiz bunda, kalbi olan ya da bir şahid olarak kulak veren kimse için elbette bir öğüt vardır.

38. Andolsun, biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık; bize hiç bir yorgunluk da dokunmadı.

39. Öyleyse sen, onların söylediklerine sabret ve Rabbini güneşin doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et.

40. Gecenin bir bölümünde ve secdelerin arkasından da O’nu tesbih et.

41. Çağırıcının, yakın bir yerden çağrıda bulunacağı güne kulak ver;

42. O gün, o çığlığı bir gerçek olarak işitirler. İşte bu çıkış günüdür.

43. Gerçek şu ki, dirilten ve öldüren biziz, biz. Ve dönüş de yalnızca bize aittir.

44. O gün yer, onlardan çatlayıpayrılır da hızla koşarlar. İşte bu, bize göre oldukça kolay olan bir toplamadır.

45. Biz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; şu halde, benim kesin tehdidimden korkanlara Kur’an ile öğüt ver.

Kaf Suresi - Erhan Mete

Erhan Mete Kaf Suresi video tilaveti dinleyin ve izleyin.

Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz .

Kaf Suresi - Yusuf Ali Meali

In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.

1. Qaf: By the Glorious Qur´an (Thou art Allah´s Messenger).

2. But they wonder that there has come to them a Warner from among themselves. So the Unbelievers say: "This is a wonderful thing!

3. "What! When we die and become dust, (shall we live again?) That is a (sort of) return far (from our understanding)."

4. We already know how much of them the earth takes away: With Us is a record guarding (the full account).

5. But they deny the Truth when it comes to them: so they are in a confused state.

6. Do they not look at the sky above them?- How We have made it and adorned it, and there are no flaws in it?

7. And the earth- We have spread it out, and set thereon mountains standing firm, and produced therein every kind of beautiful growth (in pairs)-

8. To be observed and commemorated by every devotee turning (to Allah).

9. And We send down from the sky rain charted with blessing, and We produce therewith gardens and Grain for harvests;

10. And tall (and stately) palm-trees, with shoots of fruit-stalks, piled one over another;-

11. As sustenance for (Allah´s) Servants;- and We give (new) life therewith to land that is dead: Thus will be the Resurrection.

12. Before them was denied (the Hereafter) by the People of Noah, the Companions of the Rass, the Thamud,

13. The ´Ad, Pharaoh, the brethren of Lut,

14. The Companions of the Wood, and the People of Tubba´; each one (of them) rejected the messengers, and My warning was duly fulfilled (in them).

15. Were We then weary with the first Creation, that they should be in confused doubt about a new Creation?

16. It was We Who created man, and We know what dark suggestions his soul makes to him: for We are nearer to him than (his) jugular vein.

17. Behold, two (guardian angels) appointed to learn (his doings) learn (and noted them), one sitting on the right and one on the left.

18. Not a word does he utter but there is a sentinel by him, ready (to note it).

19. And the stupor of death will bring Truth (before his eyes): "This was the thing which thou wast trying to escape!"

20. And the Trumpet shall be blown: that will be the Day whereof Warning (had been given).

21. And there will come forth every soul: with each will be an (angel) to drive, and an (angel) to bear witness.

22. (It will be said:) "Thou wast heedless of this; now have We removed thy veil, and sharp is thy sight this Day!"

23. And his Companion will say: "Here is (his Record) ready with me!"

24. (The sentence will be:) "Throw, throw into Hell every contumacious Rejecter (of Allah)!-

25. "Who forbade what was good, transgressed all bounds, cast doubts and suspicions;

26. "Who set up another god beside Allah: Throw him into a severe penalty."

27. His Companion will say: "Our Lord! I did not make him transgress, but he was (himself) far astray."

28. He will say: "Dispute not with each other in My Presence: I had already in advance sent you Warning.

29. "The Word changes not before Me, and I do not the least injustice to My Servants."

30. One Day We will ask Hell, "Art thou filled to the full?" It will say, "Are there any more (to come)?"

31. And the Garden will be brought nigh to the Righteous,- no more a thing distant.

32. (A voice will say:) "This is what was promised for you,- for every one who turned (to Allah) in sincere repentance, who kept (His Law),

33. "Who feared (Allah) Most Gracious Unseen, and brought a heart turned in devotion (to Him):

34. "Enter ye therein in Peace and Security; this is a Day of Eternal Life!"

35. There will be for them therein all that they wish,- and more besides in Our Presence.

36. But how many generations before them did We destroy (for their sins),- stronger in power than they? Then did they wander through the land: was there any place of escape (for them)?

37. Verily in this is a Message for any that has a heart and understanding or who gives ear and earnestly witnesses (the truth).

38. We created the heavens and the earth and all between them in Six Days, nor did any sense of weariness touch Us.

39. Bear, then, with patience, all that they say, and celebrate the praises of thy Lord, before the rising of the sun and before (its) setting.

40. And during part of the night, (also,) celebrate His praises, and (so likewise) after the postures of adoration.

41. And listen for the Day when the Caller will call out from a place quiet near,-

42. The Day when they will hear a (mighty) Blast in (very) truth: that will be the Day of Resurrection.

43. Verily it is We Who give Life and Death; and to Us is the Final Goal-

44. The Day when the Earth will be rent asunder, from (men) hurrying out: that will be a gathering together,- quite easy for Us.

45. We know best what they say; and thou art not one to overawe them by force. So admonish with the Qur´an such as fear My Warning!

Kaf Suresi - Mustafa İslamoğlu Meali

Rahman rahim Allah`ın adıyla

1. Kaf! Bu şanlı-şerefli Kur`an`ın değerini bilin!

2. Ama nerde! Onlar içlerinden bir uyarıcının kendilerine gelmesine şaştılar ve işte bu kafirler dediler ki: "Bu ne acayip bir iş!

3. Ölümümüzün ve toza toprağa karışmamızın ardından (diriliş) ha? Bu dönüşü imkansız bir son."

4. Doğrusu Biz, yerin onları nasıl çürütüp toprak edeceğini daha baştan bilmekteyiz; zira katımızda mahfuz bir yasa mevcuttur.

5. Dahasını da yaptılar; ayaklarına kadar geldiği halde hakikati yalanladılar: hasılı onlar derin bir iç karmaşası yaşıyorlar.

6. Onlar üzerlerindeki göğe dönüp de bakmadılar mı? Onu nasıl inşa ettik ve ışıl ışıl bezedik; üstelik hiçbir eksik gedik bırakmadık!

7. Yeryüzünü ise (engebeli arazi yapısıyla) uzatıp genişlettik; zira oraya kalkmaz kımıldamaz dağlar yerleştirdik; üstelik orada her tür çiftten güzel bitkiler yeşerttik ki,

8. gönüllü olarak O`na yönelen her kul için bir bilinç kaynağı ve bir uyarı vesilesi olsun.

9. Yine Biz, gökten bereketli bir su indirdik ve onunla has behçeleri yeşerttik; dahası hasat edilen tahılı

10. ve sıra salkımlı meyveleriyle boylu poslu hurma ağaçlarını,

11. bütün kullara bir rızık olarak (verdik): Evet, Biz ölü bir beldeye o (su) ile can verdik; işte (insanın) yeniden dirilişi de böyle olacaktır.

12. Onlardan önce Nuh kavmi, Dess sakinleri ve Semud da yalanladı;

13. yine Ad, Firavun ve Lut`un kardeşleri...

14. Yine ormanlık vadinin sakinleri ve Tubba kavmi... Bunların hepsi de elçileri yalanladılar: sonunda vaat ettiğim ceza gerçekleşti.

15. Şimdi Biz, ilk yaratış sırasında bitkin düşmüşüz, öyle mi? Asla! Ama onlar, yeniden yaratmanın (imkanından) kuşku duymaktalar.

16. Doğrusu insanı yaratan Biziz ve iç beninin ona neler fısıldadığını iyi biliriz: zira Biz insana şahdamarından daha yakınız.

17. (Zıt kutuplarda) konuşlanmış olan o iki (unsur), sağdan ve soldan karşı karşıya geldiği zaman

18. insandan herhangi bir söz çıkmaya görsün; illa ki, kendi içinde bile onu gözetleyip kaydeden Biri vardır.

19. Derken ölüm kabusu tüm gerçekliğiyle çıkagelir; (ki) işte bu (ey insan), senin köşe bucak kaçtığın şeydir!

20. Nihayet (diriliş için) sura üflenir: işte bu da (ey insan), kendisine karşı uyarıl(dığın) gündür.

21. Ve her can kendisini yönlendiren unsurlar ve tanıklarla huzura gelir;

22. "Doğrusu sen" (denilir), "buna karşı gaflet içindeydin; işte, artık senin perdeni önünden kaldırdık: şimdi gözün daha bir keskindir."

23. Güdümüne girdiği (şeytani öteki kişiliği) der ki: "İşte, bir uydu gibi emrime pervane olan budur!"

24. (Allah emreder): "İnkarda ısrar eden her inatçı kafiri (uydusu olduğu odakla) birlikte cehenneme fırlatın:

25. her hayra engel olanları, her haddini bilmez saldırganı, her kuşku ve fesat yayanı,

26. Allah dışında başka ilahlar peydahlayanı... Haydi, (özne ve nesnesiyle birlikte) hepsini şiddetli azabın bağrına fırlatın!

27. Güdümüne girdiği (şeytani öteki kişilik): "Rabbimiz!" der, "Onu azdırıp saptıran ben değildim; kaldı ki o zaten derin bir sapıklığın içindeydi."

28. (Allah) buyuracak: "Benim huzurumda hesaplaşmayın; zira Ben sizi azabımla uyarmıştım;

29. Benim katımda verilen söz değişmez; ve benim kullarıma zulmetme ihtimalim yoktur.

30. O gün cehenneme "Doldun mu?" diye soracağız; o "Daha var mı?" diyecek.

31. Ve cennet muttakiler ayağına getirilecek ve asla uzaklaşmayacak.

32. "İşte, size vaad edilen budur; O`na dönük bir gönüller hatırdan O`nu hiç çıkarmayan herkese;

33. idraki aşan bir hakikat olduğu halde, O sonsuz rahmet sahibi karşısında içi titreyen ve O`nun huzuruna adanmış bir yürekle gelen herkese:

34. Oraya tarifsiz bir huzur içinde girin! İşte bu ebedi ikamet günüdür" (denilecek).

35. Onlar orada arzu ettikleri her şeye kavuşacaklar; ama katımızda daha fazlası da var.

36. Biz, onlardan önce nice uygarlıkları helak etmişiz; onlar güç ve kutret olarak bunlardan çok daha ileriydiler; fakat "Bir sığınak yok mu?" diye sığınacak delik aradılar.

37. Elbet bunda, (akleden) bir kalbe sahip olanlar için ibretlik bir uyarı vardır; veya pür dikkat bir şahit olarak kulak verenler için...

38. Dahası gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri altı aşamada yarattığımızı, fakat Bize asla bir yorgunluk arız olmadığını (bilenler için)...

39. Öyleyse artık onların söyleyeceklerine karşı sabırlı ol! Bir de güneşin doğuşundan ve batıştan önce Rabbinin aşkın olan yüce zatını (namaz kılarak) hamd ile an;

40. yine geceleri ve secdelerin ardından O`nun aşkın olan zatını an!

41. İmdi sen (ey insanoğlu); sana çok çok yakın bir yerden o güne ilişkin çağrı yapan Allah`ın nidasına kulak ver!

42. Tüm gerçekliğiyle o malum çığlığı (herkesin) işiteceği güne... İşte bu, bir (başka hayata) çıkış günüdür.

43. Kesin olan şu ki, ölümü ve hayatı yaratan Biziz ve her yol sonunda Bize çıkar.

44. Yer ayaklarının altında kayıp paramparça olduğu gün (her şey) son sürattir: işte bu akıl sır ermez bir toparlanıştır, Bizim için çok kolay olacaktır.

45. Biz onların neler söylediğini çok iyi biliyoruz; ne ki sen onları zorla (inandıracak) bir zorba değilsin: şu halde sen, Benim tehditlerimden korkanları bu Kur`an aracılığıyla uyarmaya devam et!

Kaf Suresi - Ali Bulaç Meali

Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Kaf. ’Şerefli üstün’ Kur’an’a andolsun.

2. Hayır, onlara kendilerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kafirler: "Bu şaşılacak bir şey" dediler.

3. "Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (yeniden diriltilecek mişiz)? Bu uzak bir dönüş (iddiasıdır)."

4. Doğrusu Biz, yerin onlardan ne eksilttiğini bilmişizdir. Katımız’da (bütün bunları) saklayıp-koruyan bir kitap vardır.

5. Hayır, hak kendilerine gelince yalanladılar. Şimdi onlar, derin bir sarsıntı içinde bulunuyorlar.

6. Üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Biz, onu nasıl bina ettik ve onu nasıl süsledik? Onun hiçbir çatlağı yok.

7. Yeri de (nasıl) döşeyip-yaydık? Onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda ’göz alıcı ve iç açıcı’ her çiftten (nice bitkiler) bitirdik.

8. (Bunlar,) ’İçten Allah’a yönelen’ her kul için ’hikmetle bakan bir iç göz’ ve bir zikirdir.

9. Ve gökten mübarek (bereket ve rahmet yüklü) su indirdik; böylece onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik.

10. Ve birbiri üstüne dizilmiş tomurcuk yüklü yüksek hurma ağaçları da.

11. Kullara rızık olmak üzere. Ve onunla (o suyla) ölü bir şehri dirilttik. İşte (ölümden sonra) diriliş de böyledir.

12. Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud (kavmi) de yalanladı.

13. Ad, Firavun ve Lut’un kardeşleri,

14. Eyke halkı ve Tubba’ kavmi de. Hepsi elçileri yalanladı; böylece Benim tehdidim (onların üzerine) hak oldu.

15. Ya, Biz ilk yaratılışta güçsüz mü düştük? Hayır, onlar ’karmaşık bir kuşku’ içindedirler.

16. Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.

17. Onun sağında ve solunda oturan iki yazıcı kaydederlerken

18. O, söz olarak (herhangi bir şey) söylemeyiversin, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici vardır.

19. O, ölüm sarhoşluğu, bir gerçek olarak gelip de, (insana) "İşte bu, senin yan çizip-kaçmakta olduğun şeydir" (denildiği zaman da).

20. Sur’a da üfürülmüştür. İşte bu, tehdidin (gerçekleştiği) gündür.

21. (Artık) Her bir nefis, yanında bir sürücü ve bir şahid ile gelmiştir.

22. "Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık. Artık bugün görüş-gücün keskindir."

23. Onun yakını olan (ve yanından ayrılmayan melek) dedi ki: "İşte bu, yanımda hazır durumda olan şey."

24. Siz ikiniz (ey melekler), her inatçı nankörü atın cehennemin içine,

25. Hayra engel olan, saldırgan şüpheciyi,

26. Ki o, Allah’la beraber başka bir İlah edinmişti. Artık ikiniz, onu en şiddetli olan azabın içine atın.

27. Onun yakın-dostu (saptırıcı) dedi ki: "Rabbimiz, ben onu kışkırtıp-azdırdım. Ancak kendisi (haktan) uzak bir sapıklık içindeydi."

28. (Allah buyurur:) "Benim Huzurumda çekişip-durmayın. Ben size daha önce ’kesin bir uyarı’ göndermiştim."

29. "Huzurumda söz değişikliğe uğratılmaz ve Ben kullara zulmedici değilim."

30. O gün cehenneme diyeceğiz: "Doldun mu?" O da: "Daha fazlası var mı?" diyecek.

31. Cennet de, muttakiler için, uzakta değildir, (o gün) yakınlaştırılmıştır.

32. Bu, size vadolunandır; (gönülden Allah’a) yönelip-dönen (İslam’ın hükümlerini) koruyan,

33. Görmediği halde Rahman’a karşı ’içi titreyerek korku duyan’ ve ’içten Allah’a yönelmiş’ bir kalp ile gelen içindir.

34. "Ona ’esenlik ve barış (selam)la’ girin. Bu, ebedilik günüdür."

35. Orda diledikleri herşey onlarındır; Katımız’da daha fazlası da var.

36. Biz bunlardan önce nice nesiller yıkıma uğrattık ki onlar, zorbaca yakalamak (yakıp-yıkmak, baskı ve şiddetle yönetmek, sindirmek) bakımından kendilerinden daha üstündüler; şehirlerde (yerin üstünü altına getirip, sayısız kazı, inşaat ve araştırmalarla her yanı) delik-deşik etmişlerdi. (Ama) kaçacak bir yer var mı?

37. Hiç şüphesiz, bunda, kalbi olan ya da bir şahid olarak kulak veren kimse için elbette bir öğüt (zikir) vardır.

38. Andolsun, Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık; Bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.

39. Öyleyse sen, onların dediklerine karşılık sabret ve Rabbini güneşin doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et.

40. Gecenin bir bölümünde ve secdelerin arkasından da O’nu tesbih et.

41. Çağırıcının, yakın bir yerden çağrıda bulunacağı güne kulak ver;

42. O gün, o çığlığı bir gerçek (hak) olarak işitirler. İşte bu, (dirilip kabirlerden) çıkış günüdür.

43. Gerçek şu ki, dirilten ve öldüren Biziz, Biz. Ve dönüş de Bizedir.

44. O gün yer, onlardan çatlayıp-ayrılır da (onlar,) hızla koşarlar. İşte bu, Bize göre oldukça-kolay olan bir haşir (sizi birarada toplama)dır.

45. Biz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; şu halde, Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur’an ile öğüt ver.

Kaf Suresi - Suat Yıldırım Meali

Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla

1. Kâf. Şanlı şerefli Kur’ân hakkı için.

2. (2-3) Doğrusu, onlar, kendilerinden birinin, uyarıp irşad etmek için gelmesine şaşırdılar da kâfirler: "Bu, ne tuhaf şey!" dediler, "Biz ölüp de toprak olduktan sonra mı dirileceğiz? Bu, aklın alamayacağı kadar uzak bir ihtimal!"

3. (2-3) Doğrusu, onlar, kendilerinden birinin, uyarıp irşad etmek için gelmesine şaşırdılar da kâfirler: "Bu, ne tuhaf şey!" dediler, "Biz ölüp de toprak olduktan sonra mı dirileceğiz? Bu, aklın alamayacağı kadar uzak bir ihtimal!"

4. Biz toprağın, onların bedenlerini (hücre hücre) nasıl çürüttüğünü tafsilatıyla biliriz. Zaten yanımızda her şeyin kayıtlı olduğu şaşmaz bir sicil vardır.

5. Bilakis onlar, kendi önlerine kadar gelen gerçeği yalan saydılar. Artık onlar kararsızlık ve perişanlık içindedirler.

6. Hiç üzerlerindeki göğe bakmazlar mı? Bakıp da Bizim onu nasıl sağlamca bina ettiğimizi, onda en ufak bir çatlaklık, dengesizlik olmadığını düşünmezler mi?

7. Yeri de döşedik, oraya dengeyi sağlayacak sağlam ulu dağlar yerleştirdik. Orada, gönüller, gözler açan her çeşit bitkiden çiftler bitirdik.

8. Bütün bunları, Allah’a yönelecek her kula Yaradan’ın kudretini hatırlatması, dersler veren birer basiret nişanesi ve ibret numunesi olması için yaptık.

9. (9-10) Gökten bereketli bir su indirdik. Onunla bahçeler ve biçilen ekinler, salkım salkım meyveleriyle ulu hurma ağaçları yetiştirdik.

10. (9-10) Gökten bereketli bir su indirdik. Onunla bahçeler ve biçilen ekinler, salkım salkım meyveleriyle ulu hurma ağaçları yetiştirdik.

11. Bütün bunlar kullarımıza rızık vermek içindir. Hem o su ile ölü toprağa hayat verdik. İşte ölmüş insanların mezarlarından çıkışı da böyle olacaktır.

12. (12-14) Onlardan önce Nûh halkı, Ashab-ı Ress, Semûd, Âd, Firavun halkları. Lût’un hemşehrileri, Ashab-ı Eyke ve Tübba’ halkı da hakkı yalanladılar. Evet onların hepsi peygamberleri yalancı saydılar da tehdidime müstehak oldular, azaba çarptırıldılar.

13. (12-14) Onlardan önce Nûh halkı, Ashab-ı Ress, Semûd, Âd, Firavun halkları. Lût’un hemşehrileri, Ashab-ı Eyke ve Tübba’ halkı da hakkı yalanladılar. Evet onların hepsi peygamberleri yalancı saydılar da tehdidime müstehak oldular, azaba çarptırıldılar.

14. (12-14) Onlardan önce Nûh halkı, Ashab-ı Ress, Semûd, Âd, Firavun halkları. Lût’un hemşehrileri, Ashab-ı Eyke ve Tübba’ halkı da hakkı yalanladılar. Evet onların hepsi peygamberleri yalancı saydılar da tehdidime müstehak oldular, azaba çarptırıldılar.

15. Biz ilkin yoktan yaratmada bir âcizlik, becerisizlik mi gösterdik ki bu tekrar yaratmada acze düşelim? Hayır! Öyle değil, onlar da böyle olmadığını bilirler. Ama yine de onlar bu yeniden yaratılıştan (dirilmeden) şüphe içindedirler.

16. İnsanı Biz yarattık. Onun için, nefsinin kendisine neler fısıldadığını, neler telkin ettiğini de Biz pek iyi biliriz.Çünkü Biz ona şahdamarından daha yakınız.

17. (17-18) Zaten onun sağında ve solunda yerleşmiş iki kayıtçı vardır. Ağzından çıkan bir tek söz olmaz ki yanında, bu iş için hazırlanmış gözcü olmasın, onun söylediğini ve yaptığını kaydetmiş olmasın.

18. (17-18) Zaten onun sağında ve solunda yerleşmiş iki kayıtçı vardır. Ağzından çıkan bir tek söz olmaz ki yanında, bu iş için hazırlanmış gözcü olmasın, onun söylediğini ve yaptığını kaydetmiş olmasın.

19. Vakti geldiğinde ölüm sekeratı başlayınca, can çekiştiği sırada insana "İşte" denir, "senin en çok nefret edip kaçtığın şey!"

20. Sûra üfürülür kalk borusu çalar. İşte bu da tehdit edilen azabın günüdür.

21. O gün herkes beraberinde bir muhafız, bir de şahit olarak Yüce Divana gelir.

22. Allah ona buyurur: "Sen bundan gaflet içindeydin. İşte gözünün önünden perdeyi kaldırdık, şimdi artık gözün pek keskindir!"

23. Yanındaki arkadaşı "İşte!" der, "onun defteri! Her ne yapmışsa, burada yazılı!"

24. (24-26) Allah muhafızla şahide veya cehennem görevlisi iki meleğe: "Atın! buyuracak, atın cehenneme, her nankör, inatçı kâfiri! Hayra mani olan, haddi aşıp azan, şüpheye dalanı! Allah’ın yanı sıra başka bir tanrı benimseyeni! Atın onu o çetin azaba!"

25. (24-26) Allah muhafızla şahide veya cehennem görevlisi iki meleğe: "Atın! buyuracak, atın cehenneme, her nankör, inatçı kâfiri! Hayra mani olan, haddi aşıp azan, şüpheye dalanı! Allah’ın yanı sıra başka bir tanrı benimseyeni! Atın onu o çetin azaba!"

26. (24-26) Allah muhafızla şahide veya cehennem görevlisi iki meleğe: "Atın! buyuracak, atın cehenneme, her nankör, inatçı kâfiri! Hayra mani olan, haddi aşıp azan, şüpheye dalanı! Allah’ın yanı sıra başka bir tanrı benimseyeni! Atın onu o çetin azaba!"

27. Yanındaki arkadaş: "Ya Rabbî," der, "onu ben saptırmadım, kendisi zaten haktan iyice uzak bir sapıklık içinde idi."

28. (28-29) "Çekişmeyin huzurumda!" buyurur Allah, "Çünkü Ben daha önce gelecek tehlikeyi size bildirmiştim. Benim verdiğim kararlar değiştirilmez. Ben, kullarıma asla zulmetmem!"

29. (28-29) "Çekişmeyin huzurumda!" buyurur Allah, "Çünkü Ben daha önce gelecek tehlikeyi size bildirmiştim. Benim verdiğim kararlar değiştirilmez. Ben, kullarıma asla zulmetmem!"

30. O gün cehenneme Biz: "Doldun mu?" dedikçe O: "Daha yok mu?" diye iştahını dile getirir.

31. Cennet de takvâ sahiplerine yaklaştırılır.

32. (32-33) Onlara: "İşte" denir, "buydu size vâd edilen mükâfat. Hakka yönelen, koruması gereken her şeyi koruyan, insanların görmediği yerlerde bile Rahman’a hep saygılı olan ve daima Rabbine dönen bir gönül ile gelen herkese bu mükâfat vardır."

33. (32-33) Onlara: "İşte" denir, "buydu size vâd edilen mükâfat. Hakka yönelen, koruması gereken her şeyi koruyan, insanların görmediği yerlerde bile Rahman’a hep saygılı olan ve daima Rabbine dönen bir gönül ile gelen herkese bu mükâfat vardır."

34. "Haydi selâmetle girin oraya, bugün artık ebediyet günüdür."

35. Orada onlara istedikleri her şey verilir. Nezdimizde bundan da fazlası vardır.

36. Kendilerinden önce Biz öyle nesiller helâk ettik ki onlar, bunlardan daha güçlü kuvvetli idiler. Hakimiyetlerini yaymış, şehir şehir dolaşmış, "ölümden kaçıp kurtulacak bir yer yok mu?" diye her tarafı delik deşik etmişlerdi, ama hep eli boş dönmüşlerdi.

37. Elbette bunda, içinde bir kalb taşıyan veya zihnini derleyip toplayarak can kulağıyla dinleyen kimseler için alacak bir ders vardır.

38. Biz gökleri, yeri, ikisinin arasındaki bütün varlıkları altı günde yarattık da Bize en ufak bir yorgunluk dokunmadı.

39. O halde sen onların söylediklerine karşı sabret. Gerek güneşin doğuşundan, gerek batışından önce Rabbine hamd ederek ibadet et.

40. Geceleyin de, secdelerin peşinden de Ona ibadet et.

41. Münâdînin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver.

42. Bütün insanların o sayhayı kesin ve gerçek olarak işitecekleri güne kulak ver. İşte o gün mezarlarından kalkış günüdür.

43. Muhakkak ki hayatı veren de, hayatı alıp öldüren de Biziz. Evet, herkes Bizim huzurumuza dönecektir.

44. Yerin yarılıp kendilerinin büyük bir hızla mahşer meydanına koşacakları gün, mutlaka gelecektir. Bu diriltip mahşerde toplama Bize göre çok kolaydır.

45. Biz onların aykırı iddialarını pek iyi biliyoruz, ama sen onları kuvvet kullanarak imana getirecek bir zorba değilsin. Sen sadece uyaran bir elçisin. Senin yapacağın iş, sadece tehdidimden endişe edecek kimseleri Kur’ân ile irşad etmektir.

Kaf Suresi - Seyyid Kutub Meali

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Kaf. Şerefli Kur’an’a andolsun!

2. Kafirler aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da «Bu şaşılacak bir şeydir» dediler.

3. Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı dirileceğiz? Bu uzak bir dönüştür.

4. Biz toprağın onlardan neleri eksilttiğini kesinlikle bilmekteyiz. Yanımızda o bilgileri koruyan bir kitap vardır.

5. Doğrusu onlar, hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Şimdi onlar şaşırmış bir haldedirler.

6. Üzerlerindeki göğe bakmazlar mı ki, onu nasıl bina etmiş ve nasıl donatmışız? Onda hiçbir çatlak ta yoktur.

7. Yeryüzünü de yaydık, ona sağlam dağlar yerleştirdik, onda her güzel çifti bitirdik.

8. Bütün bunları, Allah’a yönelen her kulun, gönül gözünü açmak için ve ona ibret vermek için yaptık.

9. Gökten bereketli su indirdik, onunla bahçeler ve biçilecek taneli ekinler bitirdik.

10. Birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları yetiştirdik.

11. Kullara rızık olması için. Ve o su ile ölü bir memlekete can verdik. İşte insanların yeniden dirilmesi de böyledir.

12. Onlardan önce Nuh kavmi, Res halkı ve Semud kavmi de yalanlamıştı.

13. Ad, Firavun ve Lut’un kardeşleri de.

14. Eyke halkı ve Tubba’ kavmi de. Bütün bunların hepsi peygamberleri yalanladılar da üzerlerine tehdidim hak oldu.

15. İlk yaratma ile yorulup aciz mi kaldık ki yeniden yaratamayalım? Doğrusu onlar yeniden yaratılmaktan şüphe etmektedirler.

16. Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz, çünkü biz ona şah damarından daha yakınız.

17. Çünkü onun sağında ve solunda oturan, her davranışı yakalayıp tesbit eden iki melek vardır.

18. İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında gözetliyen, dediklerini zapteden bir melek hazır bulunmasın.

19. Ölüm sarhoşluğu bir gün Hakk’ı getirir de «İşte ey insan bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir» denir.

20. Sur’a üfürülür. İşte bu geleceği söz verilen gündür.

21. Her can, yanında bir sürücü ve bir şahidle gelir.

22. «Andolsun ki, sen, bundan gafilsin; işte senden gaflet perdesini kaldırdık, bugün artık görüşün keskindir» denir.

23. «İşte yanımdaki hazır» dedi.

24. «Haydi ikiniz, atın cehenneme her inatçı nankörü.»

25. Hayra engel olan, saldırgan şüpheciyi.

26. O ki Allah ile beraber başka tanrılar edindi, bundan dolayı onu çetin bir azaba atın.

27. «Rabb’imiz, ben onu azdırmadım, zaten o kendisi derin bir sapıklık içinde idi.»

28. «Huzurumda çekişmeyin. Ben size daha önce uyarı göndermiştim.»

29. Benim katımda söz değişmez; Ben kullara asla zulmetmem der.

30. «Doldun mu?» deriz. «Daha yok mu?» der.

31. Cennet Allah’a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılır, zaten uzak değildir.

32. İşte size vaadedilen budur. Daima tevbe ile Allah’a dönen, O’nun buyruklarını koruyan.

33. Görmediği Rahman’dan korkan ve Allah’a yönelmiş bir kalble gelen sizlere, hepinize söz verilen yerdir.

34. Oraya esenlikle girin; işte sonsuzluk günü budur denir.

35. Orada istedikleri herşey vardır. Katımızda daha fazlası da vardır.

36. Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Gerçekte onlar bunlardan daha güçlü idiler. Buna rağmen ölümden kurtulmak için memlekette delikler aradılar. Kurtuluş var mı?

37. Doğrusu bunda, kalbi olana veya şahid olarak kulak veren kimse için bir öğüt vardır.

38. Andolsun Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.

39. Ey Muhammed! Onların dediklerine sabret. Güneşin doğuş ile batışında önce Rabb’ini hamd ile tesbih et.

40. Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından O’nu tesbih et.

41. Bir çağırıcının yakın bir yerde çağıracağı güne kulak ver.

42. O gün çığlığı gerçekten duyarlar; işte o, kabirden çıkış günüdür.

43. Doğrusu Biz diriltiriz, Biz öldürürüz, dönüş Bizedir.

44. O gün yer onların üstünden yarılıp açılır. Ve onlar kabirlerinden çıkıp süratle koşarlar. İşte bu toplanmadır, bize göre kolaydır.

45. Biz onların ne dediklerini biliyoruz. Sen onların üstünde bir zorlaştırıcı değilsin, sadece tehdidimden korkanlara Kur’an’la öğüt ver.

Kaf Suresi - Süleyman Ateş Meali

Rahmân ve Rahim Allâh’ın adıyla

1. Kâf. Zikir’li (uyarıcı, şerefli) Kur’ân’a andolsun,

2. İçlerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kâfirler: "Bu tuhaf bir şeydir" dediler.

3. "Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (tekrar bedene döneceğiz)? Bu, uzak bir dönüştür."

4. Biz yerin, onlar(ın cesetlerin)den ne eksilttiğini bilmişizdir. Yanımızda (her şeyi) zapteden bir Kitâp vardır.

5. Doğrusu onlar, hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Şimdi onlar çalkantılı bir durumun içindedirler.

6. Üstlerindeki göğe bakmadılar mı, onu nasıl yaptık, süsledik, hiçbir çatlağı yoktur?

7. Arzı nasıl yaydık, ona sağlam dağlar attık, onda her güzel çifti bitirdik!

8. (Bütün bunları) Allah’a yönelen her kulun, gönül gözünü açmak için ve (ona) ibret vermek için (yaptık).

9. Gökten bereketli bir su indirdik, onunla bahçeler ve biçilecek dâne(li ekin)ler bitirdik.

10. Birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları yetiştirdik;

11. Kullara rızık olması için. Ve o su ile, ölü bir ülkeye can verdik. İşte çıkış da öyledir.

12. Onlardan önce Nûh kavmi, Resliler ve Semûd (kavmi) de yalanlamıştı.

13. ’Âd, Fir’avn ve Lût’un kardeşleri (durumundaki kavmi),

14. Eyke halkı ve Tubba’ kavmi. Bunların hepsi elçileri yalanlayıp, uyardığım (azâb)ı hak ettiler.

15. İlk yaratmadan âciz mi kaldık ki (yeniden yaratamayalım)? Doğrusu onlar yeni bir yaratmadan kuşku içindedirler.

16. Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz, çünkü biz ona şah damarından daha yakınız.

17. Onun sağında ve solunda oturan iki alıcı (melek, onun sözlerini ve işlerini) kaydetmektedir.

18. (İnsan,) Hiçbir söz söylemez ki yanında kendisini gözetleyen, dediklerini zapteden (bir melek) hazır bulunmasın.

19. Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldi. İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir.

20. Sûr’a üflendi. İşte bu, kendisine karşı uyarılan gündür.

21. Her can, yanında bir sürücü ve şâhidle geldi.

22. (Allâh ona): "Andolsun, sen bundan gaflet içinde idin. Biz sen(in gözün)den perdeni açtık; bugün artık gözün keskindir" (dedi).

23. Yanındaki arkadaşı: "İşte yanımdaki hazır" dedi.

24. (Allâh sürücü ve şâhide buyurdu ki): "Haydi ikiniz, atın cehenneme her inatçı nankörü!"

25. "Hayra engel olan, saldırgan, şüpheciyi."

26. "O ki Allâh ile beraber başka tanrılar edindi, bundan dolayı onu çetin bir azâba atın."

27. Yanındaki arkadaşı dedi ki: "Rabbimiz, ben onu azdırmadım, zaten o kendisi derin bir sapıklık içinde idi."

28. (Allâh) Buyurdu ki: "Huzûrumda çekişmeyin. Ben size daha önce uyarı göndermiştim."

29. "Benim huzûrumda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim."

30. O gün cehenneme: "Doldun mu?" deriz. "Daha yok mu" der.

31. Cennet de korunanlara yaklaştırılmıştır, uzak değildir.

32. "İşte size va’dedilen budur. Dâimâ Allah’a yüz tutan (O’nun buyruklarını) koruyan,

33. Görmeden Rahmân’a saygı gösteren ve (Hakka) dönük bir yürek getiren herkesin (mükâfâtı budur)!"

34. "Ona selâm (esenlik) ile girin. Bu, süreklilik günüdür!"

35. Orada onlara istedikleri herşey vardır. Katımızda daha fazlası da vardır.

36. Bunlardan önce nice kuşakları helâk etmiştik ki onların tutuşu, bunlardan daha kuvvetli idi, yakalaması daha güçlü idi. Ülkelerde gezip dolaşmışlardı, ama bir kurtuluş buldular mı?

37. Muhakkak ki bunda, kalbi olan, yahut şâhid olarak (zihnini toplayarak dikkatle) kulak veren kimse için bir öğüt vardır.

38. Andolsun, biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık, bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.

39. Onların dediklerine sabret ve Rabbini övgü ile an! Güneş doğmadan önce, batmadan önce,

40. Gecenin bir kısmında ve secde arkalarında O’nu tesbih et.

41. Dinle, o gün o ünleyici, yakın bir yerden çağırır.

42. O gün o çağrıyı gerçek olarak duyarlar. İşte bu, (dirilip) çıkış günüdür.

43. Yaşatan ve öldüren ancak biziz, biz. Dönüş de bizedir.

44. O gün yer onlar(ın üstün)den yarıl(ıp açıl)ır, (çağırana doğru) sür’atle koşarlar. İşte bu, toplamadır; bize göre kolaydır.

45. Biz onların ne dediklerini biliyoruz. Sen onların üstünde bir zorlayıcı değilsin, sadece tehdidimden korkanlara Kur’ân ile öğüt ver.

Hafız İlhan Tok - Kaf Suresi

Kaf Suresi, Hafız İlhan Tok tarafından okunan Ok Takipli Kur'an-ı Kerim Hatmi Şerifi serisinin 050. suresidir.

Türkçe açıklamalı hatim dersi ve sure metni için: Kaf Suresi - Türkçe Açıklamalı Hatim Dersi

Kaf Suresi - Ebubekir Şatıri

Ebubekir Şatıri Kaf Suresi video tilavetini dinleyin ve izleyin.

Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz .

Kaf Suresi - Nasser Al Qatami






Nasser Al Qatami

Kategoriler

Kuran Kaynakları

kaf suresi - Kuran Hatim sayfasını izlemektesiniz.



Kur’an’ı Kerim

Allah tarafından gönderilen ilahi kitapların sonuncusu olan Kur’an’ı Kerim, son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.v.) indirilmiştir. Sözlükte toplamak, okumak, bir araya getirmek anlamına gelen Kur’an, terim olarak şöyle tarif edilir:

“Hz. Peygamber’e indirilen, mushaflarda yazılı olup, peygamberimizden bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş olan; okunmasıyla ibadet edilen ve insanlığın benzerini getirmekten aciz kaldığı “ilahi kelâm”dır.

İlahi Kitapların Özelliği


İlahi kitapların en büyük özelliği ve değeri şüphesiz onların Allah’ın sözlerinden ibaret olmalarıdır. Ancak bugün bu özellik sadece Kur’ân-ı Kerîm’e mahsustur. Zira diğer ilâhî kitaplar peygamberlerinden sonra insanlarca tahrifat ile karşı karşıya kalmış ve sonunda bir insanın kaleme aldığı kitaplar haline gelmişlerdir. Zâten Kur’ân-ı Kerîm’in gönderilmesinin bir sebebi de budur. Son vahyedilen ilahi kelam olan Kur’ân-ı Kerîm, kendisinden önce gönderilen ilâhî kitapların bilgi ve hikmetlerini de içeren en mükemmel ilahi kitaptır. Kur’an Son ilahi kitap olması itibarıyla da bizzat Allah’ın muhafazası altındadır. O, hiç değişmeden kıyamete kadar insanlığa kurtuluş ve huzur reçetesi olmaya devam edecektir.

KUR’AN’IN NÜZÛLÜ (İNDİRİLMESİ)


Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’tan Hz.Peygamber’e Cebrail aracılığıyla, vahiy yoluyla indirilmiştir. Kolayca ezberlenmesi, kısa zamanda insanlara ulaşması, manasının kolaylıkla anlaşılması, inançların ve hükümlerin müminlerin kalbinde yavaş yavaş kuvvetlenip kökleşmesi için Kur’an bir defada toptan indirilmemiş, yaklaşık yirmi üç senede, peyderpey indirilmiştir.

KURAN-I KERİM NASIL OKUNMALI? KURAN-I KERİM EN GÜZEL NASIL OKUNUR?

Kuran okurken dikkat edilmesi gerekenler

Kuran-ı Kerim'i doğru bir şekilde okumak için harflerin üzerilerindeki uzatmalarına ve mahreç yerlerine dikkat etmek oldukça önemlidir. Harflerin okunuşunu değiştiren medler yani uzatmalar kişinin Kuran-ı Kerim'i nağmeli okumasını sağlamaz. Nağmeli bir şekilde okumak demek, kişinin Kuran-ı Kerim'i okurken oluşturduğu güzel sesiyle dinleyicilerin gönlüne hitap etmesidir.

Nağmeli okunan bir ayet ise insanlara karşı Kuran-ı Kerimin daha fazla okunup, daha fazla dinlenmesini teşvik eder.