Molla Ramazan Şimşek Kamer Suresi video tilaveti dinleyin ve izleyin.
Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz .
Molla Ramazan Şimşek Kamer Suresi video tilaveti dinleyin ve izleyin.
Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz .
Mehmet Emin Sarı Kamer Suresi ok takipli Kur'an-ı Kerim video tilavetini dinleyin ve izleyin.
Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz.
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla…
1. Saat yakınlaştı ve ay yarıldı.
2. Eğer bir ayet görseler, yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihirdir." derler.
3. Yalanladılar ve kendi heveslerine uydular. Halbuki her iş kararlaşmıştır.
4. Andolsun, onlara kendisinde alıkoyucu özelliği olan haberler gelmiştir.
5. En üstün seviyede ve yeterli bir hikmettir. Uyarılar ise fayda vermiyor.
6. O halde onlardan yüz çevir. O günde o çağırıcı bilinmedik bir şeye çağırır.
7. Gözleri zillet ve dehşetten düşmüş olarak, sanki yayılan çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.
8. Boyunlarını çağırana doğru uzatmış olarak koşarlarken, kafirler: "Bu, zorlu bir gündür." derler.
9. Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanlamıştı; böylece kulumuzu yalanladılar ve: "Delidir." dediler. O, baskı altına alınıp engellenmişti.
10. Sonunda Rabbine dua etti: "Gerçekten ben, yenik düşmüş durumdayım. Artık sen intikam al."
11. Biz de bardaktan boşalırcasına akan bir su ile göğün kapılarını açtık.
12. Yeri de coşkun kaynaklar halinde fışkırttık da su, önceden takdir edilmiş bir emir üzere birbirine kavuştu.
13. Ve onu da tahtaları ve çivileri olan üzerinde taşıdık.
14. Gözlerimiz önünde akıpgitmekteydi. İnkarnankörlük edilmiş olana bir mükafat olmak üzere.
15. Andolsun ki biz onu bir ayet olarak bıraktık. O halde var mı ibret alıp düşünen?
16. Şu halde benim azabım ve uyarıpkorkutmam nasılmış?
17. Andolsun biz Kur’an’ı zikir için kolaylaştırdık. O halde var mı ibret alıp düşünen?
18. Ad da yalanladı. Şu halde benim azabım ve uyarmam nasılmış?
19. Muhakkak biz üzerlerine uğursuz olan ve sürekli olan bir günde, gürültülü ve soğuk bir rüzgar gönderdik.
20. İnsanları koparıp atıyordu. Sanki onlar kökünden kopmuş hurma kütükleri idiler.
21. Şu halde benim azabım ve uyarıpkorkutmam nasılmış?
22. Andolsun biz Kur’an’ı zikir için kolaylaştırdık. O halde var mı ibret alıp düşünen?
23. Semud da uyarıları yalanladı.
24. Dediler ki: "Bizden biri olan bir beşere mi uyacağız? Bu durumda gerçekten biz bir sapıklık ve çılgınlık içinde oluruz."
25. "Zikir, içimizden ona mı bırakıldı? Hayır, o çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarıktır."
26. Yarın kimin mağrur ve şımarık bir yalancı olduğunu bilipöğreneceklerdir.
27. Gerçekten biz onlara fitne olmak üzere o dişi deveyi göndeririz. Artık onları gözetle, sabret!
28. Ve onlara, suyun aralarında kesin olarak pay edildiğini haber ver. Her biri su içme sırasında hazır olsun.
29. Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcını çekip hayvanı ayağından biçip yere devirdi.
30. Şu halde benim azabım ve uyarıpkorkutmam nasılmış?
31. Çünkü biz onların üzerine bir tek çığlık gönderdik. Böylece onlar ağıldaki çalıçırpı olan kuru ot gibi oluverdiler.
32. Andolsun biz Kur’an’ı zikir için kolaylaştırdık. O halde var mı ibret alıp düşünen?
33. Lut kavmi de uyarıları yalanladı.
34. Biz, üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Lut’un ailesi müstesna; onları seher vaktinde kurtardık.
35. Tarafımızdan bir nimet olmak üzere. İşte biz, şükredenleri böyle mükafatlandırırız.
36. Oysa andolsun, zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşku ile karşılamışlardı.
37. Andolsun onlar misafirlerine dahi kötülük yapmak istediler de gözlerini silme kör ettik. "Şimdi azabımı ve uyarılarımı tadın!"
38. Andolsun yerini bulmuş ve geri çevrilemez bir azab, sabahleyin erkenden onları bastırdı.
39. Şimdi azabımı ve uyarmamı tadın!
40. Andolsun biz Kur’an’ı zikir için kolaylaştırdık. O halde var mı ibret alıp düşünen?
41. Andolsun Firavun ailesine de uyarıpkorkutanlar gelmişti.
42. Ayetlerimizin tümünü yalanladılar. Biz de onları üstün, güçlü ve kudretli olanın yakalayışıyla yakalayıverdik.
43. Sizin kafirleriniz bunlardan daha mı hayırlıdır? Yoksa kitaplarda sizin için bir beraat mı var?
44. Yoksa onlar: "Biz birbirine yardım eden bir topluluğuz." mu diyorlar?
45. Yakında o topluluk yenilecek ve arkalarını dönerek kaçacaklardır.
46. Asıl onlara vadedilen saattir. O saat daha büyük bir bela ve daha acıdır.
47. Şüphesiz suçlular sapıklıkta ve çılgın ateş içindedirler.
48. Azabın içinde yüzükoyun sürünecekleri gün cehennemin dokunmasını tadın!
49. Hiç şüphesiz biz her şeyi bir kader ile yarattık.
50. Bizim emrimiz, bir göz kırpması gibi yalnızca bir keredir.
51. Andolsun biz, benzerlerinizi helak ettik. O halde var mı bir düşünen?
52. İşledikleri her şey de defterlerdedir.
53. Küçük büyük her şey satır satırdır.
54. Hiç şüphesiz muttakiler, cennetlerde ve nehirdedirler.
55. Sıdk meclisinde, gayet muktedir bir melikin yanındadırlar.
Erhan Mete Kamer Suresi video tilaveti dinleyin ve izleyin.
Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz .
In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.
1. The Hour (of Judgment) is nigh, and the moon is cleft asunder.
2. But if they see a Sign, they turn away, and say, "This is (but) transient magic."
3. They reject (the warning) and follow their (own) lusts but every matter has its appointed time.
4. There have already come to them Recitals wherein there is (enough) to check (them),
5. Mature wisdom;- but (the preaching of) Warners profits them not.
6. Therefore, (O Prophet,) turn away from them. The Day that the Caller will call (them) to a terrible affair,
7. They will come forth,- their eyes humbled - from (their) graves, (torpid) like locusts scattered abroad,
8. Hastening, with eyes transfixed, towards the Caller!- "Hard is this Day!", the Unbelievers will say.
9. Before them the People of Noah rejected (their messenger): they rejected Our servant, and said, "Here is one possessed!", and he was driven out.
10. Then he called on his Lord: "I am one overcome: do Thou then help (me)!"
11. So We opened the gates of heaven, with water pouring forth.
12. And We caused the earth to gush forth with springs, so the waters met (and rose) to the extent decreed.
13. But We bore him on an (Ark) made of broad planks and caulked with palm-fibre:
14. She floats under our eyes (and care): a recompense to one who had been rejected (with scorn)!
15. And We have left this as a Sign (for all time): then is there any that will receive admonition?
16. But how (terrible) was My Penalty and My Warning?
17. And We have indeed made the Qur´an easy to understand and remember: then is there any that will receive admonition?
18. The ´Ad (people) (too) rejected (Truth): then how terrible was My Penalty and My Warning?
19. For We sent against them a furious wind, on a Day of violent Disaster,
20. Plucking out men as if they were roots of palm-trees torn up (from the ground).
21. Yea, how (terrible) was My Penalty and My Warning!
22. But We have indeed made the Qur´an easy to understand and remember: then is there any that will receive admonition?
23. The Thamud (also) rejected (their) Warners.
24. For they said: "What! a man! a Solitary one from among ourselves! shall we follow such a one? Truly should we then be straying in mind, and mad!
25. "Is it that the Message is sent to him, of all people amongst us? Nay, he is a liar, an insolent one!"
26. Ah! they will know on the morrow, which is the liar, the insolent one!
27. For We will send the she-camel by way of trial for them. So watch them, (O Salih), and possess thyself in patience!
28. And tell them that the water is to be divided between them: Each one´s right to drink being brought forward (by suitable turns).
29. But they called to their companion, and he took a sword in hand, and hamstrung (her).
30. Ah! how (terrible) was My Penalty and My Warning!
31. For We sent against them a single Mighty Blast, and they became like the dry stubble used by one who pens cattle.
32. And We have indeed made the Qur´an easy to understand and remember: then is there any that will receive admonition?
33. The people of Lut rejected (his) warning.
34. We sent against them a violent Tornado with showers of stones, (which destroyed them), except Lut´s household: them We delivered by early Dawn,-
35. As a Grace from Us: thus do We reward those who give thanks.
36. And (Lut) did warn them of Our Punishment, but they disputed about the Warning.
37. And they even sought to snatch away his guests from him, but We blinded their eyes. (They heard:) "Now taste ye My Wrath and My Warning."
38. Early on the morrow an abiding Punishment seized them:
39. "So taste ye My Wrath and My Warning."
40. And We have indeed made the Qur´an easy to understand and remember: then is there any that will receive admonition?
41. To the People of Pharaoh, too, aforetime, came Warners (from Allah).
42. The (people) rejected all Our Signs; but We seized them with such Penalty (as comes) from One Exalted in Power, able to carry out His Will.
43. Are your Unbelievers, (O Quraish), better than they? Or have ye an immunity in the Sacred Books?
44. Or do they say: "We acting together can defend ourselves"?
45. Soon will their multitude be put to flight, and they will show their backs.
46. Nay, the Hour (of Judgment) is the time promised them (for their full recompense): And that Hour will be most grievous and most bitter.
47. Truly those in sin are the ones straying in mind, and mad.
48. The Day they will be dragged through the Fire on their faces, (they will hear:) "Taste ye the touch of Hell!"
49. Verily, all things have We created in proportion and measure.
50. And Our Command is but a single (Act),- like the twinkling of an eye.
51. And (oft) in the past, have We destroyed gangs like unto you: then is there any that will receive admonition?
52. All that they do is noted in (their) Books (of Deeds):
53. Every matter, small and great, is on record.
54. As to the Righteous, they will be in the midst of Gardens and Rivers,
55. In an Assembly of Truth, in the Presence of a Sovereign Omnipotent.
Rahman rahim Allah`ın adıyla
1. Son saat yaklaşacak ve ay yarılacak.
2. Ama eğer onlar bir mucize görseler, (hem hakikatten) yüz çevirirler (hem de onun cazibesinden kendilerini alamayışlarını) "Bu sürekli gerçekleşen bir sihirdir" diye izah ederler;
3. zaten hep yalanlıyorlar ve önyargılarının peşine düşüyorlar. Sonuçta, her hakikatin ortaya çıkmak (gibi bir huyu) var.
4. Doğrusu onlara, içerisinde (gerçeği) gözlere zorla sokan haberler bulunan bir mesaj gelmiştir:
5. hedefe tam ulaştıracak çapta bir hikmet; fakat uyarının hiçbir yararı olmadı.
6. Artık sen de onlardan yüz çevir! Bir davetçinin, asla (kimsenin) tasavvur edemeyeceği o şeye çağıracağı gün,
7. onlar yılgın ve bitkin gözlerle, savrulmuş çekirge sürüleri gibi mevzilerinden çıkacaklar;
8. davetçiye doğru panik içinde seğirtecekler... ve o inkar edenler "Bu zor bir gün!" diye çığlık atacaklar.
9. Onlardan önce, Nuh kavmi de yalanlamıştı: hem kulumuzu yalanlamışlar, hem de dönüp "O bir delidir" demişlerdi: ama engellendiler.
10. Derken, o Rabbine şöyle yalvardı: "Ben artık bittim, şimdi Sen yardım et!"
11. Biz de bardaktan boşanırcasına dökülen bir su ile semanın kapılarını açtık;
12. ve toprağı fışkıran pınarlara çevirdik; ve kararlaştırılmış bir görevi gerçekleştirmek üzere su(lar) birleşti.
13. Ama onu (malzemesi) ahşap ve çiviler olan bir (gemi ile) taşıdık:
14. o (gemi) gözetimimiz altında yol aldı; (bu), nankörlüğe maruz kalan (Nuh`a) verilmiş bir ödüldü.
15. Doğrusu Biz, bu (kıssayı) bir (ibret) belgesi olarak bıraktık: öyleyse yok mudur ders alan?
16. Nitekim, uyarımın (dinlenilmemesi) halinde azabım nasıl olurmuş (görün)!
17. Ve doğrusu Biz bu Kur`an`ı ders alınsın diye kolaylaştırdık: öyleyse yok mudur ders alan?
18. `Ad (kavmi) de yalanlamıştı: fakat uyarımın (dinlenilmemesi) halinde azabım nasıl olurmuş, (gördüler).
19. Elbet Biz de onların üzerine kapkara bir günde gürültülü bir kasırga gönderdik:
20. insanları öyle savuruyordu ki, sanki onlar kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi (yere serildiler).
21. Fakat uyarımın (dinlenilmemesi) halinde azabım nasıl olurmuş, (gördüler).
22. Ve doğrusu Biz bu Kur`an`ı ders alınsın diye kolaylaştırdık: öyleyse yok mudur ders alan?
23. Semud da bütün uyarıları yalanladı;
24. ve dediler ki: "Ne! İçimizden (bula bula) bir ölümlüye mi uyacağız? Bu takdirde biz sapıklığa ve çılgınlığa gömülmüş oluruz.
25. Vahiy, aramızdan bir tek ona mı indirildi? Hayır, aksine o yalanda sınır tanımayan bir mağrurun biri."
26. (Allah dedi ki): "Onlar yarın `yalanda sınır tanımayan mağrur` kimmiş bilecekler:
27. Unutma ki (Ey Salih); Biz bu dişi deveyi onları sınamak için göndermiş bulunuyoruz: artık onları gözetle ve sabırlı ol!
28. Ve onlara suyun aralarında taksim edildiğini haber ver: her sulama nöbetleşe yapılacaktır."
29. Derken onlar, (çete başı olan) arkadaşlarını çağırdılar. Kafa kafaya verdiler... ve nihayet o, (deveyi) gaddarca boğazladı.
30. Fakat, uyarımın (dinlenilmemesi) halinde azabımın nasıl olduğunu (hiç hesaba katmadı).
31. Elbet Biz de onlara tek bir bela sayhası gönderdik: sonunda çürüyüp un-ufak olmuş odun talaşına döndüler.
32. Ve doğrusu Biz bu Kur`an`ı ders alınsın diye kolaylaştırdık: öyleyse yok mudur ders alan?
33. Lut kavmi de bütün uyarıları yalanladı.
34. Onların üzerine de öldürücü bir kasırga saldık ve şafak vakti Lût`a iman edenleri kurtardık,
35. katımızdan bir nimet olarak: şükredenleri Biz işte böyle ödüllendiririz.
36. Doğrusu (Lut) Bizim kıskıvrak yakalama gücümüze karşı onları uyarmıştı; fakat onlar bu uyarılara hep kuşkuyla yaklaştılar.
37. Daha beteri arzularını onun misafirlerinden tatmin etmek için onunla çekiştiler; bunun üzerine Biz de gözlerini kör ettik; "Madem uyarımı (göz ardı ettiniz), o halde azabımı tadın!" (dedik).
38. Mamafih, sabahleyin erkenden kalıcı izler bırakan bir azap onları kuşattı:
39. sonunda, uyarımın (dinlenilmemesi) halinde azabım nasıl olurmuş (gördüler).
40. İşte Biz bu Kur`an`ı ders alınsın diye kolaylaştırdır: öyleyse yok mudur ders alan!
41. Firavun hanedanına da uyarıcılar gelmişti.
42. Onlar âyetlerimizin hepsini birden yalanladılar. Biz de izzetli ve kudretli bir yakalayışla onları yakaladık.
43. İmdi, sizin kafirleriniz şu bahsi geçenlerden daha mı değerlidir; yoksa silinmez sayfalarda dokunulmaz olduğunuz mu kayıtlı?
44. Yoksa "Biz örgütlü gücüz, galip geliriz" mi diyorlar?
45. Gün gelecek, birlikleri yenilip dağılacak ve arkalarını dönüp (kaçacak)lar.
46. Ne var ki onların asıl randevuları Son Saat`tir; işte o Son Saat en dehşetli, en acı olanıdır.
47. Çünkü günahı hayat tarzı edinenler, sapıklığa ve çılgınlığa mahkum olmuşlardır.
48. O gün yüzükoyun ateşe sürüklenecekler (ve denilecek ki): "Tadın bakalım, değdiğinin fiyakasını bozan cehennemin okşayışını!"
49. Şüphe yok ki, her şeyi bir kaderle yaratan Biz`iz.
50. Bizim emrimiz ise, sadece göz açıp kapamak gibi bir anlık iştir.
51. Nitekim, geçmişte sizinle aynı kafaya sahip toplumları yok ettik: hala yok mudur ders alan?
52. Ve yaptıkları her şey korunaklı sayfalarda kayıt altına alınmıştır;
53. küçük olsun büyük olsun, her ne yapmışlarsa satırlara geçmiştir.
54. Ne var ki, sorumluluğunun bilincinde olanlar cennetlerde ve ırmaklar arasında (mest) olacaklar:
55. sadakat tahtında... sonsuz hükümranlık ve iktidar sahibinin yüce huzurunda...
Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla
1. Saat (kıyamet vakti) yakınlaştı ve ay yarıldı.
2. Onlar bir ayet (mucize) görseler, sırt çevirirler ve: "(Bu,) Süregelen bir büyüdür" derler.
3. Yalanladılar ve kendi heva (istek ve tutku)larına uydular; oysa her iş ’sonunda kendi amacına varıp karar kılacaktır.’
4. Andolsun, onlara (kendilerini şirkten ve bozulmalardan) caydırıp vazgeçirtecek nice haberler geldi.
5. (Ki her biri) Doruğunda-olgunlaşmış hikmettir. Fakat uyarmalar bir yarar sağlamıyor.
6. Öyleyse sen onlardan yüz çevir. O çağırıcının ’ne tanınmış, ne görülmüş’ bir şeye çağıracağı gün...
7. Gözleri ’zillet ve dehşetten düşmüş olarak’, sanki ’yayılan’ çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.
8. Boyunlarını çağırana doğru uzatmış olarak koşarlarken, kafirler derler ki: "Bu, zorlu bir gün."
9. Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanlamıştı; böylece kulumuz (Nuh)u yalanladılar ve: "Delidir" dediler. O ’baskı altına alınıp engellenmişti.’
10. Sonunda Rabbine dua etti: "Gerçekten ben, yenik düşmüş durumdayım. Artık Sen (bu kafir toplumdan) intikam al."
11. Biz de ’bardaktan boşanırcasına akan’ bir su ile göğün kapılarını açtık.
12. Yeri de ’coşkun kaynaklar’ halinde fışkırttık. Derken su, takdir edilmiş bir işe karşı (hükmümüzü gerçekleştirmek üzere) birleşti.
13. Ve onu da tahtalar ve çiviler(le inşa edilmiş gemi) üzerinde taşıdık;
14. Gözlerimiz önünde akıp-gitmekteydi. (Kendisi ve getirdikleri) İnkar edilmiş-nankörlük edilmiş olan (Nuh)a bir mükafaat olmak üzere.
15. Andolsun, Biz bunu bir ayet olarak bıraktık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
16. Şu halde Benim azabım ve uyarıp-korkutmam nasılmış?
17. Andolsun Biz Kur’an’ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
18. Ad (kavmi) de yalanladı. Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
19. Biz, o uğursuz (felaket yüklü ve) sürekli bir günde üzerlerine ’kulakları patlatan bir kasırga’ gönderdik.
20. İnsanları söküp atıyordu; sanki onlar, kökünden sökülüp-kopmuş hurma kütükleriymiş gibi.
21. Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
22. Andolsun Biz Kur’an’ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
23. Semud (kavmi) de uyarıları yalanladı.
24. Dediler ki: "Bizden biri olan bir beşere mi uyacağız? Bu durumda gerçekten biz bir sapıklık (delalet) ve çılgınlık içinde kalmış oluruz."
25. "Zikr (vahy) içimizden ona mı bırakıldı? Hayır, o çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarıktır."
26. Onlar yarın, kimin çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarık olduğunu bilip-öğreneceklerdir.
27. Gerçek şu ki Biz, bir fitne (imtihan ve deneme konusu) olarak o dişi deveyi kendilerine göndereniz. Şu halde sen onları gözleyip-bekle ve sabret.
28. "Ve onlara, suyun aralarında kesin olarak pay edildiğini haber ver. Su alış sırası (kiminse, o) hazır bulunsun."
29. Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağını kapıp ’hayvanı ayağından biçip yere devirdi.’
30. Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
31. Çünkü Biz onların üzerine bir tek çığlık gönderdik. Böylece onlar, ağıldaki çalı-çırpı olan kuru ot gibi oluverdiler.
32. Andolsun Biz Kur’an’ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
33. Lut kavmi de uyarıları yalanladı.
34. Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Yalnız Lut ailesini (bu azaptan ayrı tuttuk;) onları seher vakti kurtardık;
35. Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte Biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.
36. Oysa andolsun, zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşkuyla karşılayıp-yalanlamakta direttiler.
37. Andolsun onlar, onun konuklarından da murad almak için baskı yaptılar. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. "İşte azabımı ve uyarmamı tadın."
38. Andolsun onları bir sabah vakti erkenden, üzerlerinde kararını kılmış bir azap yakalayıp-bastırıverdi.
39. Şimdi azabımı ve uyarmamı tadın.
40. Andolsun Biz Kur’an’ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
41. Andolsun Firavun ailesi (ve çevresi ile kavmi)ne de uyarılar geldi.
42. Onlar Bizim ayetlerimizin tümünü yalanladılar. Biz de onları üstün ve güçlü, kudretli olanın yakalayışıyla yakalayıverdik.
43. Sizin kafirleriniz onlardan daha hayırlı mıdır? Yoksa sizin için kitaplarda bir beraat mi var?
44. "Biz, ’birbiriyle yardımlaşıp öcünü alan’ bir toplumuz" mu diyorlar?
45. Yakında o toplum bozguna uğratılacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.
46. Daha doğrusu onlara va’dedilen (asıl azap) (kıyamet) saatidir. O saat, ’kurtuluş olmayan daha korkunç bir bela’ ve daha acıdır.
47. Hiç şüphesiz suçlular-günahkarlar, bir sapmışlık (dalalet) ve çılgınlık içindedirler.
48. Ateşin içinde yüzükoyun sürüklenecekleri gün cehennemin dokunuşunu tadın" (denecek)
49. Hiç şüphesiz, Biz herşeyi kader ile yarattık.
50. Bizim emrimiz, bir göz kırpma gibi yalnızca ’bir keredir.’
51. Andolsun Biz sizin benzerlerinizi yıkıma uğrattık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?
52. Onların işlemiş oldukları herşey kitaplarda (yazılı)dır.
53. Küçük, büyük herşey satır satır (yazılı)dır.
54. Hiç şüphesiz muttakiler, cennetlerde ve nehir (çevresin)dedirler.
55. Çok kudretli, mülkünün sonu olmayan (Allah)ın yanında doğruluk makamındadırlar.
Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla
1. Kıyamet saati yaklaştı, Ay bölündü.
2. Ama o müşrikler her ne zaman bir mûcize görseler sırtlarını döner: "Bu, kuvvetli ve devamlı bir büyüdür!" derler.
3. Onlar hakkı yalan saydılar, heva ve heveslerine uydular. Halbuki her iş gibi bu nübüvvetin de kararlaştırılmış bir sonu elbette vardır.
4. Oysa onlara kendilerini inkârdan vazgeçirecek ibretler ihtiva eden nice olaylar bildirilmişti!
5. Bunlar son derece üstün hikmettir. Ama ne fayda! Uyarmalar kâr etmiyor.
6. Sen de şimdi onları kendi hallerine terk et. Gün gelir bir münâdî, hiç de hoşa gitmeyen, insanın görür görmez kaçacağı bir yere çağırır.
7. Gözleri korkudan önlerine eğildikçe eğilmiş, dehşet içinde mezarlarından çıkar, yayılmış çekirgeler gibi her tarafı dalga dalga kaplarlar.
8. Boyunlarını, çağıran münâdîye doğru uzatmış vaziyette, kâfirler: "Bugün çok zorlu bir gün, işimiz bitik!" derler.
9. Kendilerinden önce Nûh kavmi de Peygamberi yalancı saydı ve: "Bu delinin teki!" dediler. Onu incittiler, tebliğini engellediler.
10. O da: "Ya Rabbî, ben mağlubum, artık Sen bana yardım et!" dedi.
11. Biz de derhal, boşalan bir su ile göğün kapılarını açtık.
12. Yeri pınar pınar fışkırttık. Öyle ki her iki su kütlesi, takdir edilen o işin olması için birleşti.
13. Biz Nuh’u, levha halindeki tahtalar ve çivilerle yapılmış gemiye bindirdik.
14. O kadri bilinmemiş değerli insana, bir mükâfat olarak gemi, Bizim inayetimiz altında akıp gidiyordu.
15. Biz bir ibret olsun diye, o gemiyi geriye bıraktık. Haydi, var mı ibret alan?
16. Nasılmış Benim cezalandırmam ve tehdidim! Görsünler bakalım!
17. Yemin olsun: Biz, ders alınsın diye Kur’ân’ın anlaşılmasını kolaylaştırdık. Haydi var mı düşünen ve ibret alan?
18. Âd kavmi de Peygamberlerini yalancı saydı. Nasılmış Benim cezalandırmam ve tehdidim! Görsünler bakalım!
19. Biz onların üstüne o pek talihsiz günde, her şeyi söküp atan bir kasırga gönderdik.
20. Öyle ki insanları, kökü sökülmüş, içi boş hurma kütükleri gibi fırlatıp atıyordu.
21. Nasılmış Benim cezalandırmam ve tehdidim, görsünler bakalım!
22. Yemin olsun! Biz ders alınsın diye Kur’ân’ın anlaşılmasını kolaylaştırdık. Haydi var mı düşünen ve ibret alan?
23. (23-25) Semûd kavmi de Peygamberlerini yalancı saydılar ve: "Yani biz," dediler, "içimizden bir adamın peşinden mi gideceğiz? Böyle yaparsak doğrusu sapıtmış ve çıldırmış oluruz! Ne o, yani bu kitap, içimizden bula bula onu mu buldu, o mu buna lâyık görülmüş? Hiç de öyle değil, bilakis o, yalancının, küstahın tekidir!"
24. (23-25) Semûd kavmi de Peygamberlerini yalancı saydılar ve: "Yani biz," dediler, "içimizden bir adamın peşinden mi gideceğiz? Böyle yaparsak doğrusu sapıtmış ve çıldırmış oluruz! Ne o, yani bu kitap, içimizden bula bula onu mu buldu, o mu buna lâyık görülmüş? Hiç de öyle değil, bilakis o, yalancının, küstahın tekidir!"
25. (23-25) Semûd kavmi de Peygamberlerini yalancı saydılar ve: "Yani biz," dediler, "içimizden bir adamın peşinden mi gideceğiz? Böyle yaparsak doğrusu sapıtmış ve çıldırmış oluruz! Ne o, yani bu kitap, içimizden bula bula onu mu buldu, o mu buna lâyık görülmüş? Hiç de öyle değil, bilakis o, yalancının, küstahın tekidir!"
26. Biz de Peygamberleri Salih’e dedik ki: "Sen hiç üzülme! Asıl kimin yalancı ve küstah olduğunu yarın öğrenirler!"
27. "Biz imtihan etmek için onlara bir deve göndereceğiz. Şimdi sen onların ne yapacağını bekle ve eziyetlerine sabret."
28. "Hem onlara bildir ki su, aralarında nöbetleşe olacak, her su nöbetinde, sahibi hazır bulunacaktır."
29. Onlar en yakın arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağı çıkarıp deveyi kesti.
30. Nasılmış Benim cezalandırmam ve tehdidim! Görsünler bakalım!
31. Biz onlara bir sayha, müthiş bir ses gönderdik, davar ağılındaki kuru ot ve çırpı gibi oldular.
32. Yemin olsun, Biz, ders alınsın diye Kur’ân’ın anlaşılmasını kolaylaştırdık. Haydi var mı düşünen ve ibret alan?
33. Lût kavmi de peygamberlerini yalancı saydılar.
34. (34-35) Biz de Lût’un ailesi dışında, hepsinin üzerine taş savuran bir fırtına gönderdik. Onları ise, tarafımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. İşte şükredenleri Biz böyle ödüllendiririz.
35. (34-35) Biz de Lût’un ailesi dışında, hepsinin üzerine taş savuran bir fırtına gönderdik. Onları ise, tarafımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. İşte şükredenleri Biz böyle ödüllendiririz.
36. Lût onları Bizim yakalarından tutup azaba çarptıracağımızı söyleyerek tehdit etmişti. Ama onlar uyarmalara karşı şüpheye düştüler.
37. Onlar Lût’un misafirlerine karşı niyetlerini bozdular, onlarla yalnız kalmak için gidip gidip geldiler. Biz de gözlerini silme kör ettik. Haydi tadın Benim cezalandırmamı ve tehditlerimi!
38. Bir sabah kendilerini, yakalarını hiç bırakmayacak bir azap bastırıverdi.
39. Haydi tadın Benim cezalandırmamı ve tehditlerimi!
40. Yemin olsun: Biz, ders alınsın diye Kur’ân’ın anlaşılmasını kolaylaştırdık. Haydi, var mı düşünen ve ibret alan?
41. Firavun hanedanına da uyaran peygamberler geldi.
42. Onlar âyet ve delillerimizin hepsini yalan saydılar. Biz de onları mutlak galip, tam muktedir olan Allah’ın şanına yaraşır tarzda cezalandırdık.
43. Şimdi söyleyin (ey Mekkeliler!) Sizin kâfirleriniz onlardan daha mı güçlüdür! Yoksa ilahî kitaplarda sizin ebedî olan âhirette kurtulacağınıza dair berat senedi mi var?
44. Ne o, "Biz tam dayanışma halinde olan, muzaffer bir topluluğuz" mu diyorlar?
45. İyi bilsinler: Onların toplu kuvvetleri bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.
46. Daha doğrusu, onların asıl buluşma zamanları, kıyamet saatidir. Kıyamet saatinin dehşeti ise tarif edilemeyecek kadar müthiş ve acıdır!
47. Mücrimler tam bir şaşkınlık ve çılgınlık içindedirler.
48. O gün cehennemde yüzleri üstü süründürülürler ve kendilerine: "Tadın cehennemin temâsını!" denilir.
49. Muhakkak ki Biz her şeyi bir kaderle, bir ölçü ile yarattık.
50. Bizim emrimiz sadece bir kere, hem de göz açıp kapama gibi pek hızlıdır.
51. Gerçekten Biz sizin nice benzerlerinizi imha ettik! Haydi var mı düşünen ve ibret alan?
52. (52-53) Onların yaptıkları her şey, defterlerde kayıtlıdır. Küçük, büyük her şey, satır satır yazılıdır.
53. (52-53) Onların yaptıkları her şey, defterlerde kayıtlıdır. Küçük, büyük her şey, satır satır yazılıdır.
54. Ama müttakiler ise cennetlerde, bahçelerde ve ırmak kenarındadırlar.
55. Son derece kuvvetli o Hükümdarın, hak ve dürüstlük meclisinde yerlerini alırlar.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
1. Kıyamet anı yaklaştı, ay ikiye ayrıldı.
2. Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve «Bu öteden beri gördüğümüz bir büyüdür» derler.
3. Yalanladılar, keyfi arzularına uydular; ama herşey yerinde duruyor.
4. Onlara bu tutumlarından vazgeçmelerini sağlayacak haberler geldi.
5. Bu haberler son derece anlamlı ve etkilidir, ama uyarılar yararlı olmuyor.
6. Sen de yüz çevir onlara. Görevli melek, o gün onları benzeri yaşanmamış olaya çağırdığında;
7. Mezarlarından donuk ve ürkek bakışlarla çıkarak çekirge sürüsü gibi etrafa yayılırlar.
8. Kendilerini çağıran görevliye doğru koşarlar. O zaman kafirler «Bu zor bir gündür» derler.
9. Onlardan önce Nuh’un soydaşları da yalanlamışlardı. Onlar kulumuz Nuh’u yalanlayarak «Bu adam delidir» dediler, onu görevinden alıkoydular.
10. O da «Ben yenik düştüm, yardım et bana» diye Rabb’ine dua etti.
11. Göğün kapılarını açarak bardaktan su boşanır gibi bir yağmur yağdırdık.
12. Yeri de coşkun kaynaklar halinde fışkırttık. Her iki yönden gelen su belirlenen bir görevi yerine getirmek üzere birleşti.
13. Onu çivilerle tutturulmuş tahtalardan yapılan bir gemiye bindirdik.
14. Mesajı inkar edilen kulumuza ödül olarak bu gemi gözetimimiz altında yüzüyordu.
15. Biz onu bir ibret dersi olarak geride bıraktık. İbret alan yok mu?
16. Benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
17. Biz Kur’an’dan öğüt alınabilsin diye onu kolay anlaşılır kıldık. Yok mu öğüt alan?
18. Adoğulları da peygamberlerini yalanladılar. Ama benim azabım ve uyarmam nasılmış?
19. Baştan başa uğursuz bir günde üzerlerine sert ve dondurucu bir kasırga saldık.
20. Bu kasırga insanları sökülmüş hurma kütükleri gibi havaya kaldırıp savuruyordu.
21. Peki benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
22. öyleyse yok mudur ders alan?
23. Semudoğulları da uyarıları yalanlamışlardı.
24. «İçimizden bir insanın peşinden mi gideceğiz? Öyle yaparsak sapıtmış ve kendimizi ateşe atmış oluruz.»
25. Bizler dururken vahiy ona indirildi, öyle mi? Hayır, o şımarık bir yalancıdır!
26. Onlar yarın kimin şımarık bir yalancı olduğunu öğreneceklerdir.
27. Biz onları sınavdan geçirmek için dişi deveyi göndereceğiz. Sabret de gör bakalım, ne yapacaklar?
28. Onlara suyun deve ile aralarında bölüştürüldüğünü bildir. Kimin sırası ise gelir, su içer.
29. Ama onlar bir arkadaşlarını çağırdılar. O da kılıcını çekerek hayvanı cansız yere serdi.
30. Peki benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
31. Onların üzerine bir tek çığlık saldık da ağıl bekçisinin biriktirdiği kuru ot yığınlarına dönüştüler.
32. Biz Kur’an’dan öğüt alınabilsin diye onu kolay anlaşılır kıldık. Yok mu öğüt alan?
33. Lut’un soydaşları da uyarıları yalanlamışlardı.
34. Biz de üzerlerine taşları savuran bir kasırga gönderdik. Yalnız Lut’un taraftarları hariç. Onları sabahleyin erkenden kurtardık.
35. Tarafımızdan sunulmuş bir nimet olarak. Biz şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.
36. Lut onları bizim sillemiz konusunda uyarmıştı. Fakat, onlar bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.
37. Onlar Lut’un konuklarını elde etmek istediler. Bunun üzerine gözlerini kör ettik. «Tadın bakalım azabımı ve uyarılarımın sonuçlarını.»
38. Sabah erkenden sürekli bir azaba yakalandılar.
39. Tadın bakalım azabımı ve uyarılarımın sonuçlarını.
40. Biz Kur’an’dan öğüt alınabilsin diye onu kolay anlaşılır kıldık. Yok mu öğüt alan?
41. Firavun yanlılarına da uyarılar gelmişti.
42. Fakat bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de güçlü ve üstün iradeli birine yaraşacak bir sertlikle onların yakalarına yapıştık.
43. Acaba sizin içinizdeki kafirler onlardan daha mı iyidir, yoksa kutsal kitaplarda size ilişkin bir suçsuzluk belgesi mi var?
44. Yoksa onlar «Biz karşımıza çıkacak herkesi yenen güçlü bir orduyuz» mu diyorlar?
45. Yakında orduları bozguna uğratılacak ve geri püskürtüleceklerdir.
46. Asıl azaba kıyamet günü çarpılacaklardır. Kıyamet günü onlar için daha feci ve daha acıdır.
47. Suçlular şaşkınlık ve ateş içindedirler.
48. O gün onlar yüzüstü sürüklenerek cehenneme atılırlar; «Ateşin vücudunuza değişini tadınız» diye.
49. Biz her şeyi belirli bir plan uyarınca yarattık.
50. Bizim buyruğumuz göz kırpması kadar kısa sürede gerçekleşen bir tek sözdür.
51. Biz sizin gibi sapıkları daha önce yokettik. Öğüt alan yok mu?
52. Onların yaptıkları herşey defterlere geçmiştir.
53. Küçük büyük bütün davranışları satırlara işlenmiştir.
54. Kötülüklerden sakınanlar cennetlerde ve ırmak kenarlarındadırlar.
55. Güçlü hükümdarın katında güvenli bir konutta ağırlanacaklardır.
Rahmân ve Rahim Allâh’ın adıyla
1. O sâ’at yaklaştı, ay yarıldı.
2. Bir mu’cize görecek olsalar yüz çevirirler ve "Süregelen bir büyüdür" derler.
3. Yalanladılar, nefislerinin heveslerine uydular. Halbuki her iş, yerini bulacaktır (Allâh’ın kararına kimse engel olamaz).
4. Andolsun, onlara, (bâtılda kalmalarını) önleyecek (ibret verici olayları anlatan) haberler geldi.
5. Bunlar üstün hikmettir! Ama uyarılar fayda vermiyor.
6. Öyleyse sen de onlardan yüz çevir; o çağırıcının görülmemiş, tanınmamış bir şeye çağıracağı gün,
7. Gözleri düşkün düşkün (zillet ve dehşet içinde) kabirlerden çıkarlar; tıpkı yayılan çekirgeler gibidirler.
8. Boyunlarını, çağırana doğru uzatmış koşarlarken, kâfirler: "Bu çetin bir gündür!" derler.
9. Onlardan önce Nûh’un kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalanladılar ve: "Cinlenmiştir" dediler. Ve o(na çeşitli eziyetler yapılarak tebliğden) menedildi.
10. Bunun üzerine Rabbine: "Ben yenik düştüm, yardım et!" diye yalvardı.
11. Biz de boşalan bir su ile göğün kapılarını açtık.
12. Yeri kaynaklar halinde fışkırttık, (göğün ve yerin) su(ları) takdir edilmiş bir işin olması için birleşti.
13. Nûh’u da tahtalar ve çiviler(le yapılmış gemi) üzerinde taşıdık.
14. (Kendisine karşı) Nankörlük edilen (kulumuz)a (bizden) bir mükâfât olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
15. Bunu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur?
16. Benim azâbım ve uyarılarım nasılmış (görsünler diye).
17. Andolsun biz, Kur’ân’ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
18. ’Âd da yalanladı, ama azâbım ve uyarılarım nasıl oldu?
19. Biz onların üstüne uğursuz mu uğursuz bir günde uğultulu bir kasırga saldık.
20. İnsanları sanki köklerinden sökülmüş hurma kütükleri imişler gibi koparıp deviriyordu.
21. Benim azâbım ve uyarılarım nasıl oldu?
22. Andolsun biz Kur’ân’ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
23. Semûd da uyarıları yalandı:
24. "Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz" dediler.
25. "Zikir, aramızdan ona mı bırakıldı? Hayır o, yalancı küstahın biridir!"
26. (Sâlih’e dedik ki): Yarın onlar, yalancı, küstahın kim olduğunu bilecekler.
27. Biz onlara, kendilerini sınamak için dişi deveyi göndereceğiz. Hele sen onları gözetle, sabret.
28. Onlara, suyun aralarında paylaştırılacağını, (bir gün devenin, bir gün de kendilerinin su içme nöbeti olacağını) haber ver; içme sırası kiminse o gelip suyunu alsın.
29. Bir arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağı çekip (deveyi) kesti.
30. Ama azâbım ve uyarılarım nasıl oldu?
31. Biz onların üzerine tek sayha (korkunç bir ses) gönderdik; ağılcının topladığı kuru ot gibi kırılıp döküldüler.
32. Andolsun Biz Kur’ân’ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
33. Lût’un kavmi de uyarıları yalanladı.
34. Biz de üstlerine (taşlar savuran) bir fırtına gönderdik, yalnız Lût âilesini seher vakti kurtardık;
35. Katımızdan bir ni’met olarak. Biz şükredeni böyle mükâfâtlandırırız.
36. Lût, onları bizim yakalamamıza karşı uyarmıştı, fakat uyarılara karşı kuşku duydular.
37. Onun (güzel delikanlılar şeklinde görünen melek) konuklarından murâd almağa kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik: "Haydi azâbımı ve uyarılarımı tadın!"
38. Sabah erken, onları kararlı bir azâb yakaladı.
39. "Azâbımı ve uyarılarımı(n âkıbetini) tadın!"
40. Andolsun biz Kur’an’ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
41. Fir’avn’ın kavmine de uyarılar gelmiştir.
42. Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları, gâlib ve güçlü (pâdişah)ın yakalaması gibi yakaladık.
43. Şimdi sizin kâfirleriniz, ötekilerinizden hayırlı mı? Yoksa Kitaplarda sizin için bir berâet (inkârınızdan dolayı size sorumsuzluk) mu var?
44. Yoksa "Biz muzaffer (yenilmez) bir topluluğuz" mu diyorlar?
45. O topluluk bozulacak ve geriye dönüp kaçacaklardır.
46. Hayır, buluşma zamanları o (uyarıldıkları) sâ’attir. O sâ’at cidden çok feci ve acıdır;
47. Suçlular bir sapıklık ve çılgınlık içindedir.
48. O gün yüzükoyun ateşe sürüklenecekler: "Cehennemin dokunuşunu tadın!" diye.
49. Biz her şeyi bir kadere (bir düzene, ölçüye, plana) göre yarattık.
50. Bizim buyruğumuz yalnız bir tektir, göz açıp yumma gibidir.
51. Andolsun biz sizin benzerlerinizi hep helâk ettik. Öğüt alan yok mudur?
52. İşledikleri her şey, Kitâplarda mevcuttur.
53. Küçük, büyük hepsi satır satır yazılmıştır.
54. Korunanlar cennetlerde ırmaklar(ın kenarın)dadırlar.
55. Güçlü pâdişâhın huzûrunda doğruluk koltuklarında (memnunluk içinde)dirler.
Kamer Suresi, Hafız İlhan Tok tarafından okunan Ok Takipli Kur'an-ı Kerim Hatmi Şerifi serisinin 054. suresidir.
Türkçe açıklamalı hatim dersi ve sure metni için: Kamer Suresi - Türkçe Açıklamalı Hatim Dersi
Ebubekir Şatıri Kamer Suresi video tilavetini dinleyin ve izleyin.
Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz .
Nasser Al Qatami
| |||
KURAN-I KERİM NASIL OKUNMALI? KURAN-I KERİM EN GÜZEL NASIL OKUNUR?
Kuran okurken dikkat edilmesi gerekenler
Kuran-ı Kerim'i doğru bir şekilde okumak için harflerin üzerilerindeki uzatmalarına ve mahreç yerlerine dikkat etmek oldukça önemlidir. Harflerin okunuşunu değiştiren medler yani uzatmalar kişinin Kuran-ı Kerim'i nağmeli okumasını sağlamaz. Nağmeli bir şekilde okumak demek, kişinin Kuran-ı Kerim'i okurken oluşturduğu güzel sesiyle dinleyicilerin gönlüne hitap etmesidir.
Nağmeli okunan bir ayet ise insanlara karşı Kuran-ı Kerimin daha fazla okunup, daha fazla dinlenmesini teşvik eder.