Hakka Suresi - Molla Ramazan Şimşek

Molla Ramazan Şimşek Hakka Suresi video tilaveti dinleyin ve izleyin.

Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz .

Hakka Suresi - Mehmet Emin Sarı

Mehmet Emin Sarı Hakka Suresi ok takipli Kur'an-ı Kerim video tilavetini dinleyin ve izleyin.

Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz.

Hakka Suresi - Harun Yıldırım Meali

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla…

1. Gerçekleşecek olan. …

2. Nedir o gerçekleşecek olan;

3. Gerçekleşecek olanın ne olduğunu bilir misin?

4. Semud ve Âd, kalpleri dehşetle ürperteni yalanladılar.

5. Bu nedenle Semud, korkunç bir sesle helak edildi.

6. Âd’a gelince; onlar da uğultulu ve azgın bir fırtına ile yok edildiler.

7. Onu yedi gece ve sekiz gün, ara vermeden üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o kavmin orada içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görürdün.

8. Şimdi onlardan hiç arta kalan görüyor musun?

9. Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler o suçla geldiler.

10. Böylece Rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onları, gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.

11. Gerçek şu ki su kabarınca, sizleri gemide biz taşıdık.

12. Onu size bir uyarı kılalım ve anlayışlı kulak da onu anlasın diye.

13. Artık Sur’a tek bir üfürüşle üfürüldüğünde;

14. Yer ve dağlar yüklenip bir darbeyle tokuşturulduğunda;

15. İşte o günde olan olacaktır.

16. Gök yarılacak, o gün o güçsüz düşecek.

17. Melekler ise onun çevresindedir. O gün, Rabbinin Arş’ını, o gün onlardan sekiz tanesi başlarının üzerinde taşıyacaktır.

18. O gün hiç bir şeyiniz gizli kalmaksızın arz olunursunuz.

19. Artık kitabı sağeline verilen kişi der ki: "Alın, kitabımı okuyun."

20. "Çünkü ben, hesabıma kavuşacağımı kesin olarak biliyordum."

21. Artık o, hoşnut bir yaşayış içindedir.

22. Yüksek bir cennette,

23. Meyveleri sarkmıştır.

24. "Geçmiş günlerde peşin yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için."

25. Kitabı sol eline verilen ise der ki: "Keşke kitabım bana verilmeseydi."

26. "Keşke hesabımı bilmeseydim."

27. "Keşke bu son olsaydı."

28. "Malım bana hiç bir fayda sağlayamadı."

29. "Kudretim yok olup gitti."

30. "Yakalayın onu, hemen bağlayın onu."

31. "Sonra onu çılgın alevlerin içine atın!"

32. "Daha sonra uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincire vurun onu."

33. "Çünkü o, yüce Allah’a iman etmezdi."

34. "Yoksulu da doyurmaya teşvik etmezdi."

35. Artık, bugün burada onun hiçbir dostu yoktur.

36. Pislikten başka bir yemek yoktur.

37. Onu da suçlulardan başkası yemez.

38. Hayır; yemin ederim gördüğünüz şeylere,

39. Ve görmediğiniz şeylere.

40. Evet... O kesinlikle şerefli bir Rasul’ün sözüdür.

41. O, bir şairin sözü değildir. Ne kadar az inanıyorsunuz?!

42. Bir kahin sözü de değildir. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz?!

43. O (Kur’an) âlemlerin Rabbinden indirilmedir.

44. Eğer bize bazı sözler isnad etseydi,

45. Muhakkak onu sağdan yakalardık.

46. Sonra can damarını elbette koparırdık.

47. Sizden hiçbir kimse bunu ona yapmamıza engel olamazdı.

48. Doğrusu o, muttakiler için bir öğüttür.

49. Biz, sizden yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz.

50. Gerçekten o, kâfirler için bir pişmanlıktır.

51. Ve şüphesiz o, kesin bir gerçektir.

52. O halde büyük Rabbinin ismini tesbih et!

Hakka Suresi - Erhan Mete

Erhan Mete Hakka Suresi video tilaveti dinleyin ve izleyin.

Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz .

Hakka Suresi - Yusuf Ali Meali

In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.

1. The Sure Reality!

2. What is the Sure Reality?

3. And what will make thee realise what the Sure Reality is?

4. The Thamud and the ´Ad People (branded) as false the Stunning Calamity!

5. But the Thamud,- they were destroyed by a terrible Storm of thunder and lightning!

6. And the ´Ad, they were destroyed by a furious Wind, exceedingly violent;

7. He made it rage against them seven nights and eight days in succession: so that thou couldst see the (whole) people lying prostrate in its (path), as they had been roots of hollow palm-trees tumbled down!

8. Then seest thou any of them left surviving?

9. And Pharaoh, and those before him, and the Cities Overthrown, committed habitual Sin.

10. And disobeyed (each) the messenger of their Lord; so He punished them with an abundant Penalty.

11. We, when the water (of Noah´s Flood) overflowed beyond its limits, carried you (mankind), in the floating (Ark),

12. That We might make it a Message unto you, and that ears (that should hear the tale and) retain its memory should bear its (lessons) in remembrance.

13. Then, when one blast is sounded on the Trumpet,

14. And the earth is moved, and its mountains, and they are crushed to powder at one stroke,-

15. On that Day shall the (Great) Event come to pass.

16. And the sky will be rent asunder, for it will that Day be flimsy,

17. And the angels will be on its sides, and eight will, that Day, bear the Throne of thy Lord above them.

18. That Day shall ye be brought to Judgment: not an act of yours that ye hide will be hidden.

19. Then he that will be given his Record in his right hand will say: "Ah here! Read ye my Record!

20. "I did really understand that my Account would (One Day) reach me!"

21. And he will be in a life of Bliss,

22. In a Garden on high,

23. The Fruits whereof (will hang in bunches) low and near.

24. "Eat ye and drink ye, with full satisfaction; because of the (good) that ye sent before you, in the days that are gone!"

25. And he that will be given his Record in his left hand, will say: "Ah! Would that my Record had not been given to me!

26. "And that I had never realised how my account (stood)!

27. "Ah! Would that (Death) had made an end of me!

28. "Of no profit to me has been my wealth!

29. "My power has perished from me!"...

30. (The stern command will say): "Seize ye him, and bind ye him,

31. "And burn ye him in the Blazing Fire.

32. "Further, make him march in a chain, whereof the length is seventy cubits!

33. "This was he that would not believe in Allah Most High.

34. "And would not encourage the feeding of the indigent!

35. "So no friend hath he here this Day.

36. "Nor hath he any food except the corruption from the washing of wounds,

37. "Which none do eat but those in sin."

38. So I do call to witness what ye see,

39. And what ye see not,

40. That this is verily the word of an honoured messenger;

41. It is not the word of a poet: little it is ye believe!

42. Nor is it the word of a soothsayer: little admonition it is ye receive.

43. (This is) a Message sent down from the Lord of the Worlds.

44. And if the messenger were to invent any sayings in Our name,

45. We should certainly seize him by his right hand,

46. And We should certainly then cut off the artery of his heart:

47. Nor could any of you withhold him (from Our wrath).

48. But verily this is a Message for the Allah-fearing.

49. And We certainly know that there are amongst you those that reject (it).

50. But truly (Revelation) is a cause of sorrow for the Unbelievers.

51. But verily it is Truth of assured certainty.

52. So glorify the name of thy Lord Most High.

Hakka Suresi - Mustafa İslamoğlu Meali

Rahman rahim Allah`ın adıyla

1. Ah O kesin hakikatin gerçekleşmesi!

2. (Bilir misin ey muhatap) o ne dehşet gerçekleşecek?

3. Sahi onun nasıl gerçekleşeceğini bilir misin sen?

4. Semud ve Ad (İnsanın aklını başına devşiren) o Son Vuruş`u inkar ettiler.

5. Bir yanda Semud: sonuçta onlar ses duvarını çok çok aşan bir bela ile helak edildiler.

6. Ve öte yanda `Ad: onlar da değdiğini sesiyle çarpan dizginlenemez bir kasırgayla helak edildiler.

7. (Allah), üzerlerine emrine amade kıldığı o (kasırgayı) yedi gece sekiz gündüz kesintisiz bir biçimde estirdi; öyle ki, tıpkı kökünden savrulmuş hurma kütükleri gibi, o kavmin orada öylece donup kaldığını gözünde canlandırabilirsin.

8. Şimdi onlardan geriye kalan bir (kişi) görebiliyor musun?

9. Bir de Firavun ve ondan önce gelenler ve altüst olmuş şehirler vardı; (hepsi de) hataya gömülmüşlerdi:

10. Nihayet Rablerinin elçisine karşı geldiler; ve (Allah günahlarıyla) katlanan bir bela ile tümünü enseledi.

11. Şüphesiz o su çığrından çıkıp tuğyan ettiğinde sizi gemide taşıyan Bizdik;

12. Onu, size bir ibret vesikası kılmak için, dahası işittiğini anlayan her kulak (sahibinin işin özünü) kavraması için (aktardık).

13. İmdi, sur borusuna (ilk kez) tek bir defa üflendiğinde,

14. yeryüzü ve dağlar yerlerinden edilip, ardından da tek bir seferde un ufak edildiğinde:

15. İşte o zaman, olması beklenen o (büyük olay) bitmiş olacak.

16. Ve gök parçalanmış olacak, zira o gün tüm direncini yitirmiş olacak.

17. Melekler onun enkazı başında duracak; ve onların da üstünde o gün Rabbinin hükümranlık tahtını sekizi taşıyacak.

18. O gün (yargılanmak üzere) huzura çıkarılacaksınız; en gizli sırrınız bile gizli kalmayacak.

19. Karnesi sağ tarafından verilen kimseye gelince... O (sevinçle) şakıyacak: "Hey millet! Alın işte, okuyun karnemi!

20. Kesinlikle ben, hesabımla yüzleşeceğime gönülden inanmıştım!"

21. O kendini mesut ve bahtiyar eden bir hayatın içinde bulacak;

22. yüce bir cennette;

23. hemen yakınında (amellerinin) meyveleri.

24. (Kendilerine) "Bu günler için geçmişte peşinen takdim ettiklerinize karşılık yiyin, için, afiyet olsun!" (denilecek).

25. Karnesi sol tarafından verilen kimseye gelince... Sonunda o da şöyle sızlanacak: "Eyvah! Keşke hiç karne almasaydım!

26. Ve hesabımın ne olduğunu (keşke) hiç bilmeseydim!

27. Ah! Keşke (ölüm), işi tamamen bitiren (mutlak bir yok oluş) olsaydı!

28. Malım başıma gelen hiçbir belayı def edemedi.

29. Gücüm elimde patladı."

30. (Görevli meleklere emredilecek): "Alın onu bağlayın!

31. Sonra cehenneme yaslayın!

32. Sonra bir zincire vurun; uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincere; ve sıkıca bağlayın!

33. Çünkü o yüce Allah`a inanıp güvenmedi.

34. Yoksulu doyurmak için hiçbir çaba harcamadı.

35. İşte bu yüzden, burada ne bir can dosta sahip,

36. ne de pis bir atıktan başka yiyeceğe;

37. o, sadece günahkarların yediği bir yiyecek...

38. Ötesi yok! Gördüğünüz her şeye Ben yemin ediyorum;

39. göremediklerinize de.

40. Hiç şüpheniz olmasın ki o (mesaj) şerefli bir elçinin sözüdür;

41. ve o bir şair sözü değildir: ne kadar da azınız inanıyor;

42. ve o bir kahin sözü de değildir: ne kadar da azınız düşünüyor:

43. O, Alemlerin Rabbi katından indirilmedir.

44. Ve eğer (Peygamber) kısmen dahi, söylemediğimiz sözler uydurarak Bize isnat etseydi,

45. onu sağ kolundan şiddetle yakalar

46. ve şah damarını kesip (başını) koparırdık

47. da, sizden hiç kimse buna engel olamazdı.

48. Gerçek şu ki, bu vahiy muttakiler için bir uyarıdır.

49. Ama kesinlikle Biz, sizden yalanlayacak olanların çıkacağını da çok iyi biliyoruz.

50. Bir o kadar kesin olan da şu ki, bu durum inkarı hayat tarzı edinenler için derin bir pişmanlık kaynağı olacak;

51. zira o (vahiy), elbette mutlak hakikattir.

52. Sözün ozü: (Ey muhatap) sen, azamet sahibi Rabbin adına hareket et!

Hakka Suresi - Ali Bulaç Meali

Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla

1. ’Elbette gerçekleşecek olan’ (kıyamet).

2. Nedir o ’muhakkak gerçekleşecek olan?’

3. O gerçekleşecek olanı (kıyameti) sana bildiren nedir?

4. Semud ve Ad (toplumları), karia’yı yalan saydılar.

5. Bu nedenle Semud (halkı), korkunç bir sesle helak edildi.

6. Ad (halkın)a gelince; onlar da, uğultu yüklü, azgın bir kasırga ile helak edildiler.

7. (Allah) Onu, yedi gece ve sekiz gün, aralık vermeksizin üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o kavmin, orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görürsün.

8. Şimdi onlardan hiç arta kalan (bir şey) görüyor musun?

9. Firavun (kavmi), ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı da hep) o hata ile (tarih sahnesine) geldiler.

10. Böylece Rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onları, şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.

11. Gerçek şu ki, su taştığı zaman, o gemide Biz sizi taşıdık;

12. Öyle ki, onu sizlere bir ibret (hatırlatma ve öğüt) kılalım. ’Gerçeği belleyip kavrayabilen’ kullar da onu belleyip-kavrasın.’

13. Artık sur’a tek bir üfürülüşle üfürüleceği.

14. Yeryüzü ve dağlar yerlerinden oynatılıp kaldırılacağı, ardından tek bir çarpma ile birbirlerine çarpılıp parça parça olacağı zaman.

15. İşte o gün, vakıa (bir gerçek olan kıyamet) artık vukubulmuş (gerçekleşmiş)tur.

16. Gök yarılıp-çatlamıştır; artık o gün, ’sarkmış-za’fa uğramıştır.’

17. Melek(ler) ise, onun çevresi üzerindedir. O gün, Rabbinin arşını onların da üstünde sekiz (melek) taşır.

18. Siz o gün arzolunursunuz; sizden yana hiçbir gizli (şey), gizli kalmaz.

19. Artık kitabı sağ-eline verilen kişi, der ki: "Alın, kitabımı okuyun."

20. "Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış (anlamış)tım."

21. Artık o, hoşnut bir yaşama içindedir.

22. Yüksek bir cennette.

23. Devşirilecek (meyve ve eşsiz ürün)leri pek yakındır.

24. "Geride kalan günlerde, ’peşin olarak sunduklarınıza karşılık olmak üzere,’ afiyetle yiyin ve için."

25. Kitabı sol eline verilen ise; o da, der ki: "Bana keşke kitabım verilmeseydi."

26. "Hesabımı hiç bilmeseydim."

27. "Keşke o (ölüm herşeyi) kesip bitirseydi.

28. "Malım bana hiçbir yarar sağlayamadı."

29. "Güç ve kudretim yok olup gitti."

30. (Allah buyruk verir:) "Onu tutuklayın, hemen bağlayın."

31. "Sonra çılgın alevlerin içine atın."

32. "Daha sonra onu, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincire vurup gönderin."

33. "Çünkü, o, büyük olan Allah’a iman etmiyordu."

34. "Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı."

35. "Bundan dolayı bugün, kendisine hiçbir sıcak dost yoktur."

36. "İrin ve kan karışımından başka bir yemek yoktur."

37. "Bunu da, hata edenlerden başkası yemez."

38. Hayır; gördüklerinize yemin ederim,

39. Görmediklerinize de.

40. Hiç şüphesiz o (Kur’an), şerefli bir elçinin kesin sözüdür.

41. O, bir şairin sözü değildir. Ne az inanıyorsunuz?

42. Bir kahinin de sözü değildir. Ne az öğüt alıp-düşünüyorsunuz?

43. Alemlerin Rabbinden bir indirilmedir.

44. Eğer o, Bize karşı bazı sözleri uydurup-söylemiş olsaydı.

45. Muhakkak onun sağ-elini (bütün güç ve kudretini) çekip-alıverirdik.

46. Sonra onun can damarını elbette keserdik.

47. O zaman, sizden hiç kimse araya girerek bunu kendisinden engelleyip-uzaklaştıramazdı.

48. Çünkü o (Kur’an, Allah’tan sakınan) muttakiler için bir öğüttür.

49. Elbette Biz, içinizde yalanlayanların bulunduğunu biliyoruz.

50. Gerçekten o (Kur’an), kafirler için bir hasrettir.

51. Ve şüphesiz o, kesin bir gerçektir (hakku’l-yakîn).

52. Öyleyse, büyük Rabbini ismiyle tesbih et.

Hakka Suresi - Suat Yıldırım Meali

Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla

1. Kesin gerçekleşecek olan,

2. Evet nedir o gerçekleşecek olan?

3. Gerçekleşecek kıyameti sen nereden bileceksin?

4. İşte Semûd ve Âd milletleri de o kafalara çarpan kıyamet dehşetini yalan saymışlardı.

5. (5-6) Bunlardan Semûd o korkunç zelzele ile yok edildi. Âd ise azgın bir kasırga ile imha edildi.

6. (5-6) Bunlardan Semûd o korkunç zelzele ile yok edildi. Âd ise azgın bir kasırga ile imha edildi.

7. Allah o kasırgayı üzerlerine yedi gece, sekiz gün kesintisiz olarak salıverdi. Öyle ki sen, o halkı içi boş hurma kütükleri gibi yerlere serilmiş görürdün.

8. Şimdi onlardan geri kalan bir şey görebilir misin?

9. Firavun da, ondan öncekiler de, altüst edilip yerin dibine geçirilen Lût milletine ait kasabaların ahalileri de hep o günaha (yani şirke) girdiler.

10. Rab’lerinin elçisine isyan ettiler, Allah da onları şiddetle cezaya çarptırdı.

11. (11-12) Unutmayın ki Nûh zamanında, sular taştığı vakit, sizi (varlığınıza vesile olan atalarınızı) emniyetli gemide Biz taşımıştık! Onu sizin için hem bir ibret vesilesi kılalım, hem de can kulağı ile dinleyip ders alanlar iyice bellesinler diye böyle yapmıştık.

12. (11-12) Unutmayın ki Nûh zamanında, sular taştığı vakit, sizi (varlığınıza vesile olan atalarınızı) emniyetli gemide Biz taşımıştık! Onu sizin için hem bir ibret vesilesi kılalım, hem de can kulağı ile dinleyip ders alanlar iyice bellesinler diye böyle yapmıştık.

13. (13-14) Artık Sûr’a kuvvetle üflendiğinde, yer ve dağlar yerlerinden kaldırılıp bir tek darbe ile çarpılıp paramparça edildiğinde,

14. (13-14) Artık Sûr’a kuvvetle üflendiğinde, yer ve dağlar yerlerinden kaldırılıp bir tek darbe ile çarpılıp paramparça edildiğinde,

15. İşte o gün olan olur, kıyamet o gün kopar!

16. O gün gök yarılır, parçalanır, iyice kuvvetten düşer.

17. Melekler de göğün etrafında bulunurlar. O gün Rabbinin Arş’ını, sekiz melek taşır.

18. O gün bütün yaptıklarınızla Allah’a arz olunursunuz; öyle ki sizden en ufak bir şey bile gizli kalmaz.

19. Hesap defteri sağ tarafından verilen neşelenir ve: "İşte defterim! Buyurun okuyun, inceleyin!"

20. "Zaten ben hesabımla karşılaşacağımı biliyordum!" der.

21. O artık mutluluk veren bir yaşam içindedir.

22. Çok güzel ve pek kıymetli cennet bahçelerindedir.

23. Meyveleri hemen el ile koparılacak durumdadır.

24. Kendilerine şöyle denilir: "Geçmiş günlerinizde yaptığınız güzel işlerden dolayı afiyetle, yiyin, için!"

25. Ama hesap defteri sol tarafından verilen kimse: "Eyvah der, keşke verilmez olaydı bu defterim!

26. Keşke hesabımı bilmez olaydım!

27. N’olurdu, ölüm her şeyi bitirmiş olaydı!

28. Servetim, malım bana fayda etmedi!

29. Bütün gücüm, iktidarım yok oldu gitti!"

30. Allah cehennem bekçilerine emir verir: "Tutun bağlayın onu, kelepçeleyin!"

31. Sonra da cehenneme fırlatın.

32. Sonra da onu, yetmiş arşın uzunluğundaki zincire vurun!"

33. Çünkü o, büyükler büyüğü Allah’a inanmazdı.

34. Çünkü o, fakiri doyurmayı teşvik etmezdi.

35. Bugün artık burada O’nun bir dostu olmaz.

36. Yiyecek olarak da cehennemliklerin irininden başka bir şey bulunmaz.

37. Onu, büyük şirk suçunu işleyenlerden başkası yemez.

38. (38-39) Yok, yok! Gördüğünüz ve göremediğiniz âlemlere yemin olsun ki!

39. (38-39) Yok, yok! Gördüğünüz ve göremediğiniz âlemlere yemin olsun ki!

40. Bu Kur’ân, pek kerim bir Resulün sözüdür.

41. O, bir şairin sözü değildir, inanmanız ne de az sizin!

42. O bir kâhinin sözü de değil! Ne de az düşünüyorsunuz!

43. O, Rabbülâlemin’den indirilen bir derstir.

44. (44-46) Eğer o Resul bizim adımıza birtakım sözler uydursaydı, onu elimizle yakalar, sonra da onun şah damarını keserdik.

45. (44-46) Eğer o Resul bizim adımıza birtakım sözler uydursaydı, onu elimizle yakalar, sonra da onun şah damarını keserdik.

46. (44-46) Eğer o Resul bizim adımıza birtakım sözler uydursaydı, onu elimizle yakalar, sonra da onun şah damarını keserdik.

47. Sizden kimse de buna mani olamazdı.

48. Şüphesiz o müttakiler için bir irşaddır.

49. Elbette sizden bazılarının Peygamberi "yalancı" saydığını biliriz.

50. (50-51) Şüphesiz o, kâfirler için büyük bir pişmanlık ve karşılaşacakları kesin bir gerçektir.

51. (50-51) Şüphesiz o, kâfirler için büyük bir pişmanlık ve karşılaşacakları kesin bir gerçektir.

52. O halde, (ey şanlı Elçi)! Haydi sen de Rabbinin yüce adını zikret!

Hakka Suresi - Seyyid Kutub Meali

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Elbette gerçekleşecek olan

2. Nedir o muhakkak gerçekleşecek olan

3. O gerçekleşecek olanı sana bildiren nedir?

4. Semûd ve Âd, mutlaka patlak verecek olan kıyameti yalan saydılar.

5. Böylece Semûd korkunç bir sesle yıkıma uğratıldı.

6. Âd’a gelince onlar da, uğultu yüklü, azgın bir kasırga ile yıkıma uğratıldı.

7. Onu, yedi gece ve sekiz gün, aralık vermeksizin onların üzerine musallat etti. Öyle ki, o kavmi, orada içi kof hurma kütükleriymiş gibi onların çarpılıp yere yıkıldığını görürsün.

8. Şimdi onlardan hiç arta kalan görüyor musun?

9. Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler o hata ile geldiler.

10. Böylece Rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onları, şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.

11. Sular kabarınca biz sizi akıp giden (gemide) taşıdık ki;

12. Onu size bir ibret yapalım ve belleyen kulaklar onu bellesin.

13. Sura birinci üfleme üflendiği,

14. Yer ve dağlar yerlerinden kaldırılıp bir çarpışla birbirlerine çarpıldığı zaman,

15. İşte o vak’a olmuştur.

16. Gök yarılmış, o gün o; zayıflamış sarkmıştır.

17. Melekler de onun kenarlarındadır. O gün Rabblerinin tahtını, bunların da üstünde sekiz (melek) taşır.

18. O gün hesap için huzura alınırsınız. Hiçbir sırrınız gizli kalmaz.

19. «Alın kitabımı okuyun,

20. Ben hesabımın inceleneceğini sezmiştim» der.

21. Artık o memnun edici bir hayat içindedir.

22. Yüksek bir bahçede ki,

23. Meyvelerin devşirilmesi kolaydır.

24. Geçmiş günlerde yaptığınız işlerden ötürü afiyetle yiyin için.

25. «Keşke bana kitabım verilmeseydi,

26. Şu hesabımı hiç görmemiş olsaydım!

27. Keşke (ölüm işimi) bitirmiş olsaydı!

28. Malım bana hiçbir fayda vermedi,

29. Gücüm benden yok olup gitti.»

30. «Tutun onu, bağlayın onu,

31. Sonra cehenneme sallayın onu.

32. Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu!

33. Çünkü o Büyük Allah’a inanmıyordu.

34. Yoksulu doyurmaya önayak olmazdı.»

35. Bugün onun için candan bir dost yoktur.

36. İrinden başka yiyecek yoktur.

37. Onu (bile bile) hata işleyenlerden başkası yemez.

38. Yoo yemin ederim; gördüklerinize

39. Ve görmediklerinize ki,

40. O (Kur’an), elbette şerefli bir peygamberin sözüdür.

41. O, bir şairin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz!

42. Bir kâhinin sözü de değildir. Ne kadar da az düşünüyorsunuz!

43. Kur’an alemlerin Rabbinden indirilmiştir.

44. Eğer Muhammed, bize karşı ona bazı sözler katmış olsaydı.

45. Biz onu kuvvetle yakalardık,

46. Sonra onun şah damarını koparırdık.

47. Hiçbiriniz de onu koruyamazdınız.

48. Doğrusu Kur’an Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.

49. İçinizde yalanlayanlar bulunduğunu şüphesiz bilmekteyiz.

50. Doğrusu Kur ân inkarcılar için bir üzüntüdür.

51. O, şüphesiz kesin gerçektir.

52. Öyleyse ey insanlar! Çok büyük olan Rabbinin adını tesbih et.

Hakka Suresi - Süleyman Ateş Meali

Rahmân ve Rahim Allâh’ın adıyla

1. Gerçekleşen,

2. Nedir o gerçekleşen?

3. Gerçekleşenin ne olduğunu nerden bileceksin?

4. Semûd ve ’Âd (kavimleri), başa çarpan olayı yalanladılar.

5. Bu yüzden Semûd (kavmi) azgın bir vak’a ile helâk edildiler.

6. ’Âd (kavmi) ise uğultulu, azgın bir kasırga ile helâk edildiler.

7. (Allâh) Onu, yedi gece, sekiz gün ardı ardına onların üzerine saldı. O kavmi orada, içi boş hurma kütükleri gibi serilmiş görürsün.

8. Onlardan hiç geri kalan görüyor musun?

9. Fir’avn ve ondan öncekiler ve altüst olmuş kentler(in halkı olan Lût kavmi) de hatâlı iş yaptılar.

10. Rablerinin elçisine karşı geldiler. O da onları şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.

11. Su(lar) kabarınca biz sizi, akıp giden (gemi)de taşıdık.

12. Ki onu size bir ibret yapalım ve belleyen kulak(lar) onu bellesin.

13. Sûr’a bir tek üfleme üflendiği,

14. Arz ve dağlar yerlerinden kaldırılıp şiddetle birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman,

15. İşte o gün, olan olmuştur.

16. Gök yarılmıştır; o gün o, zayıf, sarkıktır.

17. Melekler de onun kenarlarındadır. O gün Rabbinin tahtını, üstlerinde sekiz (melek) taşır.

18. O gün (Allah’a) arz olunursunuz. Sizden hiçbir giz, (Allah’a) gizli kalmaz.

19. Kitabı sağından verilen: "Alın Kitabımı okuyun" der.

20. "Ben hesabımla karşılaşacağımı sezmiştim zaten."

21. Artık o, memmun eden bir yaşam içindedir.

22. Yüksek bir bahçede.

23. Ki devşirmesi kolay (meyvaları yakın. Oturan, elini uzatıp alabilir).

24. "Geçmiş günlerde yaptığınız işlerden ötürü âfiyetle yeyin, için!"

25. Kitabı sol tarafından verilen ise der ki: "Keşke bana Kitabım verilmeseydi!"

26. "Şu hesabımı hiç bilmemiş olsaydım!"

27. "Keşke (ölüm) işimi bitirmiş olsaydı!"

28. "Malım bana hiçbir yarar sağlamadı."

29. "Gücüm (saltanatım) benden yok olup gitti"

30. (Allâh, cehennemin muhafızlarına buyurur:) "Tutun onu, bağlayın onu."

31. "Sonra cehenneme sallayın onu!"

32. "Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu!"

33. "Çünkü o büyük Allah’a inanmıyordu."

34. "Yoksulu doyurmaya ön ayak olmuyurdu!"

35. Bugün burada onun için candan bir dost yoktur.

36. İrinden başka yiyecek de yoktur.

37. Onu, (bile bile) hatâ işleyenlerden başkası yemez.

38. Yoo, yemin ederim; gördüklerinize,

39. Ve görmediklerinize,

40. Ki, o (Kur’ân) elbette değerli bir elçinin sözüdür.

41. O, bir şâ’irin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz!

42. Bir kâhinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!

43. Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

44. Eğer o, (Muhammed), bazı laflar uydurup bize iftirâ etseydi,

45. Elbette onun sağ (elini veya kuvvet)ini alırdık.

46. Sonra onun can damarını keserdik.

47. Sizden hiç kimse buna engel olamazdı.

48. O (Kur’ân), korunanlar için bir öğüttür.

49. Biz, içinizde yalanlayanlar bulunduğunu elbette biliyoruz.

50. Doğrusu o, kâfirler için hasrettir.

51. O, kesin gerçektir.

52. Öyleyse ulu Rabbinin adını tesbih et (O’nun eksikliklerinden uzak, yücelerden yüce olduğunu an).

Hafız İlhan Tok - Hakka Suresi

Hakka Suresi, Hafız İlhan Tok tarafından okunan Ok Takipli Kur'an-ı Kerim Hatmi Şerifi serisinin 069. suresidir.

Türkçe açıklamalı hatim dersi ve sure metni için: Hakka Suresi - Türkçe Açıklamalı Hatim Dersi

Hakka Suresi - Ebubekir Şatıri

Ebubekir Şatıri Hâkka Suresi video tilavetini dinleyin ve izleyin.

Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz .

Hakka Suresi - Nasser Al Qatami






Nasser Al Qatami

Kategoriler

Kuran Kaynakları

hakka suresi - Kuran Hatim sayfasını izlemektesiniz.



Kur’an’ı Kerim

Allah tarafından gönderilen ilahi kitapların sonuncusu olan Kur’an’ı Kerim, son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.v.) indirilmiştir. Sözlükte toplamak, okumak, bir araya getirmek anlamına gelen Kur’an, terim olarak şöyle tarif edilir:

“Hz. Peygamber’e indirilen, mushaflarda yazılı olup, peygamberimizden bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş olan; okunmasıyla ibadet edilen ve insanlığın benzerini getirmekten aciz kaldığı “ilahi kelâm”dır.

İlahi Kitapların Özelliği


İlahi kitapların en büyük özelliği ve değeri şüphesiz onların Allah’ın sözlerinden ibaret olmalarıdır. Ancak bugün bu özellik sadece Kur’ân-ı Kerîm’e mahsustur. Zira diğer ilâhî kitaplar peygamberlerinden sonra insanlarca tahrifat ile karşı karşıya kalmış ve sonunda bir insanın kaleme aldığı kitaplar haline gelmişlerdir. Zâten Kur’ân-ı Kerîm’in gönderilmesinin bir sebebi de budur. Son vahyedilen ilahi kelam olan Kur’ân-ı Kerîm, kendisinden önce gönderilen ilâhî kitapların bilgi ve hikmetlerini de içeren en mükemmel ilahi kitaptır. Kur’an Son ilahi kitap olması itibarıyla da bizzat Allah’ın muhafazası altındadır. O, hiç değişmeden kıyamete kadar insanlığa kurtuluş ve huzur reçetesi olmaya devam edecektir.

KUR’AN’IN NÜZÛLÜ (İNDİRİLMESİ)


Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’tan Hz.Peygamber’e Cebrail aracılığıyla, vahiy yoluyla indirilmiştir. Kolayca ezberlenmesi, kısa zamanda insanlara ulaşması, manasının kolaylıkla anlaşılması, inançların ve hükümlerin müminlerin kalbinde yavaş yavaş kuvvetlenip kökleşmesi için Kur’an bir defada toptan indirilmemiş, yaklaşık yirmi üç senede, peyderpey indirilmiştir.

KURAN-I KERİM NASIL OKUNMALI? KURAN-I KERİM EN GÜZEL NASIL OKUNUR?

Kuran okurken dikkat edilmesi gerekenler

Kuran-ı Kerim'i doğru bir şekilde okumak için harflerin üzerilerindeki uzatmalarına ve mahreç yerlerine dikkat etmek oldukça önemlidir. Harflerin okunuşunu değiştiren medler yani uzatmalar kişinin Kuran-ı Kerim'i nağmeli okumasını sağlamaz. Nağmeli bir şekilde okumak demek, kişinin Kuran-ı Kerim'i okurken oluşturduğu güzel sesiyle dinleyicilerin gönlüne hitap etmesidir.

Nağmeli okunan bir ayet ise insanlara karşı Kuran-ı Kerimin daha fazla okunup, daha fazla dinlenmesini teşvik eder.