Müddesir Suresi - Suat Yıldırım Meali

Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla

1. (1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddî manevî kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sûr’a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kâfirlere hiç kolay olmayan bir gün!

2. (1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddî manevî kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sûr’a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kâfirlere hiç kolay olmayan bir gün!

3. (1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddî manevî kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sûr’a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kâfirlere hiç kolay olmayan bir gün!

4. (1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddî manevî kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sûr’a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kâfirlere hiç kolay olmayan bir gün!

5. (1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddî manevî kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sûr’a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kâfirlere hiç kolay olmayan bir gün!

6. (1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddî manevî kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sûr’a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kâfirlere hiç kolay olmayan bir gün!

7. (1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddî manevî kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sûr’a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kâfirlere hiç kolay olmayan bir gün!

8. (1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddî manevî kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sûr’a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kâfirlere hiç kolay olmayan bir gün!

9. (1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddî manevî kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sûr’a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kâfirlere hiç kolay olmayan bir gün!

10. (1-10) Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddî manevî kirlerden arın, pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret! Sûr’a üflendiği gün, Doğrusu, o çok çetin bir gün! Kâfirlere hiç kolay olmayan bir gün!

11. (11-14) Mal ve ailesiz, tek olarak yarattığım, sonra çok çok mal, servet ve etrafında dolaşan oğullar verdiğim, her türlü imkânı önüne serdiğim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak!

12. (11-14) Mal ve ailesiz, tek olarak yarattığım, sonra çok çok mal, servet ve etrafında dolaşan oğullar verdiğim, her türlü imkânı önüne serdiğim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak!

13. (11-14) Mal ve ailesiz, tek olarak yarattığım, sonra çok çok mal, servet ve etrafında dolaşan oğullar verdiğim, her türlü imkânı önüne serdiğim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak!

14. (11-14) Mal ve ailesiz, tek olarak yarattığım, sonra çok çok mal, servet ve etrafında dolaşan oğullar verdiğim, her türlü imkânı önüne serdiğim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak!

15. Hâlâ da açgözlülükle imkânlarını daha da artırmama hevesleniyor.

16. Hiç heveslenmesin! Çünkü o Bizim âyetlerimize karşı inatçı kesildi.

17. Ben de onu sarp mı sarp bir yokuşa sardıracağım.

18. O düşündü, ölçtü, biçti...

19. Kahrolası, nasıl da ölçtü biçti!

20. Hay kahrolası! Nasıl, nasıl da ölçtü biçti!

21. Sonra baktı...

22. Derken suratını astı, kaşlarını çattı...

23. Sonra da sırtını döndü, kibirinden kabardı, arkasına bakmadan çekip gitti!

24. "Bu, büyücülerden nakledilen büyüden ibarettir." dedi.

25. Bu, beşer sözünden başka bir şey değildir."

26. ("Beşer" desin bakalım) "Ben de onu sekar’a atacağım.

27. Sekar nedir bilir misin? Nereden bileceksin!

28. O, içine atılanı yer, bitirir. Yine de bırakmaz, eski haline çevirip bu işi tekrar eder.

29. Sürekli olarak derileri kavurur.

30. Üzerinde on dokuz görevli vardır.

31. Biz cehennem görevlilerini sadece melaikelerden kıldık. Onların sayısını da kâfirler için imtihan ve sıkıntı sebebi yaptık ki Ehl-i kitaptan olanlar Peygambere imanda yakîn sahibi olup, daha kesin inansınlar. mü’minlerin imanlarındaki yakinleri artsın. Ehl-i kitap ve müminler tereddüde düşmesinler. Kalplerinde hastalık olan münafıklar ile kâfirler de neticede: "Allah, bu misal ile ne anlatmak istemiş olabilir?" desinler. Böylece Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını Kendisinden başka kimse bilemez. Bu, (yani cehennem veya ondan bahseden âyetler) beşere bir öğüt ve uyarıdan başka bir şey değildir.

32. Hayır! İş kâfirlerin dediği gibi değil. Ay’a,

33. Ve dönüp giden geceye,

34. Ağardığı dem sabaha kasem edip şahit tutarım ki.

35. O sekar belâların en müthişidir.

36. Beşer için en büyük uyarıdır.

37. İleri veya geri gitmek durumunda olanlar için en büyük uyarıdır.

38. (38-39) Ashab-ı yeminden, hesap defterini sağ tarafından alan cennetlikler dışında herkes, yaptığı işlerin rehini ve esîri olacaktır.

39. (38-39) Ashab-ı yeminden, hesap defterini sağ tarafından alan cennetlikler dışında herkes, yaptığı işlerin rehini ve esîri olacaktır.

40. (40-42) Onlar mutlaka cennetlerde mücrimlerin durumu hakkında, kendi aralarında konuşurlar. O suçlulara: "Neydi bu cehenneme sizi sürükleyen?" diye sorulur.

41. (40-42) Onlar mutlaka cennetlerde mücrimlerin durumu hakkında, kendi aralarında konuşurlar. O suçlulara: "Neydi bu cehenneme sizi sürükleyen?" diye sorulur.

42. (40-42) Onlar mutlaka cennetlerde mücrimlerin durumu hakkında, kendi aralarında konuşurlar. O suçlulara: "Neydi bu cehenneme sizi sürükleyen?" diye sorulur.

43. Onlar şöyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan değildik.

44. Fakirleri doyurmaz, onların ihtiyaçlarıyla ilgilenmezdik.

45. Batıl sözlere dalanlarla beraber biz de dalardık.

46. Bu hesap gününü yalan sayardık.

47. Ölüm bizi yakalayıncaya kadar hep böyle idik."

48. Artık onlara şefaatçilerin şefaati fayda etmez.

49. (49-51) Ne oluyor onlara ki bu öğütten, bu irşaddan arslandan ürküp kaçan yaban eşeği gibi kaçıyorlar?

50. (49-51) Ne oluyor onlara ki bu öğütten, bu irşaddan arslandan ürküp kaçan yaban eşeği gibi kaçıyorlar?

51. (49-51) Ne oluyor onlara ki bu öğütten, bu irşaddan arslandan ürküp kaçan yaban eşeği gibi kaçıyorlar?

52. Bu beyler, bu öğütle yetinmeyip üstelik her biri kendisine mahsus özel kitap, özel ferman isterler!

53. Hayır! onlar aslında âhiret endişesi taşımazlar.

54. Hayır! Gerçekten bu bir öğüttür, bir uyarıdır.

55. Dileyen onu okur, düşünür ve ders alır.

56. Ama Allah dilemedikçe onlar ders alamazlar. Saygı duyulup cezasından sakınmaya lâyık olan da, günahkârların günahlarını bağışlama şanına yaraşan da yalnız O’dur.

Müddesir Suresi - Seyyid Kutub Meali

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Ey örtüye bürünerek saklanan Muhammed!

2. Kalk da uyar.

3. Rabbinin büyüklüğünü dile getir.

4. Elbiselerini temizle.

5. Çirkin davranışlardan uzak dur.

6. Yaptığın iyiliği çok görüp başa kakma.

7. Rabbin için sabret.

8. O Sur’a üflendiği zaman,

9. O gün çetin bir gündür.

10. Kafirler için hiç de kolay değildir.

11. Şu adamın işini bana bırak ki, kendisini yarattığımda yapayalnızdı.

12. Ona bol bol mal verdim.

13. Gözü önünden ayrılmayan evlatlar verdim.

14. Her işini yoluna koydum.

15. Böyleyken halâ daha çoğunu vermemi bekliyor.

16. Hayır, hayır! O ayetlerimize inatla karşı çıkıyor.

17. Onu sarp bir yokuşa saracağım.

18. O düşündü ve değerlendirme yaptı.

19. Kahrolası, nasıl bir değerlendirme yaptı?

20. Bir daha kahrolası, nasıl bir değerlendirme yaptı?

21. Sonra baktı,

22. Sonra suratını astı ve kaşlarını çattı.

23. Sonra yüz çevirdi, büyüklük tasladı.

24. Ve dedi ki; «Bu Kur’an eskilerden aktarılan bir büyüdür.

25. O kesinlikle insan sözüdür.»

26. Onu Sekar’a atacağım.

27. Sekar nedir, biliyor musun?

28. Geride hiçbir şey bırakmaz, ondan hiçbir şey kurtulmaz.

29. Bütün insanların dikkatlerini üzerinde yoğunlaştırır.

30. On dokuz tane görevlisi vardır.

31. "Allah bununla ne demek istedi" desinler. İşte böyle. Allah dilediğini saptırır, dilediğini de hidayete eriştirir. Rabbinin ordularının sayısını ancak kendisi bilir. Bu insan için bir öğüttür.

32. Hayır, hayır! Andolsun aya,

33. Gerileyen gece karanlığına,

34. Söken şafağa.

35. Sakar (cehennem) büyük gerçeklerden biridir.

36. İnsanlar için uyarıcıdır.

37. Aranızdaki ilerlemek isteyenler için de, geriye gitmeyi tercih edenler için de.

38. Herkes tutumunun ve davranışlarının tutsağıdır.

39. Yalnız defterleri sağ yanlarından verilenler hariç.

40. Onlar cennetlerde ağırlanırlar. Sorarlar.

41. Günahkârlara:

42. Sakar’a (cehenneme) girmenizin sebebi nedir? diye.

43. Cehennemlikler derler ki; «Biz namaz kılanlardan değildik.

44. Yoksulların karnını doyurmazdık.

45. Bizim gibi olanlarla birlikte asılsız ve bozguncu konuşmalara dalardık.

46. Hesap verme gününü inkar ederdik.

47. Sonunda bir de ölüm gelip çattı.»

48. Artık onlara şefaat edebilecek olanların aracılığı yarar sağlamaz.

49. O halde onlar niye hatırlatmalara, öğütlere yüz çeviriyorlar?

50. Yaban eşekleri gibidirler.

51. Arslandan korkup kaçan.

52. Aslında bunların her biri, kendisine okunmaya hazır kutsal sayfalar inmesini istiyor.

53. Hayır, hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.

54. Hayır, hayır! Bu Kur’an bir öğüt, bir hatırlatmadır.

55. İsteyen ondan ders alır.

56. Fakat Allah dilemedikçe onlar bundan ders alamazlar. O kendisinden korku duyulmaya ve affetmeye lâyıktır.

Müddesir Suresi - Süleyman Ateş Meali

Rahmân ve Rahim Allâh’ın adıyla

1. Ey örtüsüne bürünen,

2. Kalk, uyar.

3. Rabbini tekbir et (O’nun büyüklüğünü an),

4. Elbiseni temizle,

5. Pislikten kaçın.

6. Verdiğini çok bularak başa kakma.

7. Rabbin için sabret.

8. Sûr’a üflendiği zaman

9. İşte o gün, çetin bir gündür!

10. Kâfirler için kolay değildir.

11. Benimle şu adamı yalnız bırak ki ben onu tek olarak yarattım.

12. Ona uzun boylu mal verdim.

13. Göz önünde oğullar (verdim).

14. Kendisine bir döşeyiş döşedim.

15. Hâlâ daha da artırmama göz dikiyor.

16. Hayır, çünkü o bizim âyetlerimize karşı bir inatçı kesildi.

17. Onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.

18. Zirâ o düşündü, ölçtü, biçti.

19. Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti.

20. Yine kahrolası nasıl ölçtü, biçti.

21. Sonra baktı,

22. Sonra surat astı, kaşlarını çattı,

23. Sonra arkasını döndü, böbürlendi:

24. "Bu dedi, rivâyet edilip öğretilen bir büyüden başka bir şey değildir."

25. "Bu, sadece, bir insan sözüdür."

26. Onu Sekar’a sokacağım.

27. Sekar’ın ne olduğunu sen nereden bileceksin?

28. (Geride bir şey) Komaz, bırakmaz (her şeyi yakıp yok eder).

29. Durmadan deriler kavurur.

30. Üzerinde ondokuz (muhafız) vardır.

31. Biz cehennemin muhafızlarını hep melekler yaptık. Onların sayısını da inkâr edenler için bir sınav yaptık ki, kendilerine Kitap verilmiş olanlar iyice inansın, inananların da imanı artsın. Kitap verilmiş olanlar ve inananlar kuşkulanmasınlar. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de: "Allâh bu misâlle ne demek istedi?" desinler. Böylece Allâh, dilediğini şaşırtır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlara bir uyarıdır.

32. Hayır, andolsun Aya,

33. Dönüp gitmekte olan geceye,

34. Ağaran sabaha,

35. Ki o (Sekar), büyük (belâ)lardan biridir.

36. İnsanlar için uyarıcıdır;

37. Sizden (iman yolunda) ileri gitmek veya geri kalmak dileyen kimseler için (uyarıcıdır).

38. Her can, kazandığıyle (Allâh katında) rehin alınmıştır.

39. Yalnız sağın adamları (Kitapları sağdan verilenler) hariç.

40. Onlar cennetler içinde soruyorlar;

41. Suçluların durumunu:

42. "Sizi şu yakıcı ateşe ne sürükledi?"

43. (Onlar da) Dediler ki: "Biz namaz kılanlardan olmadık."

44. "Yoksula da yedirmezdik."

45. Boş şeylere dalanlarla birlikte dalardık."

46. "Cezâ gününü yalanlardık."

47. "İşte böyle iken ölüm bize gelip çattı."

48. Artık onlara şefâ’atçilerin şefâ’ati fayda vermez.

49. Böyle iken onlara ne oluyur ki öğütten yüz çeviriyorlar?

50. Yaban eşekleri gibi;

51. Aslandan ürkmüş.

52. Hayır, onlardan her kişi kendisine açılan sahifeler verilmesini istiyor.

53. Yok yok onlar âhiretten korkmuyorlar.

54. Hayır (iyi bilsinler ki) o (Kur’ân) bir ikazdır.

55. Dileyen onu düşünür, öğüt alır.

56. Allâh dilemedikçe onlar öğüt almazlar. Takvâ ve mağfiret ehli O’dur (kendisinden korunmağa, cezâsından kaçınmağa lâyık olan ve günâhları bağışlayan yalnız O’dur).

Kategoriler

Kuran Kaynakları

müddesir suresi - Kuran Hatim sayfasını izlemektesiniz.



Kur’an’ı Kerim

Allah tarafından gönderilen ilahi kitapların sonuncusu olan Kur’an’ı Kerim, son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.v.) indirilmiştir. Sözlükte toplamak, okumak, bir araya getirmek anlamına gelen Kur’an, terim olarak şöyle tarif edilir:

“Hz. Peygamber’e indirilen, mushaflarda yazılı olup, peygamberimizden bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş olan; okunmasıyla ibadet edilen ve insanlığın benzerini getirmekten aciz kaldığı “ilahi kelâm”dır.

İlahi Kitapların Özelliği


İlahi kitapların en büyük özelliği ve değeri şüphesiz onların Allah’ın sözlerinden ibaret olmalarıdır. Ancak bugün bu özellik sadece Kur’ân-ı Kerîm’e mahsustur. Zira diğer ilâhî kitaplar peygamberlerinden sonra insanlarca tahrifat ile karşı karşıya kalmış ve sonunda bir insanın kaleme aldığı kitaplar haline gelmişlerdir. Zâten Kur’ân-ı Kerîm’in gönderilmesinin bir sebebi de budur. Son vahyedilen ilahi kelam olan Kur’ân-ı Kerîm, kendisinden önce gönderilen ilâhî kitapların bilgi ve hikmetlerini de içeren en mükemmel ilahi kitaptır. Kur’an Son ilahi kitap olması itibarıyla da bizzat Allah’ın muhafazası altındadır. O, hiç değişmeden kıyamete kadar insanlığa kurtuluş ve huzur reçetesi olmaya devam edecektir.

KUR’AN’IN NÜZÛLÜ (İNDİRİLMESİ)


Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’tan Hz.Peygamber’e Cebrail aracılığıyla, vahiy yoluyla indirilmiştir. Kolayca ezberlenmesi, kısa zamanda insanlara ulaşması, manasının kolaylıkla anlaşılması, inançların ve hükümlerin müminlerin kalbinde yavaş yavaş kuvvetlenip kökleşmesi için Kur’an bir defada toptan indirilmemiş, yaklaşık yirmi üç senede, peyderpey indirilmiştir.

KURAN-I KERİM NASIL OKUNMALI? KURAN-I KERİM EN GÜZEL NASIL OKUNUR?

Kuran okurken dikkat edilmesi gerekenler

Kuran-ı Kerim'i doğru bir şekilde okumak için harflerin üzerilerindeki uzatmalarına ve mahreç yerlerine dikkat etmek oldukça önemlidir. Harflerin okunuşunu değiştiren medler yani uzatmalar kişinin Kuran-ı Kerim'i nağmeli okumasını sağlamaz. Nağmeli bir şekilde okumak demek, kişinin Kuran-ı Kerim'i okurken oluşturduğu güzel sesiyle dinleyicilerin gönlüne hitap etmesidir.

Nağmeli okunan bir ayet ise insanlara karşı Kuran-ı Kerimin daha fazla okunup, daha fazla dinlenmesini teşvik eder.