Mehmet Emin Sarı Mürselat Suresi ok takipli Kur'an-ı Kerim video tilavetini dinleyin ve izleyin.
Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz.
Mehmet Emin Sarı Mürselat Suresi ok takipli Kur'an-ı Kerim video tilavetini dinleyin ve izleyin.
Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz.
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla…
1. Andolsun birbiri ardınca gönderilenlere,
2. Şiddetlice esenlere,
3. Yaydıkça yayanlara,
4. Tam anlamıyla ayırd edenlere,
5. Bir öğüt bırakanlara,
6. Önlemek veya uyarmak için ki,
7. Şüphesiz tehdit edildiğiniz şey elbette meydana gelecektir.
8. Yıldızlar söndürüldüğünde,
9. Gök yarıldığında,
10. Dağlar, sökülüp savrulduğunda,
11. Ve Rasullere vakit belirlendiğinde,
12. Hangi güne geciktirildiler?
13. Ayırma günü için.
14. Ayırma gününün ne olduğunu bilir misin?
15. O gün yalanlayanlara veyl olsun!
16. Biz, öncekileri helak etmedik mi?
17. Sonra geridekileri de onların ardına takarız.
18. İşte biz, suçlulara böyle yaparız.
19. O gün yalanlayanlara veyl olsun!
20. Biz sizi hakir bir sudan yaratmadık mı?
21. Sonra onu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
22. Bilinen bir süreye kadar.
23. Gücümüz yeter bizim. Ne güzel güç yetirenleriz biz!
24. O gün yalanlayanlara veyl olsun!
25. Biz yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı?
26. Dirilere ve ölülere.
27. Ve onda sabit yüksek dağlar kılmadık mı? Size tatlı bir su içirmedik mi?
28. O gün yalanlayanlara veyl olsun!
29. Haydi kalkıp gidin yalanladığınız şeye!
30. Haydi gidin üç kola ayrılmış bir gölgeye!
31. Ne gölgelendirir, ne alevden korur.
32. Gerçekten o, sanki her biri saray olan bir kıvılcım saçar.
33. Her biri, sanki sapsarı erkek deve sürüleri gibidir.
34. O gün yalanlayanlara veyl olsun!
35. Bu, konuşmayacakları bir gündür.
36. Onlara izin verilmez ki özür bildirsinler.
37. O gün yalanlayanlara veyl olsun!
38. Bu, ayırdetme günüdür. Sizi de öncekileri de toplarız.
39. Eğer bir hileniz varsa hemen bana bu hileyi yapın!
40. O gün yalanlayanlara veyl olsun!
41. Şüphesiz muttakiler, gölgelerde ve pınar başlarındadır.
42. Ve canlarının çektiği meyveler.
43. Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için.
44. Çünkü biz, ihsan edicileri böyle mükafatlandırırız.
45. O gün yalanlayanlara veyl olsun!
46. Yiyin, az bir süre faydalanın. Çünkü siz suçlu kimselersiniz.
47. O gün yalanlayanlara veyl olsun!
48. Onlara: "Rüku edin!" denildiği zaman rüku etmezler.
49. O gün yalanlayanlara veyl olsun!
50. Artık bundan sonra hangi söze inanacaklar?
Erhan Mete Mürselat Suresi video tilaveti dinleyin ve izleyin.
Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz .
In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.
1. By the (Winds) sent forth one after another (to man´s profit);
2. Which then blow violently in tempestuous Gusts,
3. And scatter (things) far and wide;
4. Then separate them, one from another,
5. Then spread abroad a Message,
6. Whether of Justification or of Warning;-
7. Assuredly, what ye are promised must come to pass.
8. Then when the stars become dim;
9. When the heaven is cleft asunder;
10. When the mountains are scattered (to the winds) as dust;
11. And when the messengers are (all) appointed a time (to collect);-
12. For what Day are these (portents) deferred?
13. For the Day of Sorting out.
14. And what will explain to thee what is the Day of Sorting out?
15. Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
16. Did We not destroy the men of old (for their evil)?
17. So shall We make later (generations) follow them.
18. Thus do We deal with men of sin.
19. Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
20. Have We not created you from a fluid (held) despicable?-
21. The which We placed in a place of rest, firmly fixed,
22. For a period (of gestation), determined (according to need)?
23. For We do determine (according to need); for We are the best to determine (things).
24. Ah woe, that Day! to the Rejecters of Truth!
25. Have We not made the earth (as a place) to draw together.
26. The living and the dead,
27. And made therein mountains standing firm, lofty (in stature); and provided for you water sweet (and wholesome)?
28. Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
29. (It will be said:) "Depart ye to that which ye used to reject as false!
30. "Depart ye to a Shadow (of smoke ascending) in three columns,
31. "(Which yields) no shade of coolness, and is of no use against the fierce Blaze.
32. "Indeed it throws about sparks (huge) as Forts,
33. "As if there were (a string of) yellow camels (marching swiftly)."
34. Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
35. That will be a Day when they shall not be able to speak.
36. Nor will it be open to them to put forth pleas.
37. Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
38. That will be a Day of Sorting out! We shall gather you together and those before (you)!
39. Now, if ye have a trick (or plot), use it against Me!
40. Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
41. As to the Righteous, they shall be amidst (cool) shades and springs (of water).
42. And (they shall have) fruits,- all they desire.
43. "Eat ye and drink ye to your heart´s content: for that ye worked (Righteousness).
44. Thus do We certainly reward the Doers of Good.
45. Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
46. (O ye unjust!) Eat ye and enjoy yourselves (but) a little while, for that ye are Sinners.
47. Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
48. And when it is said to them, "Prostrate yourselves!" they do not so.
49. Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
50. Then what Message, after that, will they believe in?
Rahman rahim Allah`ın adıyla
1. Şahit olsun birbiri ardınca gönderilen (bu vahiyler)!
2. Ardından bir fırtına gibi ortalığı kasıp kavuranlar!
3. Ve (ilahi mesajı) yaydıkça yayanlar!
4. Peşinden (hak ile batılı) seçip ayıranlar!
5. derken (insanı) tarifsiz (güzellikte) bir öğütle buluşturanlar;
6. (o öğütle) imana yöneleni mazur addeden ve (tevbe için) uyarıda bulunanlar...
7. Elbette, tehdit edildiğiniz şey mutlaka gerçekleşecektir:
8. Yıldızlar söndürüldüğü zaman;
9. ve gök yarıldığı zaman;
10. ve dağlar un ufak edildiği zaman;
11. ve bütün elçiler (tanıklık) vaktinde toplandığı zaman...
12. Peki, bütün bunlar hangi gün gerçekleştirilecek?
13. (İyi ile kötü arasındaki) Ayrım Günü.
14. Sahi, bu Ayrım Günü`nün dehşetini sen nereden bileceksin?
15. O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
16. Ne yani, Biz (o yalanlayanların) öncülerini helak etmedik mi?
17. Sonrakileri de onların peşine diziveririz:
18. İşte günahı hayat tarzı haline getirenlere böyle davranırız.
19. O gün vay haline bu hakikati yalanlayanların!
20. Sizin yaratılış sürecinizi basit ve zayıf bir sıvıdan başlatmadık mı?
21. Ki Biz o sıvıyı (rahim gibi) sağlam bir karar mahallinde korumaya aldık;
22. tabi ki önceden belirlenmiş bir süreye kadar...
23. Bütün bunları Biz takdir ettik; ve ne muhteşemdir Bizim takdirimiz!
24. O gün vay haline (bu) hakikatı yalanlayanların!
25. Değil mi ki yeryüzünü bir arada yaşama alanı yaptık;
26. (manen) diri (mü`min)ler ve ölü (kafir)ler için.
27. Ve başı yüce heybetli dağlar var ettik; ve size billur gibi suları sebil ettik.
28. O gün vay haline hakikati yalanlayanların!
29. Haydi artık, yalanlayıp durduğunuz (Hesap Günü`ne) doğru ilerleyin bakalım!
30. (İnsanın duygu, düşünce ve eylemini kuşatan) üç boyutlu gölgeye doğru ilerleyin!
31. Serinletmeyen ve ateşin alevinden korumayan (acayip bir gölgeye);
32. O (alevin ateşi) dev yapılar gibi kıvılcımlar saçar;
33. sanki akkordan halatlar gibi...
34. O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
35. Bu, ağızlarını açamayacakları bir gündür;
36. (o gün) onlara özür dilemeleri için dahi verilmez izin.
37. O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
38. İşte bu, Ayrım Günü`dür. (Onlara denilecek ki): "Sizi ve öncekileri bir araya topladık:
39. Haydi, eğer elinizde bir kurtuluş planı varsa hemen onu uygulayın!"
40. O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
41. Şüphe yok ki muttakiler (huzur veren) gölgeler altında ve (ebedi saadetin) kaynağında bulunacaklar;
42. ve canlarının istediği her şey, onları neşe ve zevke gark edecek;
43. (onlara) "Yaptıklarınıza karşılık olarak yiyin, için, afiyet olsun!" (deriz).
44. Elbet Biz iyileri işte böyle ödüllendiririz!"
45. Ne ki o gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
46. Siz de (dünyada) yiyip için ve geçici hazların sefasını sürün (ey yalanlayanlar)! Çünkü siz, günahı hayat tarzı haline getirdiniz.
47. O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
48. Zira onlara Allah’ın huzurunda saygıyla eğilin denildiğinde eğilmezler.
49. O gün vay haline hakikati yalanlayanların!
50. Haydi (buna inanmadılar), iyi de, bundan böyle hangi habere inanacaklar!
Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla
1. Birbiri ardınca gönderilenlere andolsun;
2. Derken kökünden koparıp savuranlara.
3. Yaydıkça yayanlara.
4. Böylece ayırdıkça ayıranlara,
5. Zikr (vahy, öğüt) bırakanlara;
6. Özür (suçu, eksikliği ortadan kaldırmak) veya uyarmak için.
7. Şüphesiz, size vaadedilen gerçekleşecektir.
8. Yıldızlar ’örtülüp (ışıkları) silindiği’ zaman,
9. Gök yarıldığı zaman
10. Dağlar, kökünden sökülüp savurulduğu zaman,
11. Ve resuller de (şahitlik için) belli bir vakitte getirildiği zaman
12. (Bu,) Hangi gün için ertelenmişti?
13. (Mü’mini müşrikten, haklıyı haksızdan) Ayırma günü için.
14. Bu ayırma gününü sana ne bildirdi?
15. O gün, yalanlayanların vay haline.
16. Biz, öncekileri helak etmedik mi?
17. Sonra arkadan gelenleri onların izinde yürüteceğiz.
18. İşte Biz, suçlu-günahkarlara böyle yapıyoruz.
19. O gün, yalanlayanların vay haline.
20. Sizi basbayağı bir sudan yaratmadık mı?
21. Sonra onu savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.
22. Belli bir süreye kadar;
23. İşte (buna) güç yetirdik. Demek ki, Biz ne güzel güç yetirenleriz.
24. O gün, yalanlayanların vay haline.
25. Biz yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı?
26. Dirilere ve ölülere.
27. Ve onda sabit yüksek dağlar var etmedik mi? Size tatlı bir su içirmedik mi?
28. O gün, yalanlayanların vay haline.
29. Kendisini yalanladığınız (azab)a gidin.
30. Üç dala ayrılmış bir gölgeye gidin.
31. Ne gölge altında barındırır, ne (yakıcı) alevden korur.
32. Gerçekten o, sanki her biri saray olan bir kıvılcım saçar.
33. Her biri, sanki sapsarı erkek deve sürüleri gibidir.
34. O gün, yalanlayanların vay haline.
35. Bu, onların konuşamayacakları bir gündür.
36. Ve onlara özür beyan etmeleri için izin verilmez.
37. O gün, yalanlayanların vay haline.
38. Bu, hüküm günüdür; sizi ve öncekileri ’birarada topladık.’
39. Şayet kurabileceğiniz hileli bir düzeniniz varsa, durmaksızın bana karşı kurun.
40. O gün, yalanlayanların vay haline.
41. Şüphesiz muttaki olanlar, gölgeliklerde ve pınar-başlarındadır;
42. Ve canlarının çekip-arzu ettiği meyveler (arasındadırlar).
43. Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere, afiyetle yiyin ve için.
44. Elbette Biz, ’iyi ve güzel’ davrananları işte böyle ödüllendiririz.
45. O gün, yalanlayanların vay haline.
46. (Sizler de dünyada) Yiyin ve biraz yararlanın. Çünkü siz, suçlu-günahkar kimselersiniz.
47. O gün, yalanlayanların vay haline.
48. Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman, rüku etmezler.
49. O gün, yalanlayanların vay haline.
50. Artık onlar, bundan sonra hangi söze inanacaklar?
Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla
1. İyilik için birbirinin peşinden gönderilenler,
2. Esip savuranlar,
3. Tohumlarını yaydıkça yayanlar,
4. Hakla batılı, doğru ile eğriyi ayırt edenler,
5. (5-6) Hak sahiplerine özür, yahut haksızlara tehdit olarak vahyi getiren melekler hakkı için:
6. (5-6) Hak sahiplerine özür, yahut haksızlara tehdit olarak vahyi getiren melekler hakkı için:
7. Size vâd edilen mutlaka gerçekleşecektir.
8. Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman,
9. Gök yarıldığı zaman,
10. Dağlar parçalanıp savrulduğu zaman,
11. Resullere ümmetleri hakkında şahitlik vakitleri belirlendiği zaman; beklenen kıyamet kopmuştur.
12. Bunlar hangi güne ertelendiler?
13. "Hüküm gününe!"
14. "Hüküm günü" nedir bilir misin?
15. Hakkı yalan sayanların o gün vay hallerine!
16. Biz o peygamberleri reddedenlerden öncekileri yok etmedik mi?
17. Sonra gidenleri de onların ardına takarız.
18. İşte suçlu kâfirlere Biz böyle davranırız.
19. Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!
20. Biz sizi basit bir sudan yaratmadık mı?
21. (21-22) Sonra da o meni nutfesini belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik.
22. (21-22) Sonra da o meni nutfesini belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik.
23. Biz işte böyle takdir ettik. Ne güzel takdir ederiz Biz!
24. Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!
25. (25-26) Gerek diriler ve gerek ölüler için Biz dünyayı toplanma yeri kılmadık mı?
26. (25-26) Gerek diriler ve gerek ölüler için Biz dünyayı toplanma yeri kılmadık mı?
27. Orada, sağlam yüksek dağlar yarattık ve size tatlı bir su ihsan ettik.
28. Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!
29. Nankörlere ise şöyle denir: "Haydi, durmayın yalan dediğiniz o azaba girin bakalım!"
30. Üç kola ayrılmış gölgeye gidin.
31. Gidin ama, o, ateşten sizi korumaz, gölgelik olmaz.
32. O, birer saray gibi kıvılcımlar atar.
33. O kıvılcımlardan her biri, sanki birer deve yavrusudur!
34. Hakkı yalan sayanların o gün vay hallerine!
35. Bugün, kâfirlerin konuşamayacakları bir gündür.
36. Kendilerine konuşma izni verilmez ki özür dilesinler.
37. Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!
38. Bu gün karar ve hüküm günüdür. Sizi de, önce gelip geçmiş olanları da bir araya topladık.
39. İşte hepiniz bir aradasınız. Kurtulmak için, bir düzeniniz, bir hileniz varsa, hiç durmayın, derhal uygulayın!
40. Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!
41. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise o gün gölgeliklerde, pınar başlarındadırlar.
42. Arzu ettikleri her türlü meyveyi bulurlar.
43. Dünyada yaptıklarınızdan ötürü âfiyetle yiyin, için!
44. Biz iyi hareket edenleri işte böyle ödüllendiririz.
45. Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!
46. Ey kâfirler! Yiyin, azıcık zevkedin bakalım. Gerçek şu ki siz mücrimsiniz.
47. Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!
48. Onlara: Haydin Allah’a boyun eğin denildiğinde, boyun eğmezler.
49. Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!
50. Artık bu Kur’ân’a da inanmazlarsa, hangi söze inanırlar acaba?
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
1. Dalga dalga salınanlara,
2. Kasırga gibi esip savuranlara,
3. Her yana dağıtanlara,
4. Doğruyu eğriden kesin çizgilerle ayıranlara,
5. İlahi mesajı peygamberlere iletenlere andolsun.
6. Ya bahaneleri boşa çıkarmak ya da uyarmak amacı ile,
7. Size söz verilen kıyamet kesinlikle kopacaktır.
8. Yıldızlar karardığı zaman,
9. Gök parçalandığı zaman,
10. Dağlar ufalanıp dağıldığı zaman,
11. Peygamberlerin tanıklık sıraları geldiği zaman,
12. Bu tanıklık hangi güne ertelendi?
13. Hüküm gününe.
14. Hüküm gününün ne olduğunu biliyor musun?
15. O gün inkarcıların vay haline!
16. Önceki inkarcı toplumları yoketmedik mi?
17. Sonraki inkarcıları da katarız onlara.
18. İşte biz günahkârlara böyle yaparız.
19. O gün inkarcıların vay haline!
20. Sizi basit bir sıvı damlasından yaratmadık mı?
21. Sonra o sıvı damlasını korunaklı bir yuvaya yerleştirmedik mi?
22. belli bir süreye kadar.
23. Biz o sıvı damlacığın gelişmesini aşamalı bir plâna bağladık. Biz ne güzel plân yaparız.
24. O gün inkarcıların vay haline!
25. Biz yeryüzünü barınak yapmadık mı?
26. Ölüler için de diriler için de.
27. Orada yüksek dağlar yaratmadık ve size tatlı sular içirmedik mi?
28. O gün inkarcıların vay haline!
29. Şimdi inkar ettiğiniz yere koşunuz!
30. Üç çatallı gölgeye koşunuz.
31. Serinlik sağlamayan ve alevden korumayan gölgeye!
32. O saray gibi kocaman kıvılcımlar saçar.
33. Her biri birer sarı deve gibi kıvılcımlar,
34. O gün inkarcıların vay haline!
35. Bugün onların konuşamayacakları bir gündür.
36. Özür dilemelerine de izin verilmez.
37. O gün inkarcıların vay haline!
38. Bugün sizi ve sizden öncekileri biraraya getirdiğimiz bir hüküm günüdür.
39. Eğer bana karşı oynayacağınız bir oyununuz varsa haydi, oynayın bakalım.
40. O gün inkarcıların vay haline!
41. Kötülüklerden sakınanlara gelince anlar ağaç gölgeleri altında ve pınar başlarındadırlar.
42. Canlarının çektiği meyvalarla başbaşadırlar.
43. (43-44) Kendilerine, "Yaptıklarınızın karşılığı olarak şimdi âfiyetle yiyiniz, içiniz" denilecektir. İşte biz, güzel amel yapanları böyle ödüllendiririz.
44. Biz iyilik yapanları, İşte böyle ödüllendiririz.
45. O gün inkarcıların vay haline!
46. Şimdi yiyiniz, azıcık safa sürünüz, sizler suçlusunuz.
47. O gün inkarcıların vay haline!
48. Onlara «rükûa varın» dendiğinde rüküa varmazlar.
49. O gün inkârcıların vay haline!
50. Onlar Kur’an’a inanmadıktan sonra hangi söze inanacaklar?
Rahmân ve Rahim Allâh’ın adıyla
1. Andolsun; birbiri ardınca gönderilenlere,
2. Esip savuranlara,
3. Yaydıkça yayanlara,
4. Ayırdıkça ayıranlara,
5. Öğüt bırakanlara:
6. Özür yahut uyarmak için.
7. (Bunlara andolsun) Ki size va’dedilen, mutlaka olacaktır.
8. Yıldızlar(ın ışığı) silindiği zaman,
9. Gök yarıldığı zaman,
10. Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman,
11. Elçilere vakit belirlendiği zaman:
12. Ertelenmiş oldukları gün için,
13. Yani hüküm günü için.
14. Hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?
15. Yalanlayanların vay haline o gün!
16. Öncekileri helâk etmedik mi?
17. Sonra geridekileri de onların ardına takarız.
18. Suçlulara böyle yaparız.
19. (Hakkı) yalanlayanların vay haline o gün!
20. Sizi âdi bir sudan yaratmadık mı?
21. Onu sağlam bir karar yerine koyduk.
22. Belli bir süreye kadar.
23. Biçimlendirdik. Ne güzel biçim vereniz Biz.
24. Yalanlayanların vay haline o gün!
25. Arz’ı toplanma yeri yapmadık mı?
26. Diriler ve ölüler için.
27. Orada yüksek yüksek dağlar meydana getirmedik mi? Ve size tatlı su(lar) içirmedik mi?
28. Yalanlayanların vay haline o gün!
29. "Haydi yalanladığınız (azâb)a gidin!
30. Üç dallı bir gölgeye gidin."
31. Ki ne gölgelendirir, ne de alevden korur.
32. O, kütük gibi kıvılcım(lar) saçar.
33. (Saçtığı) kıvılcım, sanki sarı bir halattır.
34. Yalanlayanların vay haline o gün!
35. Bu, konuşamayacakları gündür.
36. Kendilerine izin de verilmez ki özür dilesinler.
37. Yalanlayanların vay haline o gün!
38. İşte bu, hüküm günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya topladık.
39. Eğer (kurtulmak için yapacağınız) bir hileniz varsa bana hile yapın (da beni atlatın).
40. Yalanlayanların vay haline o gün!
41. Korunanlar ise gölgeler altında, çeşme başındadırlar.
42. Gönüllerinin çektiği meyvalar içindedirler.
43. "Yaptıklarınıza karşılık âfiyetle yeyin, için!"
44. "Biz, güzel davrananları böyle mükâfâtlandırırız."
45. Yalanlayanların vay haline o gün!
46. "Yeyin, azıcık sefâ sürün, siz suçlularsınız!"
47. Yalanlayanların vay haline o gün!
48. Onlara: "Rükû’ edin" dendiği zaman rükû’ etmezler.
49. Yalanlayanların vay haline o gün!
50. Onlar bun(a inanmadık)dan sonra hangi hadise (söze) inanacaklar?
Mürselat Suresi, Hafız İlhan Tok tarafından okunan Ok Takipli Kur'an-ı Kerim Hatmi Şerifi serisinin 077. suresidir.
Türkçe açıklamalı hatim dersi ve sure metni için: Mürselat Suresi - Türkçe Açıklamalı Hatim Dersi
Ebubekir Şatıri Mürselât Suresi video tilavetini dinleyin ve izleyin.
Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz .
Nasser Al Qatami
| |||
Elmalılı Hamdi Tefsiri - Kuranı Kerim
| |||
KURAN-I KERİM NASIL OKUNMALI? KURAN-I KERİM EN GÜZEL NASIL OKUNUR?
Kuran okurken dikkat edilmesi gerekenler
Kuran-ı Kerim'i doğru bir şekilde okumak için harflerin üzerilerindeki uzatmalarına ve mahreç yerlerine dikkat etmek oldukça önemlidir. Harflerin okunuşunu değiştiren medler yani uzatmalar kişinin Kuran-ı Kerim'i nağmeli okumasını sağlamaz. Nağmeli bir şekilde okumak demek, kişinin Kuran-ı Kerim'i okurken oluşturduğu güzel sesiyle dinleyicilerin gönlüne hitap etmesidir.
Nağmeli okunan bir ayet ise insanlara karşı Kuran-ı Kerimin daha fazla okunup, daha fazla dinlenmesini teşvik eder.