Mehmet Emin Sarı Nebe Suresi ok takipli Kur'an-ı Kerim video tilavetini dinleyin ve izleyin.
Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz.
Mehmet Emin Sarı Nebe Suresi ok takipli Kur'an-ı Kerim video tilavetini dinleyin ve izleyin.
Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz.
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla…
1. Birbirlerine ne hakkında soruyorlar?
2. O büyük haberden mi?
3. Ki onun hakkında anlaşmazlık içindedirler.
4. Hayır, hayır; yakında bileceklerdir.
5. Yine hayır, hayır; yakında bileceklerdir.
6. Biz, yapmadık mı yeryüzünü bir beşik,
7. Dağları da birer kazık?
8. Sizi çift çift yarattık.
9. Uykunuzu bir dinlenme yaptık.
10. Geceyi bir elbise yaptık.
11. Gündüzü de bir geçim vakti kıldık.
12. Üstünüze yedi sapasağlam bina ettik;
13. Parıldadıkça parıldayan bir kandil yaptık.
14. Yoğunlaşmış bulutlardan, şarıl şarıl bir su indirdik.
15. Onunla taneleri ve bitkileri çıkaralım diye.
16. Sarmaş dolaş bahçeler.
17. Şüphesiz ayırdetme günü, belirlenmiş bir vakittir.
18. Sur’a üfürüleceği gün siz bölük bölük geleceksiniz.
19. Gök açılır, kapı kapı olur.
20. Dağlar yürütülür, seraba dönüşür.
21. Gerçekten cehennem, bir gözetleme yeridir.
22. Azgınların dönüş yeridir.
23. Devirler boyunca orada kalacaklardır.
24. Orada bir serinlik de tatmazlar; içilecek bir şey de.
25. Ancak kaynar bir su ve irin.
26. Uygun bir ceza olarak.
27. Doğrusu onlar, hiçbir hesab ummuyorlardı.
28. Ayetlerimizi de yalanladıkça yalanlıyorlardı.
29. Biz ise herşeyi yazıp saymışızdır.
30. "Şimdi tadın, size işkenceden başka bir şey artırmayacağız."
31. Şüphe yok ki muttakiler için bir kurtuluş vardır.
32. Bahçeler ve üzüm bağları da.
33. Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
34. Dolu dolu kadehler de.
35. Orada boş bir söz de işitmezler, yalan bir söz de.
36. Rabbinden bir karşılık, yeterli bir bağış olmak üzere.
37. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi Rahman’dan. O’na hitabetmeye güç yetiremezler.
38. O gün Ruh ve melekler saflar halinde ayakta duracaklardır. Rahman’ın izin verdiği dışında kimse konuşamaz. O da doğruyu söyleyecektir.
39. İşte bu, hak gündür. Şu halde dileyen Rabbine bir yol edinsin.
40. Biz gerçekten sizi yakın bir azap ile uyardık. Kişinin kendi ellerinin önceden yaptıklarına bakacağı gün kâfir de: "Ah, keşke toprak oluverseydim." diyecek.
Erhan Mete Nebe Suresi video tilaveti dinleyin ve izleyin.
Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz .
In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.
1. Concerning what are they disputing?
2. Concerning the Great News,
3. About which they cannot agree.
4. Verily, they shall soon (come to) know!
5. Verily, verily they shall soon (come to) know!
6. Have We not made the earth as a wide expanse,
7. And the mountains as pegs?
8. And (have We not) created you in pairs,
9. And made your sleep for rest,
10. And made the night as a covering,
11. And made the day as a means of subsistence?
12. And (have We not) built over you the seven firmaments,
13. And placed (therein) a Light of Splendour?
14. And do We not send down from the clouds water in abundance,
15. That We may produce therewith corn and vegetables,
16. And gardens of luxurious growth?
17. Verily the Day of Sorting out is a thing appointed,
18. The Day that the Trumpet shall be sounded, and ye shall come forth in crowds;
19. And the heavens shall be opened as if there were doors,
20. And the mountains shall vanish, as if they were a mirage.
21. Truly Hell is as a place of ambush,
22. For the transgressors a place of destination:
23. They will dwell therein for ages.
24. Nothing cool shall they taste therein, nor any drink,
25. Save a boiling fluid and a fluid, dark, murky, intensely cold,
26. A fitting recompense (for them).
27. For that they used not to fear any account (for their deeds),
28. But they (impudently) treated Our Signs as false.
29. And all things have We preserved on record.
30. "So taste ye (the fruits of your deeds); for no increase shall We grant you, except in Punishment."
31. Verily for the Righteous there will be a fulfilment of (the heart´s) desires;
32. Gardens enclosed, and grapevines;
33. And voluptuous women of equal age;
34. And a cup full (to the brim).
35. No vanity shall they hear therein, nor Untruth:-
36. Recompense from thy Lord, a gift, (amply) sufficient,
37. (From) the Lord of the heavens and the earth, and all between, (Allah) Most Gracious: None shall have power to argue with Him.
38. The Day that the Spirit and the angels will stand forth in ranks, none shall speak except any who is permitted by (Allah) Most Gracious, and He will say what is right.
39. That Day will be the sure Reality: Therefore, whoso will, let him take a (straight) return to his Lord!
40. Verily, We have warned you of a Penalty near, the Day when man will see (the deeds) which his hands have sent forth, and the Unbeliever will say, "Woe unto me! Would that I were (metre) dust!"
Rahman rahim Allah`ın adıyla
1. Kendi aralarında neyi soruşturuyorlar?
2. O muazzam (olayın) müthiş haberini mi?
3. Ki onlar o (haber) hakkında farklı düşünüyorlar.
4. Evet: Bir gün (gerçeği) öğrenecekler;
5. evet, evet: Bir gün (gerçeği nasılsa) öğrenecekler.
6. Yeryürüzünü (sizin için) tarifsiz bir beşik kılmadık mı?
7. Ve dağları da (o beşiğin) ayakları?
8. Sizi de çift çift yarattık.
9. ve uykunuzu ölüm (sembolü) kıldık;
10. ve geceyi tarifsiz bir örtü kıldık;
11. gündüzü de hayat (sembolü) yaptık.
12. Ve üzerinize yedi kat (göğü) sapasağlam bina ettik.
13. Ve (oraya) son derece güçlü bir ışık ve ısı kaynağı yerleştirdik.
14. Sıkarak su çıkaranlardan şarıl şarıl bir su indirdik,
15. ki onunla tohumlar ve bitkiler bitirelim;
16. dahası, salkım saçak bahçeler (yetiştirelim diye).
17. Şüphesiz Ayrışma Günü`nün belirlenmiş bir vakti mutlaka vardır:
18. o gün sura üflenir, derhal amacına göre taksim edilmiş topluluklar halinde (hayat alanına) çıkarsınız;
19. ve kapıları varmış gibi gökler açılıverir;
20. ve dağlar yürütülür, sanki sir serap olur.
21. Şüphesiz (o gün) Cehennemin gözleri yolda kalacaktır;
22. (o) haddini bilmezler için bir son duraktır;
23. onlar orada uzun zamanlar boyu kalacaklar.
24. Orada ne (yürek) serinletici bir (haber) tadacaklar, ne de (iç yangını söndürecek) bir içecek.
25. Ancak kavurucu bir umutsuzluk ve zift gibi sıvanan buz gibi bir karanlık.
26. (İnkarlarına) uygun bir karşılık...
27. Şu kesin ki onlar vaktiyle, hesaba çekilmeyi arzu etmiyorlardı;
28. üstelik ayetlerimizi de açık bir dille yalanlamışlardı;
29. Biz her şeyi hesap edip, bir sicile, bilgi işlem merkezine, Levh-i Mahfuz’a kaydettik.
30. Sonunda (onlara diyeceğiz ki): "(Büyüttüğünüz Cehennem ağacının meyvelerini) tadın; artık size tarifsiz bir mahrumiyetten başka bir şey artırmayacağız.
31. Ne var ki, Allah bilinciyle hareket edenleri tarifsiz bir mutluluk yurdu bekliyor;
32. içinden su çıkan göz bebeği bahçeler, bağlar...
33. Dahası, dengi dengine gözalıcı eşler...
34. Ve dolup taşan kadehler...
35. Orada kimse ne boş bir laf, ne de yalan bir söz duyacak.
36. (bütün bunlar) Rabbinden, tarif(e)siz bir hesaba göre bahşedilen sınırsız bir ödül olacak:
37. göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi`nden; Rahman`dan... Ve hiç kimse O`na (karşı) söz söyleme cesaretini kendinde bulamayacak;
38. o gün (insanlığa ait) bütün ruhlar ve melekler saf saf kıyama duracak; kimse ağzını açamayacak; ancak Rahman`ın izin verdikleri müstesna; onlar da sadece doğruyu söyleyecek.
39. İşte bu, hakkın tecelli ettiği gündür: artık dileyen Rabbine varan bir yol tutsun!
40. Kuşku yok ki Biz sizi, çok yakın bir azaba karşı uyarıyoruz: o gün kişi elleriyle takdim ettiği şeylere bakacak; ve (yeniden dirilişi) inkar eden kişi şöyle diyecek: "Ah n`olaydım, keşke bir toprak olaydım!"
Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla
1. Birbirlerine hangi şeyi sorup duruyorlar?
2. O büyük haberi mi?
3. Ki kendileri hakkında anlaşmazlık içindedirler.
4. Hayır; yakında bileceklerdir.
5. Yine hayır; yakında bileceklerdir.
6. Biz, yeryüzünü bir döşek kılmadık mı?
7. Dağları da birer kazık?
8. Sizi çift çift yarattık.
9. Uykunuzu bir dinlenme yaptık.
10. Geceyi bir örtü yaptık.
11. Gündüzü bir geçim-vakti kıldık.
12. Sizin üstünüze sapasağlam yedi-gök bina ettik.
13. Parıldadıkça parıldayan bir kandil (güneş) kıldık.
14. Sıkıp suyu çıkaran (bulut)lardan ’bardaktan boşanırcasına su’ indirdik.
15. Bununla taneler ve bitkiler bitirip-çıkaralım diye.
16. Ve birbirine sarmaş-dolaş bahçeleri de.
17. Şüphesiz o hüküm (fasl) günü, belirlenmiş bir vakittir.
18. Sur’a üfürüleceği gün, artık siz dalga dalga geleceksiniz.
19. O sırada gök açılmış ve kapı kapı olmuştur.
20. Dağlar yürütülmüş, artık bir serab oluvermiştir.
21. Gerçekten cehennem, bir gözetleme yeridir.
22. Taşkınlık edip-azanlar için son bir varış yeridir.
23. Bütün zamanlar boyunca içinde kalacaklardır.
24. Orada ne serinlik tadacaklar, ne bir içecek.
25. Kaynar sudan ve irinden başka.
26. (İşlediklerine) Uygun olan bir ceza olarak,
27. Doğrusu onlar, hesaba çekileceklerini ummuyorlardı.
28. Bizim ayetlerimizi yalanlayabildikleri kadar yalanlıyorlardı.
29. Oysa Biz, herşeyi yazıp saymışızdır.
30. Şimdi tadın. Size artık azaptan başkasını arttırmayacağız;
31. Gerçek şu ki, muttakiler için ’bir kurtuluş ve mutluluk’ vardır.
32. Nice bahçeler ve üzüm bağları.
33. Göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
34. Dopdolu kadehler.
35. İçinde, ne ’boş ve saçma bir söz’ işitirler, ne bir yalan.
36. Rabbinden bir karşılık olmak üzere yeterli bir bağış(tır bu).
37. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi Rahman olan (Allah); O’na hitap etmeye güç yetiremezler.
38. Ruh ve meleklerin saflar halinde duracakları gün; Rahman’ın kendilerine izin verdikleri dışında olanlar konuşmazlar. (Konuşacak olan da,) Doğruyu söyleyecektir.
39. İşte bu, hak gündür. Şu halde dileyen Rabbine bir dönüşyolu edinsin.
40. Gerçekten Biz sizi yakın bir azab ile uyardık. Kişinin kendi ellerinin önceden takdim ettiklerine bakacağı gün, kafir olan da: "Ah, keşke ben bir toprak oluverseydim" diyecek.
Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla
1. Onlar birbirine neyi sorup duruyorlar?
2. (2-3) Hakkında ihtilafa düştükleri o mühim haberi mi?
3. (2-3) Hakkında ihtilafa düştükleri o mühim haberi mi?
4. Hayır! (İhtilafa ne hacet,) yakında anlayacaklar!
5. Elbette ve elbette yakında gerçeği öğrenecekler!
6. Biz yeri bir döşek yapmadık mı?
7. Dağları da arzı tutan birer destek yapmadık mı?
8. Hem, sizi çift yarattık.
9. Uykunuzu dinlenme yaptık.
10. (10-11) Geceyi bir örtü, gündüzü geçiminiz için çalışma zamanı kıldık.
11. (10-11) Geceyi bir örtü, gündüzü geçiminiz için çalışma zamanı kıldık.
12. Üstünüzde yedi sağlam gök bina ettik.
13. Orada pırıl pırıl yanan bir lamba koyduk.
14. (14-16) Size hububat, tohumlar, bitkiler ve ağaçları birbirine sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye, sıkışıp yoğunlaşmış bulutlardan bol bol yağmur indirdik.
15. (14-16) Size hububat, tohumlar, bitkiler ve ağaçları birbirine sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye, sıkışıp yoğunlaşmış bulutlardan bol bol yağmur indirdik.
16. (14-16) Size hububat, tohumlar, bitkiler ve ağaçları birbirine sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye, sıkışıp yoğunlaşmış bulutlardan bol bol yağmur indirdik.
17. (İmdi bunları anladıysanız, hakkında ihtilaf ettiğiniz o mahşer dirilişini de anlarsınız. İşte bunları kim yapmışsa, ölüleri de O diriltecektir.) Evet, o "karar günü," vakti kesin olarak belirlenmiş bir gündür.
18. O gün sûra üfürülür, siz de bölük bölük gelirsiniz.
19. Gökler kapı kapı açılır (her tarafı kapı haline gelen gökten melâike orduları birden indirme yapar).
20. Dağlar yürütülür, serab olur gider, her taraf dümdüz olur.
21. Cehennem pusuda... Her an eline düşecek avlarını gözlemektedir.
22. Azgınların dönüp dolaşıp varacakları yuvalarıdır.
23. Devirler boyunca orada kalacaklardır.
24. Orada ne bir serinlik, ne bir içecek tadarlar.
25. İçecek olarak sadece kaynar su ile irin bulurlar.
26. Bu, yaptıklarının tam karşılığıdır.
27. Çünkü onlar bu hesap gününe inanmıyor (onu hesaba almıyorlardı).
28. İşleri güçleri ayetlerimizi yalan saymaktı.
29. Biz de (her şeyi kaydettiğimiz gibi), onların yaptıklarını da tek tek tesbit ettik.
30. Onun için onlara şöyle diyeceğiz: Yaptığınız kötülüklerin meyvelerini tadın! Artık Bizden sizin azabınızı artırmaktan başka bir şey beklemeyin.
31. Ama Allah’ı sayıp günahlardan sakınanlar, başarı ve mutluluğa ererler.
32. (32-34) Onlara bahçeler, üzüm bağları, turunç göğüslü genç yaşıt dilberler, dolu dolu kadehler var.
33. (32-34) Onlara bahçeler, üzüm bağları, turunç göğüslü genç yaşıt dilberler, dolu dolu kadehler var.
34. (32-34) Onlara bahçeler, üzüm bağları, turunç göğüslü genç yaşıt dilberler, dolu dolu kadehler var.
35. Orada boş sözler, yalanlar işitmezler.
36. İşte bu da Rabbinden mükâfat, yeter mi yeter!
37. Göklerin, yerin ve bunların arasındaki varlıkların Rabbinden, O Rahman’dan bir mükâfattır. O’nun huzurunda ağzını açacak, söz söyleyecek hiç kimse yoktur.
38. O gün Rûh ve melekler saf saf sıralanır. Rahman’ın izin verdiklerinin dışında, asla konuşmazlar. Konuşan da yerli yerinde söz söyler.
39. İşte bu, gerçekliği kesin olan gündür. Artık dileyen, Rabbine varan yolu tutar, O’na sığınır.
40. Biz, gelmesi yaklaşmış bir azabı bildirerek sizi uyarıyoruz. O gün gelecek ve her şahıs önünde, yalnız yapıp ettiklerini bulup bakacak ve kâfir: "Ah ne olurdu, keşke toprak olaydım!" diyecek.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
1. O inkârcıların birbirlerine sorup durdukları nedir?
2. O büyük haberi mi?
3. Ki onlar onda ayrılığa düştüler.
4. Hayır yakında bilecekler.
5. Yine hayır, yakında bilecekler.
6. Yeryüzünü bir beşik,
7. Dağları da onun için birer direk kıldık.
8. Ve sizi çift çift yarattık.
9. Uykunuzu dinlenme vakti yaptık.
10. Geceyi bir örtü yaptık.
11. Gündüzü geçiminiz için çalışıp kazanma zamanı yaptık.
12. Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik.
13. Oraya parlak kandiller astık.
14. Sıkışan bulutlardan şarıl şarıl su indirdik ki,
15. (15-16) Onunla taneler, bitkiler ve birbirine sarmaş dolaş olmuş ağaçlı bahçeler çıkaralım.
16. (15-16) Onunla taneler, bitkiler ve birbirine sarmaş dolaş olmuş ağaçlı bahçeler çıkaralım.
17. Muhakkak ki hüküm günü, belirlenmiş bir vakittir.
18. Sur’a üflendiği gün, bölük bölük Allah’a gelirsiniz.
19. O gün gökyüzü açılır ve orada pek çok kapılar oluşur.
20. Dağlar yürütülür, serap haline gelir.
21. Cehennem de suçluları gözetleyip durmaktadır.
22. Orası azgınların varacağı yerdir.
23. Orada sonsuza dek kalacaklardır.
24. Orada ne bir serinlik ne de içilecek bir şey tadarlar.
25. Yalnız kaynar su ve irin içerler.
26. Yaptıklarına uygun bir ceza olarak
27. Çünkü onlar bir hesab görüleceğini ummuyorlardı.
28. Ayetlerimizi de tamamen yalanlamışlardı.
29. Biz de herşeyi sayıp yazmıştık.
30. Şimdi tadın, artık size azabtan başka bir şeyi artırmıyacağız.
31. Takva sahipleri için de başarı ödülü vardır.
32. Nice bahçeler, bağlar,
33. Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar ve
34. Dolu dolu kadehler
35. Orada ne boş bir söz ve ne de yalan işitirler.
36. Bunlar Rabbinin katından yaptıklarına karşılığı verilenlerdir.
37. O, göklerin yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşamayacağı Rahman olan Allah’tır.
38. Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah’ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.
39. işte gerçek gün budur. Dileyen kimse Rabbine götürecek bir yol benimser.
40. Sizi yakın gelecekteki azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da «Keşke toprak olsaydım» der.
Rahmân ve Rahim Allâh’ın adıyla
1. Birbirlerine hangi şeyden soruyorlar?
2. O büyük haberden mi?
3. Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.
4. Hayır (dedikleri gibi değil), yakında bilecekler.
5. Sonra hayır (dedikleri gibi değil), yakında bilecekler.
6. Yapmadık mı biz, Arzı bir beşik,
7. Dağları birer kazık?
8. Ve sizi çift çift yarattık.
9. Uykunuzu dinlenme yaptık.
10. Geceyi (sizi sarıp örten) bir giysi yaptık.
11. Gündüzü de geçim zamanı yaptık.
12. Üstünüzde yedi sağlam (gök) binâ ettik.
13. Ve (orada) parıl parıl parlayan bir lamba yarattık.
14. Sıkışan (bulut)lardan şarıl şarıl su indirdik,
15. Ki onunla çıkaralım: Dâne(ler), bitki(ler),
16. Ve (ağaçları) birbirine sarmaş dolaş bahçeler.
17. Muhakkak ki (haklının, haksızın ayırdedileceği) hüküm günü, belirlenmiş bir vakittir.
18. O gün Sûr’a üflenir, bölük bölük gelirsiniz.
19. Gök açılmış, kapı kapı olmuştur.
20. Dağlar yürütülmüş, bir serab olmuştur.
21. Cehennem de gözetleme yeri olmuş (suçluları gözetleyip durmakta)dır.
22. Azgınların varacağı yerdir.
23. Orada çağlar boyu kalacalardır.
24. Orada ne bir serinlik, ne de içilecek bir şey tadarlar,
25. Yalnız kaynar su ve irin (içerler);
26. Yaptıklarına uygun bir cezâ olarak.
27. Çünkü onlar bir hesap (görüleceğini) ummuyorlardı.
28. Âyetlerimizi de tamamen yalanlamışlardı.
29. Biz de her şeyi sayıp yazmıştık.
30. "Şimdi tadın (yaptıklarınızın tadını), artık size azâbdan başka bir şey artırmayacağız!
31. Korunanlar için de başarı ödülü vardır.
32. Bahçeler, bağlar,
33. Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
34. Ve dolu kadeh(ler).
35. Orada ne boş söz ne de yalan işitirler;
36. Rabbinden bir karşılık, yeterli bir bağış olarak.
37. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, çok merhametli (Rab). O’nun (izni olmadan) huzurunda konuşamazlar.
38. O gün Rûh ve melekler, sıra sıra dururlar. Ancak Rahmân’ın izin verdiği konuşabilir, o da doğruyu söyler.
39. İşte bu, hak günüdür. Artık dileyen, Rabbine varan bir yol tutar.
40. Biz sizi yakın bir azâb ile uyardık. O gün kişi, ellerinin (yapıp) öne sürdüğü işlere bakar ve kâfir: "Keşke ben, toprak olsaydım!" der.
Nebe Suresi, Hafız İlhan Tok tarafından okunan Ok Takipli Kur'an-ı Kerim Hatmi Şerifi serisinin 078. suresidir.
Türkçe açıklamalı hatim dersi ve sure metni için: Nebe Suresi - Türkçe Açıklamalı Hatim Dersi
Ebubekir Şatıri Nebe' (Amme) Suresi video tilavetini dinleyin ve izleyin.
Video açılmazsa videoyu yeni sekmede açabilirsiniz .
Nasser Al Qatami
| |||
Elmalılı Hamdi Tefsiri - Kuranı Kerim
| |||
KURAN-I KERİM NASIL OKUNMALI? KURAN-I KERİM EN GÜZEL NASIL OKUNUR?
Kuran okurken dikkat edilmesi gerekenler
Kuran-ı Kerim'i doğru bir şekilde okumak için harflerin üzerilerindeki uzatmalarına ve mahreç yerlerine dikkat etmek oldukça önemlidir. Harflerin okunuşunu değiştiren medler yani uzatmalar kişinin Kuran-ı Kerim'i nağmeli okumasını sağlamaz. Nağmeli bir şekilde okumak demek, kişinin Kuran-ı Kerim'i okurken oluşturduğu güzel sesiyle dinleyicilerin gönlüne hitap etmesidir.
Nağmeli okunan bir ayet ise insanlara karşı Kuran-ı Kerimin daha fazla okunup, daha fazla dinlenmesini teşvik eder.